Travma sonrası kaçınma, kişinin yaşadığı olayla bağlantılı düşüncelerden, duygulardan, kişilerden, mekânlardan veya durumlardan uzak durması şeklinde görülebilir. Bazen kaçınma çok belirgindir; kişi belirli bir yere gitmez veya belirli kişilerle görüşmez. Bazen ise daha örtüktür ve kişi kendisini sürekli meşgul ederek düşünmemeye çalışır.
Kaçınmanın anlaşılır bir işlevi vardır. Kişi travmatik deneyimi hatırlatan bir şeyden uzaklaştığında kaygısı kısa sürede azalabilir. Beyin bu rahatlamayı “Kaçınmak işe yarıyor.” şeklinde öğrenebilir. Ancak uzun vadede bu durum, korkunun devam etmesine katkıda bulunabilir.
Örneğin, kaza geçiren bir kişi araç kullanmaktan tamamen kaçınabilir. İlk günlerde bu davranış yoğun kaygıyı azaltabilir. Ancak kişi araç kullanmadıkça beyninin “Araç kullanmak tehlikelidir, bunu yapamam.” şeklindeki inancı değişme fırsatı bulamayabilir.
Kaçınma yalnızca dışsal davranışlardan oluşmaz. Bazı kişiler travmayı düşünmemek için sürekli çalışır, televizyon izler, telefonla meşgul olur veya duygularını bastırır. Bu da bir tür duygusal kaçınma olabilir.
Terapi sürecinde kaçınmayı zorla ortadan kaldırmak doğru değildir. Öncelikle kişinin neden kaçındığını ve bu davranışın hayatındaki işlevini anlamak gerekir. Daha sonra, uygun olduğunda, maruz bırakma veya travma odaklı diğer çalışmalar planlanabilir.
Travma çalışmasında güvenlik ve kişinin hazır oluşu önemlidir. Her danışanın aynı hızda ilerlemesi beklenmez. Özellikle yoğun duygusal dalgalanma yaşayan kişilerde önce stabilizasyon, duygusal düzenleme ve baş etme becerileri üzerinde çalışmak gerekebilir.
Amaç, kişinin kendisini zorlayarak korktuğu her şeyle karşılaşması değildir. Amaç, güvenli ve yapılandırılmış biçimde, kişinin hayatını gereksiz yere sınırlayan kaçınmaları azaltabilmesidir.
Kaçınma davranışları zaman içinde yaşam alanını daraltabilir. Kişi önce yalnızca bir ortamdan uzak dururken, daha sonra benzer bütün ortamlardan kaçınmaya başlayabilir. Bu nedenle travma sonrası belirtiler devam ediyorsa erken değerlendirme faydalı olabilir.
Travma sonrası iyileşme, kişinin yaşadığı olayı unutması anlamına gelmez. Amaç, geçmişteki tehlikenin bugün devam ediyormuş gibi yaşamı yönetmesini engellemek ve kişinin yeniden güvenli biçimde hayatına katılabilmesini sağlamaktır.
Kaçınmanın azalması çoğu zaman bir anda gerçekleşmez. Kişinin güvenli biçimde küçük adımlar atabilmesi ve yaşadığı kaygının yükselip sonra azalabileceğini deneyimlemesi önemlidir. Travma odaklı çalışmalarda hızdan çok uygunluk ve güvenlik önemlidir. Bu nedenle maruz bırakma gibi yöntemler kişinin durumuna göre planlanmalı ve profesyonel rehberlikle yürütülmelidir.


