Çocuğunuz son zamanlarda daha fazla endişeleniyor, okula gitmek istemiyor, sık sık “Ya bir şey olursa?” diye soruyor veya bazı durumlarda karın ağrısından şikâyet ediyor olabilir.
Böyle bir durumda akla hemen “Çocuğumda bir kaygı problemi mi var?” sorusu gelebilir. Oysa çocukluk döneminde korku ve endişe yaşamak tek başına bir problem olduğu anlamına gelmez.
Çocukların yaşlarına ve gelişim dönemlerine bağlı olarak farklı korkuları olabilir. Küçük çocuklarda bakım verenden ayrılma veya karanlık korkusu görülürken, okul çağında başarı, arkadaşlıklar ve çeşitli günlük olaylarla ilgili endişeler daha fazla ön plana çıkabilir. Ergenlik döneminde ise sosyal ilişkiler, akademik performans ve gelecek gibi konular kaygı kaynağı olabilir. “AACAP – Anxiety Disorders Resource Center”
Asıl dikkat edilmesi gereken, kaygının çocuğun yaşamında neye yol açtığıdır.
Kaygı her çocukta aynı şekilde ortaya çıkmaz. Bazı çocuklar endişelerini doğrudan ifade ederken bazıları yaşadıklarını davranışları veya fiziksel yakınmaları üzerinden gösterebilir.
Örneğin çocuk;
Bunların hiçbiri tek başına bir kaygı bozukluğu anlamına gelmez. Belirtilerin sıklığı, yoğunluğu, süresi ve çocuğun günlük yaşamına etkisi birlikte değerlendirilmelidir. AACAP da çocuklarda kaygının bazen sessiz, uyumlu ve sorun çıkarmayan görünen çocuklarda bile gözden kaçabileceğine dikkat çekmektedir. “AACAP – The Anxious Child”
Çocuklarda kaygıyı anlamanın önemli yollarından biri, çocuğun daha önce rahatlıkla yaptığı şeylerden uzaklaşmaya başlamasıdır.
Örneğin arkadaşlarıyla oynamayı seven bir çocuk artık davetlere katılmak istemeyebilir. Sınıfta söz alan bir çocuk parmak kaldırmaktan kaçınabilir. Daha önce kendi başına uyuyabilen bir çocuk gece boyunca ebeveyninin yanında kalmak isteyebilir.
Burada davranışın kendisinden çok davranış değişikliğinin nedeni önemlidir.
Örneğin bir çocuk okula gitmek istemediğinde bunun arkasında ayrılma kaygısı olabilir; ancak akademik güçlükler, arkadaş ilişkileri, zorbalık, öğretmenle yaşanan problemler veya başka bir duygusal sorun da söz konusu olabilir.
Bu nedenle “Okula gitmek istemiyor, demek ki kaygısı var.” şeklinde tek bir nedene ulaşmak doğru değildir.
Özellikle okula gitmeme davranışının tekrarlaması ve çocuğun bu süreçte belirgin korku veya fiziksel yakınmalar yaşaması durumunda durumun ayrıntılı değerlendirilmesi gerekir. AACAP, okul reddinin farklı nedenleri olabileceğini ve kaygının bunlardan biri olabileceğini belirtmektedir. “AACAP – School Refusal”
Evet, olabilir; ancak her fiziksel şikâyeti kaygıyla açıklamak doğru değildir.
Kaygı sırasında beden de tepki verir. Baş ağrısı, karın ağrısı, mide bulantısı, terleme, nefes almakta zorlanma, kas gerginliği ve uyku problemleri bazı çocuklarda kaygıyla birlikte görülebilir. “AACAP – Anxiety Symptoms”
Özellikle belirli durumların öncesinde tekrarlayan fiziksel şikâyetler dikkat çekebilir. Örneğin çocuk her pazar akşamı karın ağrısından yakınıyor ve pazartesi okula gitmekte zorlanıyorsa, yalnızca fiziksel belirtiye değil, bu durumun hangi koşullarda ortaya çıktığına da bakmak gerekir.
Bununla birlikte tekrarlayan veya açıklanamayan fiziksel yakınmalarda tıbbi değerlendirme ihmal edilmemelidir.
Anne-babadan ayrılmak istememek özellikle küçük çocuklarda gelişimin doğal bir parçası olabilir.
Fakat çocuğun yaşı ilerledikçe bu korkunun azalması beklenirken yoğun biçimde devam etmesi ve günlük yaşamı kısıtlaması daha yakından değerlendirilmelidir.
Örneğin çocuk;
bu belirtilerin gelişimsel düzeyle uyumlu olup olmadığına bakmak gerekir. AACAP, özellikle ayrılık korkusunun okul, uyku ve günlük aktiviteleri etkilemeye başlaması durumunda değerlendirme yapılmasını önermektedir. “AACAP – The Anxious Child”
Bazı çocuklar özellikle başkaları tarafından değerlendirileceklerini düşündükleri durumlarda zorlanabilir.
Sınıfta konuşmak, yüksek sesle okumak, yeni arkadaşlarla tanışmak, bir grubun önünde performans göstermek veya hata yapma ihtimali çocuğun yoğun biçimde kaygılanmasına neden olabilir.
Çocuk bu durumlarda yalnızca çekingen davranmakla kalmayıp zaman içinde sosyal ortamlardan uzaklaşmaya başlayabilir. Arkadaş edinmekte zorlanma, okula gitmek istememe, sosyal ortamlarda konuşmama veya fiziksel yakınmalar bu tabloya eşlik edebilir. "NIMH – Social Anxiety Disorder"
Burada da çekingen bir çocuk ile sosyal kaygı yaşayan bir çocuğu birbirinden ayırmak önemlidir. Her utangaçlık psikolojik bir sorun değildir.
Ebeveynlerin en çok zorlandığı noktalardan biri de budur: “Bu yaşadığı normal bir dönem mi, yoksa destek almamız gerekiyor mu?”
Tek bir belirti üzerinden karar vermek yerine şu sorulara bakılabilir:
Çocuğumun yaşamında belirgin bir değişiklik oldu mu?
Bu durum ne zamandır devam ediyor?
Okulunu, arkadaşlıklarını, uykusunu veya aile yaşamını etkiliyor mu?
Çocuğum bazı durumları yalnızca korktuğu için yapmaktan kaçınıyor mu?
Yaşadığı kaygı nedeniyle günlük yaşamı belirgin biçimde zorlaşıyor mu?
Belirtiler haftalar veya daha uzun süre devam ediyor, çocukta ya da ailede belirgin sıkıntıya yol açıyor veya okul, ev ve arkadaş ilişkilerindeki işlevselliği etkiliyorsa profesyonel değerlendirme düşünülmelidir. NIMH de çocuklarda değerlendirme ihtiyacını belirlerken belirtilerin süresi ve günlük işlevsellik üzerindeki etkisine özellikle dikkat çekmektedir. “NIMH – Children and Mental Health”
Çocuk kaygılandığında ilk tepki çoğu zaman onu hemen rahatlatmaya çalışmak olur.
“Hiçbir şey olmayacak.”
“Bundan korkmana gerek yok.”
“Bunu kafana takma.”
gibi cümleler iyi niyetli olsa da çocuğun yaşadığı duyguyu anlamasına her zaman yardımcı olmayabilir.
Bunun yerine önce kaygının neyle ilişkili olduğunu anlamaya çalışabilirsiniz:
“Seni en çok endişelendiren şey ne?”
“Bunu düşündüğünde aklına ne geliyor?”
“Şu anda sana nasıl yardımcı olabilirim?”
Çocuğun korkusunu küçümsememek, ancak korkunun yönettiği bir yaşam biçimi oluşmasına da izin vermemek önemlidir.
Örneğin yalnız kalmaktan korkan bir çocuğun her gece mutlaka ebeveyninin yanında uyuması kısa vadede rahatlama sağlayabilir. Ancak uzun vadede çocuğun kendi başına başa çıkma becerisinin gelişmesini zorlaştırabilir. Kaygının niteliğine göre psikolojik değerlendirme ve uygun müdahale planı bu nedenle önem taşır.
Özellikle sosyal kaygı gibi durumlarda çocuklara yönelik bilişsel davranışçı terapi temelli yaklaşımlar, yaşa ve gelişim düzeyine uygun biçimde kullanılan psikolojik müdahaleler arasında yer almaktadır. NICE, çocuk ve gençlerde sosyal kaygı için bireysel veya grup bilişsel davranışçı terapiyi önerilen psikolojik müdahaleler arasında değerlendirmektedir. “NICE – Social anxiety disorder”
Çocuğun korkması, endişelenmesi veya bazı durumlarda çekingen davranması her zaman bir problem olduğu anlamına gelmez. Çocukluk döneminde kaygı farklı yaşlarda ve farklı biçimlerde ortaya çıkabilir.
Daha önemli olan, bu duygunun çocuğun hayatındaki yeridir.
Bir çocuk korkmasına rağmen günlük yaşamına devam edebiliyorsa durum farklıdır; korktuğu için okula gidemiyor, arkadaşlarından uzaklaşıyor, uyuyamıyor veya sürekli kaçınma davranışları gösteriyorsa farklı bir değerlendirme gerekir.
Bu nedenle çocuklarda kaygıyı değerlendirirken yalnızca “Kaygısı var mı?” sorusuna değil, “Kaygısı hayatını ne kadar etkiliyor?” sorusuna da bakmak gerekir.
Çocuğunuzun yaşadığı kaygının günlük yaşamını etkilediğini düşünüyorsanız, çocuk ve ergenlerle çalışan bir ruh sağlığı uzmanından değerlendirme desteği alabilirsiniz.
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.