Uyanıkken kabul edemediğimiz, tehdit edici bulduğumuz bilinçdışına bastırılan arzular, duygular veya çatışmalar rüyada sembollerle gizlenmiş şekilde kendini gösterir.
Yani rüyalar, bilinçdışında bastırılmış arzuların, duyguların ve çatışmaların dolaylı biçimde dışavurumudur.
Rüyalar, bireyin iç dünyasında taşıdığı anne-baba temsillerinin ve duygusal ilişkilerin sembolik ifadesi olabilir.
Rüyalar, çocukluk döneminde anne ve baba ile içselleştirilen ilişki stillerinin bugünkü yansımalarıdır.
Örneğin: Rüyadaki saldırgan figür, kişinin içselleştirdiği “cezalandırıcı ebeveyn imgesi” olabilir.
Bu rüyalar, kişinin başkalarıyla bağlanma stilini ve ilişkideki duygularını işleme biçimini yansıtır.
Rüyalar yoluyla kişi bastırdığı arzular ve ahlaki yasaklar gibi içsel çatışmalarını sembolik biçimde çözer.
Rüya, bilinçdışının bilince gönderdiği bir mesajdır.
Rüyalar, bilinçdışında fark edilmeyen duygular, ihtiyaçlar ve yönelimler hakkında bilinçli zincine mesajlar taşır.
Rüyalar, kişinin bilinçli yaşamında bastırdığı veya ihmal ettiği yönleri dengelemek için ortaya çıkar.
Örneğin:
Rüyalar geleceğe yönelik içsel bir değişimin başladığına dair “sembolik uyarılar” verebilir. Örneğin rüyada görülen eski evin yıkılıp yeni evin inşa edilmesi gibi.
Rüyalar içsel çatışmaları yeniden düzenleyen, duyguları düzenleyen ve benliği bütünleştiren bir zihinsel işlemdir.
Gün içerisinde yüklenmiş utanç, değersizlik, öfke, kıskançlık gibi duygular rüyada işlenir, yumuşar, deşarj edilir ve bağlanır.
Travma sonrası rüyalar görmek, travmayı anlamlandırır ve iyileştirir, travma sonrası birey, rüyada olayı adeta yeniden yaşar.
Sonraki görülen rüyalarda ise kişi aynı duyguyu hisseder, ama rüyanın sahneleri ve sonu değişir.
Bu dönemde rüya anlamlandırılır.
Kişi son aşamada aynı travmatik rüyayı görür, aynı duyguyu hisseder; fakat rüya içerisinde bu duyguyla baş ederek, kaçmak yerine savaşır, bağırır, yardım ister, sınır koyar ya da kurtulur.
Tekrarlayan rüyalar, bilinçdışının “bak, buraya dönüp bakmalısın” demesidir. Tekrarlayan rüyalar, kişinin çocukluk döneminden kalan, çözülmemiş acı duygusunu ve döngüsünü sembolik biçimde temsil eder. Örneğin terk edilme, değersizlik, yetersizlik gibi.
Kişi günlük yaşantısında da zaten bu acı duyguyu ve döngüyü, ilişkilerinde sürdürmeye devam ediyordur.
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.