Tiroit Cerrahisinde Sinir Monitörizasyonu

Yazar Kayıhan ÇağlarGenel Cerrah • 1 Şubat 2018 • Yorumlar:

“VOKAL KORD (SES TELLERİ) ORKESTRA İSE REKÜRREN LARENGEAL SİNİR (SES SİNİRLERİ) BU ORKESTRANIN ŞEFİDİR”

İntraoperatif Sinir Monitörizasyonu (İOSM), larengeal sinir fonksiyonlarının sinirin uyarılması ile oluşan EMG kayıtlarının izlenmesidir. Larengeal sinir, beyin ile gırtlağın bağlantısını sağlayarak konuşma ve yutkunmadan sorumludur. Bu yöntemde; önce larengeal sinir bulunur, sinir ve komşu dokular uyarılarak, çalışma alanındaki sinirin ve dallarının ortaya konulmasına çalışılır.

‘Total Tiroidektomi’ ameliyatı, tiroit bezinin tek veya iki taraflı, tamamı ile vücuttan çıkarılması işlemidir. En önemli larengeal sinir olan Rekürren Larengeal Sinir (RLS-ses siniri), anatomik olarak kafadan gelip göğüs kafesinde devam eden Vagus sinirinden kaynak alıp, tekrar boyun içerisine girer. Sonrasında soluk borusu, yemek borusu ve tiroit ile çok yakın iştirak içerisinde seyrederek Vokal kordlara (ses telleri) uyarı getirir. Vokal kordlar ise; hava borumuzun içerisinde bulunan, yanlara açılıp kapanarak soluk alıp vermemize ve titreşerek de ses çıkarmamıza yarayan işlevsel yapılardır. RLS’nin olumsuz etkilenmesi tiroit cerrahisinin en ciddi komplikasyonlarından bir tanesidir. Sinir hasarının tek taraflı olması halinde, sesin karakter değişikliğinden ses kısıklığına kadar değişen sorunlar gelişir. İki taraflı birden hasar gelişmesi halinde ise; ameliyat sonunu takiben başlayan ses çıkaramama ve nefes alamamadan dolayı hava borusuna delikli boru takılması yani “trakeostomi” gerekli olabilir. İstenmeyen bu durumların ameliyatı takip eden altı ay içerisinde düzelmesi karşısında geçici bir durum olduğu anlaşılır. Bu süreden sonra halen devam ediyor ise sorunun, hastada yaşam boyu devam edeceği düşünülmelidir. Bu sorunlar, kişinin psikolojik durumu yanında hem sosyal hem de iş yaşamını etkileyerek genel yaşam kalitesini bozabilmektedir. Özellikle iş yaşamında sesini kullanan bireylerde (ses sanatçısı, öğretmen, din görevlisi vb. ) sesle ilgili sorunların daha ön plana çıkmasına neden olabilmektedir. Son çalışmalar göstermiştir ki ameliyat alanında RLS’ in boyundaki tüm seyri boyunca görülmesi, sinir yaralanma riskini anlamlı olarak azaltmıştır. Kalıcı RLS yaralanma oranları, çeşitli serilerde yüzde 0,4 - 4 arasında değişmektedir. Özellikle tekrarlamış ve kalıntı doku için yapılan ikincil girişimlerde kalıcı hasar riskinin yüzde 20’ ye kadar çıktığı belirtilmektedir.

İOSM, ameliyatın daha hızlı, ancak daha emniyetli bir şekilde yapılmasına katkıda bulunur. Cerrahi ekibe sürekli olarak görsel ve işitsel uyarılar vermesi, cerrahi tekniğin daha dikkatli uygulanması açısından olumlu bir geri bildirim yaratmaktadır. Aynı zamanda, gözle sağlam olduğu saptanan ancak fonksiyonel olarak hasarlı olan sinir bölümünün saptanmasına ve aynı anda sinir onarımına da imkan sağlar. İOSM, bir tarafta yapılan sağlamlık testinde RLS sağlamlığı ile ilgili şüphe var ise karşı tarafta işleme devam edilmesi durumunda olası bir trakeostomi işleminden kaçınılması için cerrahı ikaz eder.


İOSM’nin anatomik bilgi ve cerrahi deneyim vasıtası ile sinirin izlenmesinin yerini alacak bir yöntem olmadığı, sinirin hareket sağlayan fonksiyonu açısından ek bilgi sağlayan yardımcı bir yöntem olduğu unutulmamalıdır.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yorumlar: (0)