Çocukluk döneminde öğrendiğimiz ilişki biçimleri, yetişkinlikteki ilişkilerimizin tamamını belirlemez; ancak yakınlık, güven, sınır, ihtiyaç ve çatışma konularında bazı öğrenmeler yetişkinlikte yeniden karşımıza çıkabilir. Bu nedenle ilişkilerinde sürekli aynı sorunları yaşayan kişilerle çalışırken geçmiş deneyimlere bakmak çoğu zaman anlamlı bir klinik değerlendirme alanıdır.
Örneğin, duyguların konuşulmadığı bir aile ortamında büyüyen kişi, yetişkinlikte kendi ihtiyaçlarını ifade etmekte zorlanabilir. Sürekli eleştirilen bir çocuk, ilerleyen yıllarda partnerinin sıradan bir geri bildirimini bile “Beni beğenmiyor.” şeklinde yorumlayabilir. Ev içinde sevginin koşullu yaşandığı bir ortamda büyüyen biri ise başarı göstermediğinde veya yeterince fedakârlık yapmadığında sevilmeyeceğine inanabilir.
Burada önemli bir ayrım yapıyorum: Yetişkinlikte yaşanan her ilişki problemini çocuklukta tek bir olaya bağlamak doğru değildir. İnsan davranışı, çok sayıda faktörün etkisiyle şekillenir. Kişinin mevcut ilişkisi, yaşam koşulları, kişilik özellikleri, stres düzeyi ve bugün yaşadığı deneyimler de önemlidir.
Terapi sürecinde geçmiş ve bugün arasındaki bağlantıyı kurmak, kişinin kendisini suçlaması için değil, tekrar eden örüntüleri fark edebilmesi için kullanılır. “Neden partnerim uzaklaştığında bu kadar yoğun tepki veriyorum?”, “Neden ihtiyaçlarımı söylemek bana bu kadar zor geliyor?” veya “Neden bir tartışmayı hemen ilişkinin biteceği şeklinde yorumluyorum?” gibi sorular üzerinde çalışılabilir.
Bazen kişi, geçmişte öğrendiği bir davranış biçiminin bugün artık işe yaramadığını fark eder. Çocukken sessiz kalmak, çatışmadan korunmanın bir yolu olmuş olabilir; fakat yetişkin ilişkisinde sürekli susmak, ihtiyaçların karşılanmamasına yol açabilir. Benzer şekilde, çocuklukta kabul görmek için herkesi memnun etmek gerekli olmuşsa, yetişkinlikte sınır koymak suçluluk yaratabilir.
Terapi, geçmişi değiştirmez. Ancak geçmişten öğrenilen bazı düşünce ve davranış örüntülerinin bugün nasıl çalıştığını fark etmek mümkündür. Kişi farkındalık kazandıkça, otomatik tepkileri yerine daha bilinçli seçimler yapmaya başlayabilir. Benim için terapi açısından değerli olan da tam olarak budur: Geçmişi suçlamak değil, geçmişin bugünkü hayat üzerindeki etkisini anlayarak bugünde değişim alanı yaratmak.
Geçmişi anlamak, ebeveynleri suçlamak veya bütün sorumluluğu çocukluk deneyimlerine yüklemek anlamına gelmez. Yetişkinlikte kişi, yeni ilişkiler, yeni deneyimler ve yeni beceriler aracılığıyla farklı öğrenmeler geliştirebilir. Bu nedenle geçmişin etkisini anlamak kadar, bugün hangi seçimlerin yapılabileceğine odaklanmak da terapi açısından önemlidir.


