İçeriğe geç
Blog

Travmatik Anılar Neden Unutulmaz? - Kl. Psk. Onur Gümüş

Bazı anıların üzerinden yıllar geçmesine rağmen çok canlı kalmasının nedenini anlamak için belleğin yalnızca “saklama” işlevine bakmak yeterli değildir. Özellikle yoğun korku, çaresizlik veya tehdit içeren deneyimlerde kişi yalnızca olayın ne olduğunu değil, olay sırasında yaşadığı duyguları, bedensel duyumları ve çevresel ayrıntıları da güçlü biçimde hatırlayabilir.

Travmatik bir anı bazen sıradan bir anı gibi hissedilmez. Kişi olayı geçmişte yaşanmış bir deneyim olarak hatırlamak yerine, tetikleyici bir durumla karşılaştığında sanki yeniden oluyormuş gibi yoğun bir tepki verebilir. Bir koku, ses, mekân veya davranış geçmişteki deneyimle bağlantılı alarm tepkisini harekete geçirebilir.

Bu durum kişinin “Neden hâlâ böyle tepki veriyorum?” diye kendisini sorgulamasına neden olabilir. Burada önemli olan, beynin geçmişteki tehlikeye karşı öğrendiği alarm sisteminin bugünkü güvenli koşullarda da devreye girebilmesidir.

Travmatik anıların canlı olması, kişinin zayıf olduğu veya olayı unutmayı başaramadığı anlamına gelmez. Aynı zamanda herkesin travmatik deneyimi aynı biçimde hatırlayacağı da söylenemez. Bazı kişiler belirli ayrıntıları çok canlı hatırlarken bazıları olayın parçalarını hatırlamakta zorlanabilir.

Terapi sürecinde amaç anıyı silmek değildir. Geçmişte yaşanmış bir olayın hafızadan tamamen silinmesini hedeflemek gerçekçi değildir. Daha anlamlı hedef, anının bugün hâlâ yoğun korku, utanç, suçluluk veya çaresizlik yaratmasını azaltmaktır.

EMDR ve travma odaklı bazı bilişsel davranışçı yaklaşımlar, uygun danışanlarda travmatik anıların işlenmesine yardımcı olmak için kullanılabilir. Ancak travma çalışmasına başlamadan önce kişinin mevcut yaşam koşulları, duygusal düzenleme kapasitesi ve terapiye hazır oluşu değerlendirilmelidir.

Terapi sırasında kişi zamanla “Bu olay gerçekten yaşandı ama artık geçmişte kaldı.” diyebileceği bir noktaya gelebilir. Anı ortadan kalkmaz; ancak anının kişinin bugünkü hayatını yönetme gücü azalabilir.

Bazen kişinin travmatik deneyimle ilgili kendisi hakkında geliştirdiği inançlar da önemlidir. “Ben güçsüzüm”, “Ben suçluyum”, “Kimseye güvenilmez” gibi inançlar olayın etkisinin devam etmesine katkıda bulunabilir.

Travmatik anının unutulmaması tek başına bir hastalık göstergesi değildir. Önemli olan, bu anının bugün ne kadar yoğun tepki oluşturduğu ve kişinin yaşamını ne ölçüde etkilediğidir. Eğer geçmişteki bir olay bugün ilişkilerinizi, uykunuzu veya günlük yaşamınızı belirgin biçimde etkiliyorsa profesyonel değerlendirme anlamlı bir başlangıç olabilir.

Travmatik anıyla çalışmanın sonunda kişi geçmişte yaşananları hatırlamaya devam edebilir ve bu normaldir. Değişen şey, hatırlamanın niteliğidir. Anı artık bugünkü tehlikenin kanıtı gibi değil, geçmişte yaşanmış bir olay gibi hissedebilir. Terapi açısından başarıyı anının yok olmasıyla değil, kişinin bugün üzerindeki etkisinin azalmasıyla değerlendirmek daha gerçekçidir.

Bu makaleyi paylaş

Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.

DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.