BAĞLANMA VE AŞK

Yazar Zeynep PınarPsikiyatrist, Psikiyatrist • 14 Ocak 2016 • Yorumlar:

Bağlanma; yenidoğanda bakım veren anne ya da anne yerine geçen, temel bakım veren bir bakıcıyla gerçekleşmektedir.
          Bu ilişki de ihtiyaçlarının zamanında karşılanması durumunda bebek, kendinin önemli, değerli olduğunu hissedecek, aynı zamanda karşısındaki kişileri ve dünyayı GÜVENİLİR OLUMLU  olarak algılayacaktır. Bu dönem, özgüvenin temelinin atıldığı, depresyondan korunmanın başladığı zamandır. Depresyondaki birey dünyayı-geleceği- çevreyi kötü bir yer olarak algılar.
          Erişkinlerde, “Dörtlü Bağlanma Modeli” de GÜVENLİ, SAPLANTILI, KAYITSIZ, KORKULU bağlanmadan söz edilir.

   Güvenli bağlanma 
  Kendilerini değerli ve sevilebilir algılarken, diğer insanları da ulaşılabilir ve duyarlı görürler. Özgüvenleri yüksektir yakınlık kurmaktan rahatsız olmazlar. Otonomiye (başka kişi ve durumdan bağımsız karar verebilme yetisine) sahiptir.

Saplantılı Bağlanma
          Kendilerini değersiz bulurken diğerlerini olumlu değerlendirmektedirler. Diğer kişilerin onayı ve kabulünü kazanmaya çalışırlar. İlişkilerle aşırı meşgul olurlar. Diğerleriyle yakın ilişkiler içerisinde olmayı arzu etmekle beraber, onlarla yapışkan bir tarzda ilişki kurmak istediklerinden, diğerlerini kendilerinden uzaklaştırabilirler.

Korkulu Bağlanma
          Kendilerini değersiz algıladıkları gibi, diğerlerini de olumsuz değerlendirirler. Kişi, kendisinin sevilmediğini düşündüğü gibi, başkalarının reddedeceği ile ilgili katı inançlara sahiptir. Yakın ilişki kurmaktan çekinir ya da ilişkilerinde fazla sorun yaşarlar.

Kayıtsız Bağlanma
          Kendilerini değerli ve sevilebilir olarak algılarken, diğerlerine karşı olumsuz değerlendirmelere sahiptirler. Hayal kırıklığına uğramamak için ve reddedilmemek için yakın ilişkilerden kaçınır. Bağımsız ve güçlü olmaya çalışarak olumlu benlik algılarını devam ettirmek istemektedirler. 
Aşkın tanımı için; Freud cinselliğin yüceltilmesi, Fromm; ilgi, sorumluluk, saygı ve anlayış demişlerdir. En güzel tanımı bence Tennov yapmış: Bilişsel etkinliği devre dışı bırakan, geçici bağımlılık ve sevilen kişiye yönelik bedenin verdiği duyarlı tepki, Kernberg’in tanımı da güzel, varoluşsal boyutta benlik sınırlarının terkedilmesi, yani sevilen için kendinden vazgeçmektir.
         Aşk  insanlarda ilginin daralmasıdır. Başka her şeyi bir kenara bırakıp, hayalde gerçekte “onunla yatıp onunla kalkmaktır” seçici bir odaklanma halidir yani, onun her hal ve davranışlarının, sözlerinin üzerine büyüteç tutup aşırı önemsemektir. İstesen de aklından çıkaramamaktır, rüyalarınızı hülyalarınızı süslemesidir. Onun unuttuğu sözleri tekrarlamaktır. Çoşkulu bir mani halidir. Aşk canlıdır, heyecanlıdır. Aşk iyi hissetmektir, etekleri uçuşmaktır. 
          Görme ve algı kusurudur. Onun patavatsızlığını delikanlılık sanmaktır, fakir sözcük dağarcığı sebebi ile susmasını, içe kapanıklığını ‘bilgelik’ sanmaktır. Densizliğini açıksözlülük, antisosyal,  kanun ve sınır tanımaz davranışlarını, cesaret ve özgüven sahibi olmakla karıştırmak demektir.
          Yani AŞK; HAYAL EDİLEN ile GERÇEK arasındaki farkı algılayıncaya kadar geçen süredir. “Zülfün zülfün” diyerek şiirler yazan şair sonunda sevdiği ile evlenir ve bir zaman sonra derki; “zülfün zülfün dediğim kafanın kılıymış”.
          Aşk; kavuşamamaktır, kaçan büyük balıktır. Aşık; kendinin sevilmediğini farketmeyip, umursamayanı, ZOR AŞK, BÜYÜK AŞK sanmaktır, kendine cevap verip seveni ise ucuz bulmaktatır. 
          STENBERG’e göre; Yakınlık, tutku, bağlılık öğeleri olan bir kavramdır. 

Aşk türleri: 
1.Beğenme ve hoşlanma; yakın hissetme, sıcaklık hissetme.
2.Tutkulu ve çılgınca Aşk; ilk görüşte aşk bu gruptandır. Bir kişiyi ilk görüşte çok seviyor veya nefret ediyorsanız durup düşünün, bu durumun karşısındaki kişi ile ilgisi yoktur. Alt beynimizin oyunu bu bize. Sevdiğimiz ya da korktuğumuz şeyin her türlü özelliğini GENELLEŞTİRİR. Bizim hayatta kalabilme refleximizin sonucu bu durum. Örneğin: Kırmızı bir kamyon hızla üzerinize gelip (size çarpmamışsa bile) korkmuşsanız uzun süre trafikten, hareket eden herşeyden yada kırmızıdan korkarsınız. Oysa burada tek bir suçlu vardır o kamyonun şöförüdür. Çok şefkatli, sevecen, size dünyayı öğrenmenin yolunu açmış ilkokul öğretmeninizin, bu özellikleri ile alakası olmayan kocaman esmer ellerini, uzun boyunu, geniş yüzünü de güven duygunuzun içine yerleştirirsiniz. 30 sene sonrada olsa sırf öğretmeninize fiziksel olarak benziyor diye dünyada tüm ölçüsü para olan, emek hırsızı, kendini veya başkasını sevemeyen patronunuza hiç hak etmediği halde güvenip emek verip, sonuçta emeklerinizin karşılığını saygısızlık olarak alabilirsiniz. Aynı şekilde annesine benzer eşleri olan erkekleri görürsünüz. Gerçekten sevmek ve sevişmek beyinle ve kişilik özellikleri ile olur. Nasıl ilk karşılaşmada giyim ve bakımınız ile karşılanıp, kişilik akıl, eğitim, kültür ve görgünüzle uğurlanırsanız, aynı şekilde AŞKTA kişinin görünüşü ile karar verip, gerçek kişilik özellikleri, kültürü, terbiyesi ile mutlu veya mutsuz olursunuz. En sağlıklı aşk, önce iyi arkadaşlık üzerine kurulan ve gelişen aşktır. Şarkılar ise hep fizik ve dış görünüşten bahseder bunu da alt beynimiz kodluyor. Erkek için ince bel geniş kalça doğurganlık özelliği, dümdüz bir karın gebe olmadığının belirtisidir. El değmemişlik; çocuk benim mi kaygısını gidermek içindir. Kadınlar için ise; alt beynin ölçüsü, güçlü ve sağlıklı bireyler dünyaya getirmek ve onları büyütürken, güçlü ve geniş omuzlu baba avlanacak, hızlı koşacak uzun bacakları ile ve çocuğuna yiyecek taşıyacaktır. Görüyorsunuz alt beynimizde hala orman kanunu geçerlidir. Kadın TOPLAR, erkekler avlanır, eve besin taşır. Küçümsemeyin alt beyni; tüm memelilerde var diye. Duygularımıza yön veriyor duygularda düşünceye yön veriyor düşünce ve davranışlarımıza yön veriyor. Açken markete girip önümüze geleni aldığınız olmadı mı? Cinsel dürtüleri de küçümsemeyin. Genç fakir köylü kadın mecburiyetten yaşlı ve empotanslı bir adamla evlendirilmiş olarak geldi. “Aman çare doktor hanım, öyle uyarılmış durumdayım, bunu yok et. Boyu bir karış kadar kısa minibüs şöförüne Cüneyt Arkın mış gibi bakarken buldum kendimi, işin kötüsü oda farketti sırıtıyor. Kadın ve erkeğe ait ayrı özellik, erkekler GÖREREK uyarılıyor (kozmetik ve giyim sanayinin sebebi) kadınlarda DOKUNULARAK uyarılır. Akıllı kadınların; yalnız bedenlerine dokunarak itici olabilirsiniz, ruhuna dokunmak gerekir çoğunlukla.
3.Boş Aşk (Bağlanma): Bir kişinin başka birini sevdiğine karar verip bağlanmasıdır. Yakınlık ve tutku barındırmaması sebebi ile boş aşk denir. İlişkinin başında veya sonunda olabilir.
4.Romantik Aşk: Romantik aşkta yakınlık ve bağlanma var tutku yoktur.
5.Arkadaşça Aşk: Yakınlık ve bağlanma var, tutku yok.
6.Aptalca Aşk: Tanışıp kısa sürede evlenirler  Holywood tarzı aşk. Tutku biter sadece beğenme kalır sıkılırlar.
7.Mükemmel Aşk: (Tutku-yakınlık- bağlanma) Bu aşkı yaşamak ve elde tutmak daha zordur.
8.Aşksızlık: Sorunlu ilişkilerdir.

PATOLOJİK YANİ HASTALIKLI VE  MUTSUZ EDEN AŞKTA PSİKİYATRİK YARDIM ALINMASI HAYATINIZI KURTARIR.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yorumlar: (0)