İçeriğe geç
Blog

Panik Atak ve Panik Bozukluk: Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi - Psk. Nur Sena Özkan Kızılkan

Panik Atak ve Panik Bozukluk: Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

Panik atak yaşayan pek çok kişi için ilk dikkat çeken şey, bedeninde aniden ortaya çıkan değişimlerdir. Kalp atışlarının hızlanması, nefes almakta güçlük, göğüste sıkışma veya baş dönmesi, o anda ciddi bir sağlık sorunu yaşandığı düşüncesini beraberinde getirebilir. Hatta bazı kişiler, ilk panik atak deneyimlerinin ardından kalp krizi geçirdiklerini düşünerek acil servise başvurur.

Yapılan tıbbi değerlendirmelerde önemli bir sorun saptanmasa bile yaşanan korkunun etkisi hemen ortadan kalkmayabilir. Daha önce önemsenmeyen bir çarpıntı ya da nefes alışverişindeki küçük bir değişiklik, yeniden aynı durumun yaşanacağı endişesini uyandırabilir.

Panik atağı ve panik bozukluğu anlamak için yalnızca belirtilere değil, bu belirtilerin kişinin düşüncelerini, davranışlarını ve günlük yaşamını nasıl etkilediğine de bakmak gerekir.

Panik Atak Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Panik atak, aniden ortaya çıkan yoğun korku veya rahatsızlık hissine bedensel ve zihinsel belirtilerin eşlik ettiği bir durumdur. Belirtiler genellikle dakikalar içerisinde en yüksek düzeyine ulaşır.

En sık görülen panik atak belirtileri şunlardır:

  • Kalp çarpıntısı ve kalp atışlarının hızlanması
  • Nefes darlığı veya boğuluyormuş gibi hissetme
  • Göğüste ağrı ya da sıkışma
  • Baş dönmesi ve bayılacakmış gibi hissetme
  • Terleme, titreme ve uyuşma
  • Mide bulantısı
  • Ölüm korkusu veya kontrolünü kaybetme düşüncesi
  • Kendine ya da çevresine yabancılaşma hissi

Panik atak herkes için aynı şekilde yaşanmaz. Bazı kişilerde kalp çarpıntısı ön plandayken bazılarında nefes alamama hissi daha yoğun olabilir. Belirtilerin nasıl yorumlandığı da yaşanan korkunun şiddetini etkiler.

Panik Atak ile Panik Bozukluk Arasındaki Fark Nedir?

Her panik atak yaşayan kişide panik bozukluk gelişmez.

Panik bozuklukta tekrarlayan, beklenmedik panik atakların ardından yeniden atak geçirmeye yönelik belirgin bir kaygı veya bu kaygıyla ilişkili davranış değişiklikleri görülür.

Örneğin alışveriş merkezinde panik atak yaşayan biri, aynı durumu tekrar yaşamamak için kalabalık ortamlardan uzak durmaya başlayabilir. Başlangıçta yalnızca belirli yerlere gitmekten kaçınırken zamanla tek başına dışarı çıkmakta da zorlanabilir.

Aslında kişinin kaçındığı şey her zaman bulunduğu ortam değildir. O ortamda yeniden fenalaşmak, kontrolünü kaybetmek veya yardım alamamak düşüncesi davranışlarını şekillendirebilir.

Bu nedenle panik bozukluk, yalnızca atakların yaşandığı anlarla sınırlı kalmaz; kişinin günlük yaşamındaki tercihlerini de etkileyebilir.

Panik Atak Neden Olur?

Panik atağın ortaya çıkmasında genetik yatkınlık, yoğun stres, kaygıya duyarlılık ve geçmiş yaşam deneyimleri gibi farklı etkenler rol oynar. Ancak her panik atağın belirgin bir nedeni veya tetikleyicisi bulunmaz.

Özellikle bedensel değişimlerin tehlikeli olarak yorumlanması, yaşanan korkunun artmasına neden olabilir. Kalp atışlarının hızlanmasını ciddi bir sağlık sorununun belirtisi olarak değerlendiren kişi daha fazla kaygılanabilir. Kaygı arttıkça çarpıntının belirginleşmesi ise başlangıçtaki endişeyi güçlendirebilir.

Zamanla kişi bedenindeki küçük değişimleri daha yakından takip etmeye başlayabilir. Böylece daha önce önemsemediği bir baş dönmesi veya nefes alışverişindeki farklılık, yeni bir panik atak yaşayacağı düşüncesini tetikleyebilir.

Panik Atak mı, Kalp Krizi mi?

Panik atak sırasında yaşanan çarpıntı, göğüs ağrısı ve nefes darlığı gibi belirtiler bazı kalp hastalıklarının belirtileriyle benzerlik gösterir. Bu nedenle yalnızca belirtilerin nasıl hissedildiğine bakarak panik atak ile kalp krizini ayırt etmek mümkün değildir.

Özellikle ilk kez ortaya çıkan veya açıklanamayan göğüs ağrısı, ciddi nefes darlığı ya da bayılma gibi durumlarda acil tıbbi değerlendirme gereklidir. Fiziksel nedenler değerlendirildikten sonra belirtilerin kaygıyla ilişkisi psikolojik açıdan ele alınabilir.

Panik Atak Sırasında Ne Yapılmalı?

Panik atak sırasında kişinin ilk tepkisi genellikle yaşadığı belirtileri durdurmaya çalışmaktır. Nabzını kontrol etmek, sürekli derin nefes almak veya bulunduğu ortamdan uzaklaşmak isteyebilir.

Bu davranışlar kısa süreli rahatlama sağlasa da bazı kişilerde bedensel belirtilere yönelik dikkatin artmasına ve kaygının devam etmesine neden olabilir.

Daha önce tıbbi değerlendirmeden geçmiş ve panik atak yaşadığı belirlenmiş kişiler için güvenli bir ortamda bulunmak, nefesi zorlamadan doğal ritminde sürdürmek ve belirtilerin zamanla hafifleyebileceğini hatırlamak yardımcı olabilir.

Panik atakla baş etmede yalnızca o anı atlatmak değil, kişinin yaşadığı korkuyu hangi düşüncelerin artırdığını ve bu korkunun günlük yaşamını nasıl etkilediğini anlamak da önemlidir.

Panik Bozukluk Nasıl Geçer? Tedavi Sürecinde Neler Ele Alınır?

Panik bozukluk, uygun psikolojik destek ve gerektiğinde psikiyatrik tedaviyle iyileşme sağlanabilen bir ruh sağlığı sorunudur.

Psikoterapi sürecinde yalnızca atakların ne sıklıkla yaşandığına değil, kişinin bu deneyimlere yüklediği anlamlara ve kaygının günlük yaşamındaki etkilerine de odaklanılır.

Benzer belirtileri yaşayan iki kişinin aynı korkuları taşıması gerekmez. Bir kişi kalp krizi geçirmekten endişe ederken bir başkası insanların içinde kontrolünü kaybetmekten veya yardım alamamaktan korkabilir.

Bu nedenle psikoterapi sürecinde kişinin kaygısını artıran düşünceler, kaçınmaya başladığı durumlar ve kendisini güvende hissetmek için geliştirdiği davranışlar değerlendirilir. Amaç, kaygının günlük yaşam üzerindeki etkilerini azaltmak ve kişinin korktuğu durumlarla baş etmesini kolaylaştırmaktır.

Panik Atak İçin Ne Zaman Psikoloğa Başvurulmalı?

Panik atakların tekrarlaması, yeniden atak geçirme korkusunun günlük yaşamda giderek daha fazla yer kaplaması veya kişinin eskiden rahatlıkla yaptığı şeylerden uzaklaşmaya başlaması, psikolojik destek ihtiyacını düşündüren durumlardır.

Ancak destek almak için kaygının yaşamı ciddi ölçüde sınırlandırmasını beklemek gerekmez. Psikoterapi sürecinde yalnızca panik atak belirtileri değil, bu belirtilere eşlik eden korkular, kişinin yaşadıklarına yüklediği anlamlar ve zamanla geliştirdiği kaçınma davranışları da ele alınır.

Panik atakta kişiyi zorlayan yalnızca yaşadığı belirtiler değil, bu belirtilerin yeniden ortaya çıkacağı korkusuyla hayatını sınırlandırmaya başlamasıdır. Psikoterapi ise bu korkuyu anlamak, kaygıyı sürdüren döngüyü fark etmek ve kişinin yaşamı üzerindeki etkisini azaltmak için önemli bir adımdır.

Çünkü asıl mesele yalnızca panik atağın sona ermesi değil, yeniden atak yaşama korkusunun kişinin yaşamını sınırlandırmasının önüne geçebilmektir.

Psk. Nur Sena Özkan Kızılkan

Bu makaleyi paylaş

Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.

DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.