Bazı çocuklar vardır; ortamın en “sorunsuz”, en “uyumlu” ve en “olgun” görünenleridir. Aile içinde problem çıkarmazlar, ihtiyaçlarını dile getirmezler, çoğu zaman kendi duygularını geri planda tutarlar. Dışarıdan bakıldığında bu çocuklar “örnek çocuk” olarak tanımlanabilir. Ancak bu görünümün altında çoğu zaman erken yaşta gelişmiş bir fedakârlık şeması yatmaktadır.
Şema Terapi kapsamında ele alınan fedakârlık şeması, bireyin kendi ihtiyaçlarını sürekli olarak bastırıp başkalarının ihtiyaçlarını önceliklendirmesiyle karakterizedir. Bu şemaya sahip bireyler, başkalarını mutlu etme ve onların yükünü hafifletme sorumluluğunu adeta bir görev gibi üstlenirler.
Bu durum kısa vadede “iyi niyetli” ve “empatik” bir özellik gibi görünse de uzun vadede kişinin kendi duygusal ihtiyaçlarını fark edememesine, tükenmişliğe ve içsel bir boşluk hissine yol açar.
Fedakârlık şemasının kökeni çoğu zaman çocukluk dönemine uzanır. Özellikle:
Ebeveynlerin duygusal olarak yetersiz olduğu,
Çocuğun erken yaşta sorumluluk almak zorunda kaldığı,
Aile içinde “sorun çıkarmayan çocuk” olmanın ödüllendirildiği,
Çocuğun ihtiyaçlarının ikinci plana atıldığı
ortamlarda çocuk, uyum sağlamak adına kendi ihtiyaçlarını bastırmayı öğrenir.
Bu noktada çocuk için temel inanç şu hale gelir:
“Benim ihtiyaçlarım önemli değil, önemli olan başkalarının iyi olması.”
Bu şema yetişkinlikte çoğu zaman şu şekillerde kendini gösterir:
“Hayır” diyememe
Sürekli başkalarını memnun etmeye çalışma
Kendi ihtiyaçlarını fark edememe veya suçluluk hissetme
İlişkilerde tükenmişlik ve değersizlik hissi
Tek taraflı ilişki dinamiklerine girme
Kişi, karşısındaki insanların ihtiyaçlarını karşılamaya o kadar odaklanır ki, kendi sınırlarını ihmal eder. Bu da zamanla içsel bir öfke birikimine ve duygusal yorgunluğa neden olur.
Sağlıklı fedakârlık, kişinin kendi sınırlarını koruyarak ve isteyerek yaptığı bir davranıştır. Ancak şematik fedakârlıkta kişi çoğu zaman zorunluluk hissiyle hareket eder.
Bu fark kritik bir noktadır:
Sağlıklı fedakârlık → Seçimdir
Şematik fedakârlık → Zorunluluk ve suçlulukla beslenir
Bilişsel Davranışçı Terapi ve Şema Terapi süreçlerinde temel hedef, bireyin kendi ihtiyaçlarını fark etmesi ve bunları ifade edebilme becerisi kazanmasıdır.
Bu süreçte çalışılan başlıca alanlar şunlardır:
Kişinin kendi duygularını tanıması
Sınır koyma becerilerinin geliştirilmesi
“Hayır” diyebilme pratiği
Suçluluk duygusunun yeniden yapılandırılması
Sağlıklı ilişki dinamiklerinin kurulması
Uyumlu görünen her çocuk sağlıklı değildir. Bazı çocuklar sevilmek, kabul görmek ya da çatışmadan kaçınmak için kendi varlığından vazgeçmeyi öğrenir. Bu öğrenme, yetişkinlikte sürdürülen bir yaşam stratejisine dönüşebilir.
Fedakârlık, ancak kişinin kendini yok saymadığı noktada sağlıklıdır. Aksi halde bu durum, bireyin kendi hayatında “arka planda” kalmasına neden olur.
Unutulmamalıdır ki:
Kendi ihtiyaçlarını fark etmek ve ifade etmek bencillik değil, psikolojik sağlığın temelidir.
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.