İçeriğe geç
Blog

Tükenmişlik ve Öz Bakım: Dengeyi Yeniden Kurmak - Kl. Psk. Alper Gazi Nalbantoğlu

Tükenmişlik, uzun süren yüksek düzeydeki stres ve duygusal olarak yıpratıcı mesleki, akademik veya sosyal taleplerin varlığıyla ortaya çıkan fiziksel, duygusal ve zihinsel tükenme hâlidir. Güne başlayacak gücü bulamamak; iş, ders ve ilişki sorunlarına karşı kendini duyarsız ve mesafeli hissetmek, zaman zaman kendini alaycı bir tutum içerisinde bulmak ve en nihayetinde kendini yetersiz, verimsiz ve başarısız hissetmek tükenmişliğin göstergeleri olabilir. Sırt ve boyun ağrıları, kronik yorgunluk ve bağışıklık sisteminin zayıflaması ise tükenmişliğin bedensel belirtileri arasındadır.

Tükenmişlik üç temel boyuttan oluşmaktadır: duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarıda düşüş/etkisizlik. Duygusal tükenme, tükenmişlik sendromunun temelini oluşturmaktadır. Kişinin akademik, mesleki ya da sosyal ilişkilerdeki talepler karşısında (bu talepler bazen gerçek, bazen de algı düzeyindedir) içsel duygusal kaynaklarının tamamen boşalması ve enerjisinin tükenmesidir. Kişi sürekli olarak kendini enerjisiz veya duygusal anlamda sömürülmüş hisseder. Duyarsızlaşma ise kişinin sürekli duygusal baskı ve yıpranma sonucunda geliştirdiği bir tür savunma biçimidir. Kişi çevresine karşı olumsuz, katı, soğuk veya alaycı bir tutum sergileyebilir. Duyarsızlaşma, bir çeşit duygusal sınır koyma durumudur. Kişisel başarıda düşüş hissi ise kişinin kendini verimsiz ve başarısız hissetmesidir. Kişi ne kadar çabalarsa çabalasın bir gelişme kaydetmediğini, beklentileri karşılayamadığını hisseder; kendine güveni düşer ve yetersizlik duygusu hâkim olur. Burada kişisel başarıda düşüş hissi, temelde kişinin öz değerlendirmesiyle ilgilidir.

Tükenmişliğin mükemmeliyetçilik, aşırı özveri, duygu düzenleme becerilerindeki yetersizlik gibi psikolojik kaynakları olabileceği gibi iş veya okuldaki sistemsel ve kurumsal baskılar gibi dışsal faktörlerden de kaynaklanabileceğini unutmamak gerekir. Bunun yanında uyku, beslenme ve fiziksel aktivite eksikliği de tükenmişliğe katkı sağlayan diğer faktörlerdir.

Mükemmeliyetçilik ve kişinin kendine koyduğu yüksek standartlar; hata yapma korkusu, eleştiriden kaçınma isteği ve katı hedefleri ortaya çıkaracağı için bir süre sonra tükenmişliğe yol açabilir. Bunun yanında aşırı özverili olmak, kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atmak, başkalarının taleplerine ve acılarına aşırı duyarlılık göstermek ve fazla sorumluluk almak da duygusal depoları boşaltarak tükenmişliği tetikler. Ayrıca okul/iş yaşamı ile özel hayat dengesinin bozulması da genel stres seviyesinin yükselmesine yol açabilir; uzun süreli dengesizlik uzun süreli stres demek olduğu için yine tükenmişliğe zemin hazırlar.

Sağlık öz bakımı: düzenli uyku, mola vermek, çalışma zamanını planlamak ve fiziksel bir sorun olduğunda doktora gitmek, duygusal tükenmeyi azaltır. Psikolojik öz bakım: olumlu sosyal ilişkiler kurmak, içsel ve dışsal beklentileri yönetme becerisi, dışarıdan ve içeriden gelen eleştirel seslere mesafe koyabilme, sosyal destek kaynaklarını kullanmak ve duygu düzenleme becerileri kazanmak, duyarsızlaşmayı engeller. Mesleki öz bakım: mesleki gelişim, eğitim ve iş rotasyonu, başarıların görünür kılınması ise kişisel başarı hissini ve etkililiği artırmaktadır. Tüm bunları yaparken iş yeri, okul ya da ilişkilerdeki yapısal problemleri gözden kaçırmamak gerekir.

Tükenmişliğin tek kaynağı kişinin kendisi değildir; bazen en önemli unsurun dışsal faktörler olduğunu unutmamak gerekir. Tükenmişlik bir zayıflık belirtisi değil, sistemin aşırı yüklenmesinin bir sonucudur. Bu durumun tersine çevrilebileceğini unutmamak gerekir. Dinlenmek, sınırları yeniden belirlemek, kendinize zaman ayırmak, sosyal destek kaynaklarını kullanmak ve gerekiyorsa profesyonel bir destek almak tükenmişlikten çıkmak için yapılacak güçlü adımlardır.

Tükenmişlikle ilgili bu yazının kaynakçalarını merak ediyorsanız mesaj atabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş

Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.

DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.