Travma Sonrası Stres Bozukluğu ve Tedavisi

Yazar Ezgi KılavuzoğluPsikolog • 12 Mayıs 2021 • Yorumlar:

Travma Nedir?

En geniş tanımı ile travma “gerçek ya da algılanan bir yaralanma içeren, ya da kendisinin veya başkalarının fiziksel bütünlüğüne tehdit oluşturan olay veya olaylar yaşaması, tanık olmasıdır.” Travma, canlı üzerinde hem bedensel hem de ruhsal açıdan önemli yaralanma belirtileri bırakan yaşantı olarak tanımlanabilir. Sağlıklı bir bireyde var olan olağan davranış sistemi; kontrol etme yeteneği, olaylar arasında bağ kurabilme, kişiye veya olaylara anlam duygusu travma yaşayan kişide alt üst olur. Travma yaşayan birey için hayat adeta anlamını kaybeder. Kişinin mutat hayat akışında bir kesintiye uğrama meydana gelmiştir, beklenilmeyen veya beklenilen bir durum olması fark etmeksizin kişide travma sonrası yalnız olma hissi, hayatın kırılganlığı, kişinin ölümün gerçekliğini idrak etmesi, ahlaki değerleri ile bağının kopması gibi durumlar baş gösterir. Kişi için olağan yaşamdaki bu yıkıcı etki; geleceğe dair umudunun kırılmasına, kendini, hayatı ve ötekileri sevme duygusunun yaralanmasına, kendine veya başkalarına güven duygusunun zedelenmesine sıklıkla neden olur.

 Travma bireyin adeta “hep başkalarından duyardım, birilerinden dinlerdim, televizyonda  seyrederdim, üçüncü sayfa haberlerinde okurdum, benim veya sevdiklerimin başına  gelebileceğini hiç düşünmezdim” dediği şeyler ile karşı karşıya gelme, haberdar olduğu ancak  kendisinden uzak olduğu ihtimaline sıkı sıkıya bağlandığı olay veya olayların kendisinin de  bir gün “baş kahramanı” olma ihtimali yüzleştiği andır.  

 Birçok insan medya aracılığı ile veya dijital platformlar sayesinde, travmaların birey  üzerindeki kötü etkisine ilişkin fikir sahibidir. Ancak yaratılışımız itibari ile sahip olduğumuz  “hayatta kalma mekanizması” olumsuz yerine olumlu olana odaklanma, olumlu düşünceyi  merkeze alma doğal eğilimindedir. Bu sebeple fikir sahibi olunsa bile çoğu insan otomatik bir  şekilde “benim başıma gelmez, ben güvendeyim inancına sıkı sıkıya bağlıdır. Diğer yandan;  örneğin sosyal medyada okunulan travma ile ilgili bir yaşantıyı kendisi yaşasaydı bununla  nasıl başa çıkacağına dair bir görüsü olur kişinin; çoğu zaman ben olsaydım şöyle yapardım,  bu benim başıma gelseydi ben öyle davranmazdım ile başlayan cümleler içerir bu görüş.  Ancak travmayı yaşayıp atlattıktan sonra öngörüsünün aksine birçok davranışta bulunduğunu  gözlemler ve şaşırır. Bu durumun en önemli nedeni travma deneyiminin olağan yaşam  olaylarından bambaşka bir şey olmasıdır.  

 Travmalar genellikle ani ve beklenmedik olaylardır. Birçok kişinin hayatında çok zorlu  bir şey bile olsa olaylara veya durumlara bir “hazırlanma” zamanı olur. Yeni olaya veya yeni  değişime ayak uydurabilmek, kabullenebilmek ve bunun için bir şeyler yapmak için kendine  veya hayatın kendisine tanıdığı zaman dilimi kişi için önemlidir çünkü zorlu bir yaşam  deneyimine hazırlık için ne kadar zamanı olursa bu deneyim ile o kadar iyi baş edebilir.  Ancak travma, beklenmedik bir şekilde, aniden ortaya çıkan bir yaşantı olduğu için kişinin  hazırlık yapma gibi bir zamanı olmaz, dolayısıyla nasıl davranacağı, nasıl düşüneceği  konusunda hızlıca karar vermesi gerekir. Bu durumda kişinin tüm sistemini buna göre aniden  ayarlamasını gerektirdiğinden olağan davranış sistemi adeta “hata kodu” verir ve kesintiye  uğrar çünkü travma “planlanarak yaşanacak bir deneyim” değildir. 

 Kişi geriye dönüp baktığında travma sırasındaki bilişsel ve duygusal veya fiziksel  tepkilerini manasız bulur, çoğu tepkisi normal bir durumda vereceği tepkiden farklıdır. Kişi  için her şey olduğundan farklıdır, güvenlik duvarı yıkılmış gibidir. Travma o kadar ani ortaya  çıkar ki, kişinin buna ayak uydurmak için zamanı olmaz, normalinden farklı davranışlar  sergilemesinin en önemli nedeni budur. Aynı zamanda bu durum travma sırasında ve  sonrasında kişide aşırı korku, dehşet ve umutsuzluk gibi duyguların ortaya çıkmasına neden  olabilir. 

Travma Olarak Adlandırılabilecek Aşırı Stres Yaratan Olaylar Nelerdir? 

 Travmatik yaşantıları iki ana grupta inceleyebiliriz; insanlar tarafından yaratılan  travmalar (taciz, tecavüz, şiddet, kaza, işkence savaş vb.), doğal olaylar (deprem, sel, kasırga,  hortum, ani ölüm vb.)  

• Ciddi bir kaza veya deprem, hortum, sel felaketleri vs gibi tabii felaket • Tecavüz veya kriminal saldırı, size karşı ağır suç işlenmiş olması 

• Savaşta görev almış, savaş bölgesinde bulunmuş olmak 

• Çocukluk çağı cinsel tacizi veya fiziksel taciz veya aşırı ağır ihmal 

• Rehine olmak-tutukluluk-işkence görmek-göçmen olarak yer, ülke, şehir değiştirmek  zorunda kalmak 

• Travmatik bir olaya şahit olmak 

• Sevilen birisinin beklenmedik ani ölümü 

• Travma kapsamında fiziksel ve duygusal taciz olayları 

• Çocukluk çağından beri süregelen sevgisiz ortam 

• Sağlık, eğitim, barınma ve beslenme gereksinimlerinin karşılanamaması • Cinsel tacizler 

• Doğal afetler ( deprem, sel, fırtına vb.) 

• Yangınlar 

• Trafik kazaları 

• Savaşlar 

• Çatışmalardan etkilenmek  

Travmatik Olaydan Sonra Bireyler Nasıl Tepki Gösterirler? 

 Travma yaşantısı sonrası bireylerde çoğu zaman “normal tepkilerden” farklı tepkiler  gözlemlenir. Ancak unutulmamalıdır ki “anormal duruma verilen anormal tepki, normal  tepkidir.” Travma sonrasında genellikle bireyde ortaya çıkan tepkiler ise; travmayı kafasında  tekrar tekrar yaşama, travma ile ilgili veya onu hatırlatan şeylerden kaçınma, daha fazla  gergin, huzursuz veya her zamankinden daha tetikte olma, bunalımda olma ve ağlama  şeklinde karşımıza çıkmaktadır. 

1. Travmanın Tekrar Tekrar Kafasında Yaşanması 

 Hayatta kalma mekanizması devreye girdiğinde zihin olası bir travmaya tekrar yaşama  durumuna karşı depolama yapma uğraşına girişir. Bu durum gerçek bir tehdit algısı olduğunda  işe yarar görünse de tehlikenin geçip gittiği artık korunmaya ihtiyaç olmadığı zamanlarda pek 

de işlevsel değildir. Kişi travma sonrasında, travma sırasındaki duygu, düşünce veya imgeleri  tekrar tekrar deneyimleyebilir ve bu deneyimler; öfke, korku, çaresizlik, üzüntü, kaygı, dehşet  ve diğer duyguları içerebilir. Bazı imgeler, tatlar, kokular ve bedensel rahatsızlık verici  duyumlar da tekrar deneyimlenebilir. Bu durum kişinin kendisine, çevresine ve dünyaya karşı  güven, sevgi, beraberlik, güvenlik duygu ve düşüncelerini parçalayabilir.  

2. Tekrar Eden Kabuslar, Üzüntüye Sebep Olan Rüyalar ve Uykusuzluk 

 Travma sonrasında en sık karşılaştığımız durumlardan biri uyku düzeninde ve kalitesinde  bozulmadır. Kişi travmaya ilişkin veya ondan tamamen bağımsız fark etmeksizin sürekli  tekrar eden üzücü rüyalar veya kabuslar görebilir. Bu durum uykunun sık sık bölünmesine  neden olmaktadır. Ayrıca kişi belli bir süreden sonra kabus görmekten korku duyduğu için  uykuya dalmakta veya sürdürmekte kaçınma tepkisi gösterebilir. Her iki durum da uyku  düzenini ve kalitesini ciddi oranda etkiler ve kişinin sürekli yorgun hissetmesine sebep olur.  

3. Flashback 

 Travma sonrasında bireyde sık karşılaşılan durumlardan biri geri dönüşlerdir. Travma o  kadar acı verici bir deneyimdir ki kişi travma sonrasında sık sık sanki travma tekrar  yaşanıyormuşçasına, travma esnasında yaşadığına benzer acı, ses, koku, görüntü, bedensel  duyumları tekrar tekrar hissedebilir. O kadar güçlüdür ki kişiye travma sırasındaki bedensel  duyumları, duyguları, düşünceleri travma sırasında olduğu gibi tekrar deneyimliyor olduğunu  hissettirir. Travma ile ilgili rahatsız edici veya sizi korkutan başka şeylerle ilgili rüyalar  görmek, travmanın tekrarlandığını hissetmek-travmayı çok kuvvetli olarak, tekrar yaşamak,  size travmayı hatırlatan olaylarla veya duygularla karşılaştığınızda, çok rahatsız, huzursuz  olmak, size travmayı hatırlatan olaylar veya anılarla karşılaştığınızda, örneğin, kalp çarpıntısı,  baş dönmesi gibi, rahatsız eden fiziksel tepkiler tecrübe etmek gibi durumlar yaşamanız  olasıdır. 

4. Travma İle İlgili Olaylardan Kaçınmak ve Hissizleşmek 

 İnsanın varoluşsal düzeninde sahip olduğu sistem, onu travma sırasında veya sonrasında  acı verici duygulardan koruma becerisine sahiptir. Dolayısı ile travma sonrasında birey  kendisine çok büyük acı verecek durumlara karşı hissizleşebilir. Travma ile ilgili düşünce,  duygu ve konuşmalardan kaçınabilir, travmayı hatırlatan yer, kişi ve olaylardan kaçınabilir,  travma ile ilgili bazı anıları hiç hatırlayamayabilir. Ayrıca hayata küsme, kendisini  çevresindeki kişilerden ayrı biri olarak düşünme, her zamanki duyguları hissedememe, sanki  ödünç alınmış bir yaşamı yaşıyor gibi hissetme gibi durumları yaşayabilir. Travmayı  düşünmeye ya da travma hakkında konuşmaya isteksizlik, biri travmadan sonra nasıl  hissettiğini sorduğunda başka sorular sorulmaması için konuyu değiştirmek, güvenlik  davranışlar; travma öncesinde yapılan bir şeyi daha farklı yapmak, kontrol etme, ritüeller,  tamamen kaçınma (durumdan veya araçtan) sık rastlanılan kaçınma ve hissizleşme  tepkileridir.

5. Aşırı Uyarılma Tepkileri 

 Travma sonrası bireyde her zamankinden daha fazla “tetikte olma” durumu  gözlemlenebilir. Bunlar şu şekilde kendini gösterir; Uykuya dalmakta ya da uykuda kalmakta  zorluk, sinirlilik ve öfke patlamaları, konsantrasyon ve hafıza ile ilgili zorluklar, dikkat artımı  ve kendiniz veya başkalarının güvenliğiyle ilgili abartılı endişeler, size travmanızı anımsatan  durumlara karşılık verdiğiniz bedensel tepkiler, cinsel zorluklar. 

Travma Sonrası Fiziksel, Duygusal, Bilişsel ve Kişilerarası Tepkiler 

 Sözü edilen normal stres tepkileri, vücudumuzda sempatik ve parasempatik sinir  sistemine dayalı olarak ortaya çıkar. Sempatik sinir sistemi tehlike algılandığı anda devreye  girer. Bedenin tehlikeli durumdan kaçmaya veya tehlike ile savaşmaya hazırlanması için  gerekli değişikliklerin meydana gelmesini sağlar. Aktivitesi, kalp atışlarında ve nefes alıp  vermede hızlanma, terleme, sindirim sisteminde hareketlenme, kaslarda gerginlik, yorgunluk,  uykuya dalmada güçlükler, vücudun değişik yerlerinde ağrı ve acı, iştahta değişiklikler, mide  bulantısı ve cinsel dürtülerde değişiklikler olarak hissedilir. Tehlike ortadan kalktıktan sonra  ise parasempatik sinir sistemi devreye girer; sempatik sistemin vücutta ortaya çıkardığı  değişikliklerin geri dönüşümünü beden aktivitelerinin normale dönmesini sağlar. 

 Travmatize olmuş kişiler şok, korku, yas, öfke, suçluluk, utanç, çaresizlik, ümitsizlik,  duygusal uyuşukluk (sevgi, yakınlık, herhangi bir şeye ya da birine duyulan ilgi, gündelik  faaliyetlerimizden aldığımız keyif gibi duyguların hissedilmesinde çekilen güçlük) gibi  duyguları yoğun bir şekilde yaşayabilirler. İlk bir-iki haftadan sonra eğer bu duygular  varlıklarını ve yoğunluklarını korurlarsa bu muhtemel bir psikolojik soruna işaret eder. 

 Strese verilen bilişsel tepkiler duygusal tepkilerle bağlantılıdır. Verilen bilişsel tepkiler  hem olayın kendisi hem de verilen fiziksel ve duygusal tepkiler nedeniyle ortaya çıkabilirler. Söz konusu tepkiler şaşkınlık, dalgınlık, mekan ve zamana oryantasyonda güçlük, hafıza  problemleri ve kafa karışıklığı olarak özetlenebilir. 

 Aşırı stres durumlarında ev, okulda ve-veya işteki arkadaşlık, eş ve ebeveynlik  ilişkilerinde ortaya çıkan belirtilerden söz etmek mümkündür. İlişkilerde gözlenebilen bu  değişikleri güvensizlik, tedirginlik, artan çatışma eğilimi, içe kapanma, yalnız kalma, kendini  reddedilmiş ya da terk edilmiş hissetme, uzaklaşma, ön yargılı olma eğiliminde artış ve  kontrol etme ihtiyacında artış olarak gruplanabilir. 

Travma Sonrası Stres Bozukluğuna Eşlik Eden Bozukluklar 

 1. Post-Travmatik Depresyon 

 2. Uyum Bozukluğu 

 3. Yaygın Anksiyete Bozukluğu 

 4. Kısa Psikotik Bozukluk 

 5. Disosiyatif Amnezi 

 6. Disosiyatif Füg

 7. Disosiyatif Kimlik Bozukluğu 

 8. Depersonalizasyon 

 9. Uykuda Korku Bozukluğu 

 10. Somatizasyon Bozukluğu 

 11. Farklılaşmış Somotoform Bozukluk 

Travma Sonrası Stres Bozukluğu Tedavisi Nasıldır? 

 Toplumumuzda görülme sıklığı yüksek değerde olan Travma Sonrası Stres Bozukluğu  birçok farklı terapi tekniği ile tedavi edilebilir bir ruhsal bozukluktur. Özellikle son  dönemlerde travma tedavisi denilince akla gelen “Göz Hareketleri İle Tepkisiz  Duyarsızlaştırma” tekniği yani bilinen adı ile “EMDR” ciddi oranda ve hızlı bir şekilde  travmalar ve sonrası bozukluklar için etkili bir yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır.  

 Travma ve sonrası ortaya çıkan bozukluklar için yine sık uyguladığımız teknikler Bilişsel  Davranışçı Terapi tekniklerinden olan “imgelemde maruz bırakma” tekniğidir. Bu teknik ile  danışana seans içerisinde travmatik anıyı tekrar deneyimlemesi ancak farklı olarak bilişsel  hatalı kodların düzeltilip, yerine işlevsel olanların yerleştirilmesi şeklinde ilerleyen ve  gerçekten travmaların ciddi düzeyde iyileşmesini sağlayan yöntemlerden biridir. Bilişsel  Davranışçı Terapi modeli aynı zamanda travma vakalarında bilişsel yeniden işleme, biyolojik  geri bildirim ve rahatlama egzersizleri, sistematik duyarsızlaştırma, girişkenlik alıştırmaları,  stresi azaltma alıştırmaları, nefes ve beden egzersizleri ile iyileşme sürecinde güzel başarılara  imza atmaktadır. 

 Kısacası travma ve sonrasında ortaya çıkan diğer ruhsal bozukluklar kaderiniz değildir, popülasyona bakıldığında bu gibi durumlarla çalıştığımız hastalarımız tedavi sonrası kısa  sürede eski işlevselliklerine geri dönebilmektedir. Önemli olan doğru terapist ile çalışmak ve  onunla birlikte hareket edebilmektir.  

 

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yorumlar: (0)