“Tetiklenmek” kelimesini günlük hayatta sık kullanıyoruz. Psikolojik açıdan tetiklenmek, belirli bir olayın, sözün, görüntünün, davranışın veya bedensel duyumun kişide geçmişte yaşanan yoğun bir duygusal tepkiye benzer bir tepkiyi yeniden ortaya çıkarması anlamında kullanılabilir.
Örneğin, bir kişi geçmişte yoğun eleştirildiği bir ortamda büyüdüyse, yetişkinlikte aldığı küçük bir geri bildirim bile beklenenden çok daha yoğun bir utanç veya öfke yaratabilir. Burada bugünkü olay, tek başına bu kadar büyük bir tepkiyi açıklamıyor olabilir; geçmişte öğrenilmiş anlamlar, bugünkü duruma eşlik ediyor olabilir.
Ancak her yoğun duyguya “travma tetiklendi” demek doğru değildir. İnsanlar günlük yaşamda öfkelenebilir, üzülebilir, korkabilir veya hassaslaşabilir. Tetiklenme kavramını kullanırken tepkinin tekrar eden bir örüntü oluşturup oluşturmadığına ve kişinin yaşamını nasıl etkilediğine bakmak gerekir.
Terapi sürecinde önce tetikleyiciyi belirleriz. Ne oldu? Kim söyledi? Nerede gerçekleşti? O anda aklınızdan ne geçti? Bedeninizde ne hissettiniz? Sonrasında ne yaptınız? Bu sorular, olay ile tepki arasındaki zinciri görünür hâle getirebilir.
Bazen tetikleyici olayın kendisinden çok, kişinin ona yüklediği anlam önemlidir. Partnerin telefonuna geç cevap vermesi, bir kişi için sıradan bir durumken, başka bir kişi için “Beni önemsemiyor” anlamına gelebilir. İkinci kişinin geçmiş deneyimleri, bu anlamı daha güçlü hâle getirmiş olabilir.
Tetiklenme yaşandığında kişi kendisini suçlamamalıdır. Yoğun tepki vermek, kişinin “zayıf” olduğu anlamına gelmez. Ancak tepkinin anlaşılması, kişinin gelecekte daha farklı davranabilmesi açısından önemlidir.
Terapi sürecinde amaç, bütün tetikleyicileri hayatınızdan çıkarmak değildir. Çünkü hayatı tamamen kontrol etmek mümkün değildir. Daha işlevsel hedef, tetikleyici ortaya çıktığında otomatik tepki ile bilinçli seçim arasında bir alan oluşturabilmektir.
Bazı durumlarda travma odaklı çalışmalar, EMDR, bilişsel davranışçı teknikler veya şema terapi gibi yaklaşımlar değerlendirilebilir. Hangi yöntemin kullanılacağı, kişinin öyküsüne ve terapi hedeflerine göre belirlenir.
Tetiklenmek, geçmişin bugünle bağlantı kurduğu bir deneyim olabilir. Bu bağlantıyı fark etmek, kişinin kendisini anlaması için önemli bir başlangıçtır. Amaç, geçmişi inkâr etmek değil, geçmişin bugünkü davranışlarımız üzerindeki otomatik kontrolünü azaltmaktır.
Tetiklenme anında kişinin kendisine “Neden yine böyle oldum?” diye yüklenmesi genellikle yardımcı olmaz. Önce tepkinin anlaşılması gerekir. Olay, düşünce, duygu, bedensel duyum ve davranış arasındaki bağlantı görüldükçe kişi, otomatik tepkisine daha erken müdahale edebilir. Farkındalık burada değişimin kendisi değil, değişim için gerekli ilk basamaklardan biridir.


