Skolyoz

Skolyoz hastalığı özellikle genç hastalarda ciddi problem oluşturmaktadır. Normal, olması gereken bir omurga, dik bir pozisyondayken önden veya arkadan bakıldığında düz bir hat üzerindedir. Yandan bakıldığında da fizyolojik eğrileri vardır. Skolyoz hastalığı, omurganın üç farklı düzlemdeki eğriliğidir. Birinci düzlemi, önden veya arkadan bakıldığında omurganın sağa veya sola doğru olan bir eğriliğidir. İkinci düzlem, öne veya arkaya doğru olan eğriliklerin normal fizyolojik sınırlardan daha yüksekte olmasıdır. Üçüncü düzlem ise omurgada rotasyon adı verilen dönme hareketinin olmasıdır. Skolyoz denildiğinde üç farklı düzlemde omurganın deformitesi akla gelmelidir. Farklı yaşlarda farklı şekillerde görülebilir. Doğumdan itibaren başlayıp ölünceye kadar her yaşta görülebilen bir eğriliktir. Doğuştan görülenler konjenital/doğumsal skolyozdur. Omurganın gelişimsel süreci içerisinde omurganın bir kısmının oluşup bir kısmının oluşmamasıyla ortaya çıkar. Bazen bu omurga kemiğinin yarısı oluşur. Bazen iki kemik üst üste binip tek taraflı kaynayabilir. Bazen de fazlalık bir kemik ortaya çıkar ve omurganın üstünde ve altında eğrilikler meydana getirir.

Doğuştan olan eğrilikler çok ciddi bir problemdir. Çocuğun gelişimsel süreci içerisinde ergenliğe kadar, hatta boy uzaması tamamlanıncaya kadar geçen süreç içerisinde, ciddi anlamda bir eğrilik tablosu ortaya çıkar. Özellikle de erken yaşlarda kalp ve akciğer sorunlarında ciddi problem oluşturabilir. Daha sık görülen eğrilik ise iki-üç yaşlarında başlayıp, ergenlik dönemine kadar olan süreç içerisindeki bir eğrilik tipidir. En önemlisi ergenlik döneminde görülen ve adölesan idiopatik skolyoz denilen, nedeni tam bilinemeyen bir eğriliktir. Bu üç grup içerisinde en sık görülen adölesan idiopatik skolyozdur. Bir de yetişkinlikte görülen dejeneratif skolyoz dediğimiz, omurgadaki küçük eklemlerin bozulmasıyla ortaya çıkan ve sinir basılarıyla da devam eden bir eğrilik vardır.’

Üçüncü gruptaki yani ilerleyen yaşlarda ortaya çıkan ergenlik dönemi skolyozlarında altta yatan başka faktörler de olabiliyor mu?

Ergenlik dönemi skolyozu özellikle kız çocuklarında erkek çocuklarına oranla 6-8 kat daha fazladır. Birçok nedene bağlı olarak omurganın bir bölgesinde büyüme yetersizliği meydana gelmektedir. Bunun nedeni, beynimizdeki bir bölgeden bir uyarının iletilmesidir. Bu uyarının sonuçları bulunmaktadır fakat bunun nasıl bir uyarı olduğu henüz tespit edilememiştir. Sonuç olarak omurga bir şekilde eğrilmekte ve ana eğrilik bölgesi oluşmaktadır. Bölgenin altından ve üstünden dengeyi sağlayabilmek için ikincil bir eğrilik tablosu ortaya çıkmaktadır. Nedenleri genetik veya hormonal olabilir. Ergenlikten bir yıl öncesindeki pik dönemi denilen hızlı büyüme dönemindeki hormonal değişimler de neden olarak ele alınmıştır. Fakat kesin bir nedeni yoktur.

Sırt bölgesinde olan eğriliklerde, genellikle dönme denilen hareketten dolayı kaburgalar sırtta bir deve hörgücü görüntüsü yaratır. Çocukların sırtındaki bu çıkıntıyı anne babalar üstünü değiştirirken veya banyo yaparken daha rahatlıkla görebilir. Bel bölgesindeki eğriliklerin tespit etmeleri özellikle çocuk kiloluysa çok daha zor olur. Çocuklarda, çocuk 60 derece öne doğru eğilmiş pozisyondayken, sırttaki çizgi düz bir hat üzerinde olmalıdır. Anne-baba kemik çıkıntılarını çocuk eğik durumdayken tek tek elle hissetmelidir. Buradaki kemik çıkıntıları düz bir hat üzerindeyse bir sıkıntı yoktur. Bu kontrol aynı zamanda okuldaki öğretmenler için de geçerlidir. Çünkü özellikle spor yapan çocuklarda bu daha erken saptanabilir.

Klinik tanıda en önemli veri omuzlarda dengesizliğin oluşmasıdır. İkincisi pelvis dediğimiz leğen kemiklerinin birisinin yukarıda birisinin aşağıda olmasıdır. Bir diğeri kalçanın bir tarafta gövdenin bir tarafta olmasıdır. Ayrıca sırttaki deve hörgücü görüntüsü de başlıca klinik bulgudur. Kesin tanı, normal pozisyondayken ayakta çekilecek; önden ve arkadan boyun bölgesini, sırt bölgesini, bel bölgesini ve leğen kemiklerini içine alacak, komple bir omurga filmi ile görülür. Aksi takdirde bazen sadece sırt, bazen de bel bölgesini gösteren röntgenler yanlış tanıya neden olabilir. Röntgende gördüğünüz kadarıyla vakanızda skolyoz var. Omurga eğriliğinin derecesine ve bulunduğu bölgeye veya tipine göre ne tür tedavi seçenekleri var.

Skolyozu olan çocuklar aslında sağlıklı çocuklardır; sadece duruş ve görünüş olarak bir problem vardır. Bu problem onları psikolojik olarak da ciddi anlamda rahatsız eder. Skolyoz tedavisinde çocuğun yaşı çok önemlidir. Çocuğun doğuştan skolyozu varsa veya ergenlik döneminin henüz başlangıcında, yani ergenlik dönemi belirtileri henüz ortaya çıkmamışsa bu eğrilik ilerleyebilir. Çünkü bu eğrilik boy uzamasıyla doğru orantılıdır. Ne kadar erken teşhis konulabilirse o kadar önemlidir.

Doğuştan skolyozu olan çocuklara yaklaşım farklı, ergenlik dönemindeki skolyoza farklıdır. Özellikle doğuştan olanlarda korsenin, sporun veya egzersizin hiçbir faydası olmaz. Anne-babalar bilmelidir ki doğuştan skolyozu olan çocuklar her yaşta ameliyat edilebilir. Omurgalarının büyümesini bekleyip çocuklarının geleceklerini heba etmemelidirler. Ne yazık ki bu çocuklar ileride ameliyat olamamakta ve birçoğu erken yaşlarda kalp ve akciğer problemlerinden kaybedilmektedir.

Doğuştan skolyozu olan çocuklarda çocuğun yaşına ve vücudunun büyüklüğüne göre dondurma ameliyatları yapılır. Omurganın hızlı büyüyen kısmı bazen yavaşlatılır. Diğer tarafın büyümesi biraz hızlandırılır veya fazlalık kemik varsa o çıkarılır. Ona uygun küçük veya çocuğun cüssesine uygun mini implantlar yerleştirilir. Ergenlik dönemi skolyozunda ve ergenlik öncesi doğuştan olmayan skolyozlardaki tedavi yönteminde, açısal ölçümler yapılıp önceden belirtilen röntgen çekildikten sonraki açısal ölçüm 20 derecenin üzerindeyse korse uygulanır. Korse genellikle üç nokta prensibine göre işler. Omurganın eğri olan tepe noktasından bir tarafa, karşı taraftan ve alt taraftan bir kuvvet uygulayarak omurgayı düz hale getirir. Çocuğun korseyi ortalama 22-23 saat takması gerekir. Zorlu bir süreç olduğundan her çocuk korseyi kullanamamaktadır. Korsenin ancak belirli eğriliklerde faydası olur.

Yüzme veya egzersizler de kas dengesini sağlayarak duruşa katkı yaparlar. 20 derece ve 30 derece olan yani başlangıç dönemindeki eğriliklerde ciddi anlamda faydası olur. Fakat hem korsede hem de sporda veya egzersizlerde çocuk tamamen düzelecek diye düşünmemelidir. Bunları 6 ay-1 yıllık süre ile takip etmek gerekir. Kas dengesini sağlamak açısından egzersizde pilates egzersizleri ve yüzme oldukça önemlidir. Bu derece yapılan takiplerde ilerliyorsa; örneğin sırt bölesi 45 derecenin, bel bölgesi 35-40 derecenin üzerinde ise cerrahi olarak hemen düzeltilmelidir.

Öncelikle cerrahi tedaviden korkulmamalıdır. Gerçekten ameliyat gerekiyorsa, ameliyat olmadıklarında karşılaşacakları sorunlar çok daha sıkıntılı olacaktır. Cerrahi tedavide vida ve çubuklarla omurgadaki eğrilik düzeltilir. Kemiğin içerisine vida gönderilir ve çubuk ile biyomekanik belirli manevralarla sağlanır. Bu ameliyatlar yüz güldürücü ameliyatlardır; çocukların psikolojisini de olumlu etkiler. Burada önemli olan düzgün, tekniğine uyun ve tecrübeli bir elden çıkmış bir ameliyatın yapılmasıdır. Türkiye’de uygulanan yöntemler, Amerika ve Avrupa’da uygulanan yöntemlerden çoğu açıdan daha iyidir. Bu çocuklar yaklaşık 3-3 buçuk saatlik bir ameliyat sonrası ertesi gün ayağa kaldırıp yürütülür ve bir ay sonra yüzmeye başlayabilirler.’’‘Genellikle okul tatile girdiğinde özellikle de sömestr tatilinde çocuklar ameliyat edilir. Ameliyattan üç veya dört hafta sonra okula gidebilirler. Klasik eğriliklerde üçüncü veya dördünce aydan sonra ise her türlü egzersize izin verilir. Anormal derecelerde ve ihmal edilmiş olan eğriliklerde biraz daha dikkatli olunur. Sonuç olarak bu çocukların skolyozları düzeldiği zaman psikolojileri de düzelmektedir. Kendilerine güveni gelir ve hayata bakışları çok daha farklı olur.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yazar

Ahmet Özyazgan Ortopedi Ve Travmatoloji Op. Dr.

Randevu al Profili görüntüleyin

Yorumlar: (0)