Bu bastırma biçiminde kişi:
• Ağlamaz
• Duygularını konuşmaz
• Çevresindekileri teseli eden kişi olur
Cümleler genellikle şunlardır:
• “Ben iyiyim”
• “Hayat devam ediyor”
• “Daha kötüsü de olabilirdi”
Psikolojik işlevi:
Kişi, çökerse bir daha toparlanamayacağını hisseder. Güçlü kalmak, dağılmamak için bir savunmadır.
Sonuç:
Yas ileride ani çökmeler, panik ataklar ya da açıklanamayan yorgunluklar olarak geri dönebilir.
Kişi:
• Sürekli çalışır
• Programını boş bırakmaz
• Eve geç gelir, yalnız kalmamaya çalışır
Boşluk tehlikelidir; çünkü boşlukta yas konuşur.
Psikolojik işlevi:
Duyguya temas etmemek için zihni sürekli “meşgul” tutmak.
Sonuç:
Tatillerde, geceleri ya da durmak zorunda kalınca yoğun çökmeler yaşanır.
Bu kişiler yası entelektüel düzeyde tutar:
• “Zaten yaşlıydı”
• “Bu hayatın gerçeği”
• “Herkes bir gün ölecek”
Duygu yoktur, açıklama vardır.
Psikolojik işlevi:
Duygusal acıyı kontrol edilebilir hale getirmek.
Sonuç:
Kişi çok “akıllı” konuşur ama beden baş ağrıları, mide sorunları, kas ağrıları ile yası dile getirir.
Yas, burada kendine yönelen bir saldırıya dönüşür:
• “Daha fazla ilgilenmeliydim”
• “O gün şunu yapmasaydım…”
• “Benim yüzümden oldu”
Psikolojik işlevi:
Suçluluk, çaresizlikten daha katlanılabilir bir duygudur.
Çünkü suçlulukta bir “kontrol yanılsaması” vardır.
Sonuç:
Kişi yas tutmak yerine kendini cezalandırır. İyileşme gecikir.
Bu bastırma biçiminde yas:
• Sinirlilik
• Tahammülsüzlük
• Patlamalar
şeklinde yaşanır.
Öfkenin hedefi:
• Yakın ilişkiler
• Hayat
• Doktorlar, sistem, kader
• Bazen ölen kişi bile olabilir
Psikolojik işlevi:
Öfke, üzüntüden daha “aktif” ve daha güçlü hissettirir.
Sonuç:
Kişi “yaslı” değil, “zor biri” gibi algılanır; yalnızlaşır.
Özellikle ilişki kayıplarında görülür:
• Çok kısa sürede yeni bir ilişki
• Yoğun bağlanma
• “Tamam, geçti” hissi
Psikolojik işlevi:
Boşluk hissinden kaçmak.
Sonuç:
Yeni ilişki, eski yasın taşıyıcısı olur. Beklenmedik krizler çıkar.
Kişi şunu söyler:
• “Üzgün olmam gerektiğini biliyorum ama hiçbir şey hissetmiyorum”
Bu genellikle çevreyi endişelendirir.
Psikolojik işlevi:
Zihin, aşırı acıya karşı sistemi kapatır.
Sonuç:
Duygular bir süre sonra gecikmeli ve daha yoğun şekilde ortaya çıkabilir.
Konuşulamayan yas:
• Sürekli yorgunluk
• Ağrılar
• Bağışıklık düşüşü
• Uyku bozuklukları
şeklinde bedende yaşanır.
Psikolojik işlevi:
Duygusal ifade yerine bedensel ifade.
Sonuç:
Tıbbi açıklaması bulunamayan şikâyetler.
Bazı kişiler kaybı tamamen hayatından çıkarır:
• Fotoğrafları kaldırır
• Konuşmaz
• Anıları silmeye çalışır
Psikolojik işlevi:
Bağ kurmaktan doğan acıyı tamamen yok etme arzusu.
Sonuç:
Yas, başka kayıplarda çok daha şiddetli geri döner.
Yasın bastırılması:
• Bilinçli bir tercih değildir
• Zayıflık değildir
• Kişinin o anki dayanma kapasitesine göre geliştirdiği bir savunmadır
Ama bastırılan yas, çözülmezse hayatın başka alanlarında kendini tekrar ettirir.
Kişi fark etmeden bilinçsizce geliştirdiği hayatta kalma stratejileriyle acıyı kenara iter.
Yasın getirdiği acılardan farklı yollarla kaçar ve bilinç dışında bastırır.
Bu farklı bastırma şekilleri şu şekiller görülür;
• Aylar–yıllar geçmesine rağmen acının hiç azalmamaması ve yaşamın durması,
• Günlük işlevselliğin ciddi biçimde bozulması,
• Kişi donuk halleri,
• Yoğun suçluluk hissi, kendini cezalandırma veya hayattan kopma halleri,
• “Onsuz yaşayamam” düşüncesi,
• Uzun süren depresif haller,
• Nedensiz öfke patlamaları,
• Bedensel ağrılar,
• Anksiyete,
• İlişkilerde kopukluk veya aşırı bağlanma,
• Ölme isteği ya da yaşamdan vazgeçme düşünceleri
Bu noktada psikolojik destek, “acıdan kurtarmak” için değil; acıyla sağlıklı bir ilişki kurmayı öğretmek için gereklidir.
“Sağlıklı yas” genellikle yanlış anlaşılır. Çoğu kişi bunu çabuk toparlanmak, güçlü durmak ya da acıdan kurtulmak sanır. Oysa sağlıklı yas, acının içinden geçebilme kapasitesiyle ilgilidir. Aşağıda, bu sürecin olmazsa olmaz koşullarını; klinik, yaşantısal ve somut örneklerle anlatıyorum.
Örnek:
Annesini kaybeden birinin aylar sonra hâlâ telefonda annesinin numarasını arayacak gibi hissetmesi, zihnin gerçeği duygusal düzeyde henüz kabul edemediğini gösterir.
Örnek:
Bir kişi gündüzleri çok güçlüyken, geceleri yoğun ağlama yaşayabilir. Bu bir gerileme değil, yasın ritmidir.
Örnek:
“Bunu herkes yaşadı, geçer” diyen biriyle değil;
“Anlatmak ister misin?” diyen biriyle yas daha sağlıklı ilerler.
Örnek:
Bir yıl sonra hâlâ doğum gününde üzülmek, sürecin bozuk olduğunu değil; bağın anlamlı olduğunu gösterir.
Örnek:
“Onu hastaneye daha erken götürmeliydim” düşüncesi, aslında çaresizlikle baş etme çabasıdır. Bunun fark edilmesi iyileştiricidir.
Örnek:
Bir babanın “Babam olsaydı ne derdi?” diye düşünmesi, sağlıksız değil; içselleştirilmiş bağın göstergesidir.
Örnek:
Gülmekten sonra gelen suçluluk, “onu unuttum” değil; “yaşıyorum” anlamına gelir.
Örnek:
“Yemek yemiyorum ama üzgün olduğum için” cümlesi, yasın bedeni de taşıdığını gösterir.
Örnek:
Aylar sonra gelen yoğun bir ağlama, gerileme değil; yasın başka bir katmanıdır.
Destek almak:
• Zayıflık değil
• Kaçış değil
• Sorumluluktur
Sonuç olarak sağlıklı yas:
• Acıyı silmez,
• Sevgiyi azaltmaz,
• Bağı koparmaz.
▪ Acı yoğundur ama zamanla yoğunluğu azalır.
Örneğin; sürekli acı hisseden kişi zamanla bu acıyı sadece kaybı anımsatan durumlar söz konusu olduğunda hisseder (doğum günleri, yıl dönümleri, anımsatıcı bir şarkı).
▪ Kişi günlük işlevlerine yavaş yavaş dönebilir
▪ Özlem sürse de yaşamla bağ yeniden kurulur
Bu noktada psikolojik destek, “acıdan kurtarmak” için değil; acıyla sağlıklı bir ilişki kurmayı öğretmek için gereklidir.
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.