Önünüzdeki tabakta sadece elma varsa seçmek bir özgürlük değil,
bir mecburiyettir. Seçim yapabilmek için masada en azından bir
ayvanın, bir armudun varlığı gerekir. Ancak bazen sofra ne kadar
donatılmış olursa olsun, biz o meyvelere uzanamayız. Çünkü
heybemizde ne varsa, çocukluk soframızdan hangi hatırayı süzüp
getirdiysek, seçeneklerimizi de onlarla sınırlarız. Başka türlüsünü
bilmediğimizde o tek elma bizim tek kaderimiz olur. Şema terapi
penceresinden baktığımızda, yakınlık kurma biçimimiz de tam olarak
bu “heybe” ile şekillenir. Baş etme yollarımız ne ise teması da o renge
boyarız.
Yakınlık kimini korkutan, kiminin nefes gibi arzu ettiği; kimini
bir buz kütlesi gibi donduran, kiminin ise en ayazda bile içini ısıtan o
tuhaf durak. İnsanlığın en büyük handikapı, bir ötekine duyduğu o
kaçınılmaz, o ilksel ihtiyaçtır. Bu ihtiyaç ancak yakınlık ile doyar;
ancak yakınlık, her şeyden önce kendi çıplaklığımızı ve kırılganlığımızı
kabul etmeyi gerektirir. Tıpkı kuluçkaya yatan bir tavuk gibi… O tavuk
sadece yumurtaların üzerine oturmaz; onlara kendi teninin ısısını verir,
onlarla temas kurar. O yumurtaların dış dünyaya gözlerini açabilmesi,
o canın hayatta kalabilmesi için bu yakınlık bir tercih değil, biyolojik
bir zorunluluktur. Yaşamak için yakınlığa, tene ve sıcaklığa
muhtacızdır. Ancak biz insanlar, o kuluçka sıcaklığından
korktuğumuzda ya da o sıcaklığı hiç tanımadığımızda, yakınlığın o çift
yönlü keskinliğinde yaralanmamak için eski savunmalarımıza sığınırız.
Kimimiz, yakınlığın getireceği o “incinme” ihtimaline karşı bir
teslimiyetle boyun eğer; önündeki elma çürük de olsa, ruhunu da
yaralasa, “bildiğim acı, bilmediğim huzurdan iyidir” diyerek o sofradan
kalkmaz. Kimimiz ise o masaya hiç oturmaz; armuda alerjisi
olduğundan değil, o meyveyi soyarken elini kesme ihtimalinin yarattığı
o derin kaçınma duygusuyla kendi kabuğuna çekilir. O an sığınılan
yatak sadece bir mobilya değildir; dışarıdaki reddedilme riskine karşı
bir ana kucağı, güvenli bir ana rahmidir. Bazılarımız ise o sofrada en
çok bağıran, tabağı ilk deviren olur. İçindeki o “sevilmeme” korkusunu,
dünyayı fethetmeye çalışan bir zırhla, yani bir aşırı telafiyle örter.
Kendi içindeki o aç bebeği susturmak için başkalarının tabaklarına el
koyar ama ne yaparsa yapsın o içsel boşluğu doyuramaz. Çünkü
yakınlık, sadece fiziksel bir temas değil, ruhun o savunmasız kuluçka
anına izin vermesidir. Eğer midemiz ayvayı hazmedemiyorsa, bunun
sebebi ayvanın sertliği değil; belki de bizim "dayanıksızlık"
şemalarımızın, yani duygusal sindirim sistemimizin o besini kabul
edecek kadar esnememiş olmasıdır. Belki de “kusurlu” olduğumuza
dair o eski fısıltı yüzünden, elmanın içindeki çürüğün görünmesinden,
bir ötekinin bizi tam da olduğumuz gibi görmesinden korkuyoruzdur.
Oysa gerçek iyileşme, o güvenli yatağımızdan kalkıp, tabağımızdaki
diğer meyvelere —yani yeni ve sağlıklı bağ kurma yollarına— şans
verdiğimizde başlar. Tıpkı yumurtadan çıkacak o yavru gibi, biz de
ancak bir ötekinin sıcaklığında, kendi kabuğumuzu kırma cesaretini
bulabiliriz.
Yakınlık, bir başkasının elindeki meyveden bir ısırık alabilme
cesaretidir. Midenize dokunabilir, tadı ekşi gelebilir ya da tam
aradığınız lezzet olabilir. Ama denemeden bilmenin yolu yoktur.
Doğada kuluçka, sadece sıcaklık değil, aynı zamanda muazzam
bir sabır ve hareketsizliktir. Beklemektir. Bir ötekinin büyümesine
alan açmaktır. Eğer biz baş etme yollarımıza (teslim, kaçınma, telafi)
sıkı sıkıya tutunursak, o yumurtanın üzerinde değil, yanında dururuz.
Temas ederiz ama ısıtamayız.
Yakınlık, bir başkasının elindeki meyveden bir ısırık alabilme
cesaretidir. Tadı ekşi gelebilir, midenizi bulandırabilir ya da ilk kez
gerçekten doyduğunuzu hissettirebilir ama denemeden bilmenin
yolu yoktur.
Çünkü hayat, o güvenli yatakta değil; kabuğun çatladığı o ilk
anda başlar.
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.
30/06/2026
30/06/2026
30/06/2026