İçeriğe geç
Blog

Çocukluk Travmaları Yetişkinlikte Nasıl Etkiler? - Kl. Psk. Onur Gümüş

Çocukluk döneminde yaşanan her zor deneyim aynı şekilde travmatik bir etki yaratmaz. Ancak çocuğun uzun süre güvensiz, değersiz, yalnız, korkmuş veya çaresiz hissetmesine neden olan yaşantılar, ilerleyen yıllarda duygusal düzenleme, ilişki kurma ve kendilik algısı üzerinde etkili olabilir.

Çocukluk travmalarının yetişkinlikteki yansımaları her zaman açık biçimde görülmez. Kişi, yaşadığı geçmiş olaylardan söz etmese bile yoğun terk edilme korkusu, eleştiriye aşırı duyarlılık, sürekli tetikte olma, insanlara güvenmekte zorlanma veya duygularını düzenlemekte güçlük yaşayabilir. Bazı kişiler ise tam tersine, yaşadıkları zorlukları küçümser ve “Benden daha kötü şeyler yaşayanlar vardı” diyerek kendi deneyimlerini geçersizleştirir.

Örneğin, çocuklukta sık eleştirilen bir kişi, yetişkinlikte hata yapmaya karşı aşırı hassas olabilir. Küçük bir başarısızlık bile yoğun utanç yaratabilir. Sürekli tehdit altında hisseden bir çocuk ise yetişkinlikte çevresini sürekli kontrol ederek güvenli olduğundan emin olmaya çalışabilir. Bu davranışlar, bir zamanlar kişinin baş etme biçimi olmuş olabilir.

Terapi sürecinde geçmişi bugünkü hayatın tek nedeni olarak ele almak yerine, geçmiş deneyimlerin kişinin kendisi, diğer insanlar ve dünya hakkındaki inançlarını nasıl şekillendirmiş olabileceğine bakarım. Önemli olan yalnızca “Ne oldu?” sorusu değildir; “Olanlardan sonra kendiniz ve ilişkileriniz hakkında ne öğrendiniz?” sorusu da önemlidir.

Travma çalışması, kişinin hazır oluşuna göre planlanmalıdır. Her travmatik deneyimin hemen ayrıntılı biçimde anlatılması veya yeniden yaşatılması gerekmez. Öncelikle güvenli bir terapötik ilişki, duyguları düzenleyebilme becerileri ve kişinin mevcut kaynakları değerlendirilmelidir.

Travmanın etkileri değiştirilebilir; ancak bu süreç, geçmişi silmek anlamına gelmez. Amaç, yaşanan olayı hiç olmamış gibi yapmak değil, olayın bugün hâlâ kişinin seçimlerini ve duygularını yönetme gücünü azaltmasını önlemektir. EMDR, travma odaklı bilişsel davranışçı yaklaşımlar ve başka psikoterapi yöntemleri, uygun danışanlarda değerlendirilebilir.

Bir kişinin çocuklukta zor şeyler yaşamış olması, yetişkinlikte mutlaka psikolojik sorun yaşayacağı anlamına gelmez. Aynı şekilde, bugün yaşanan bir problemin mutlaka çocukluk travmasından kaynaklandığını söylemek de doğru değildir. Klinik değerlendirme, kişinin kendi öyküsü ve mevcut belirtileri üzerinden yapılmalıdır.

Kişinin geçmişte yaşadığı zorlukları anlamlandırması bazen uzun bir süreçtir. Terapide amaç, acıyı büyütmek değil, kişinin bugün yaşadığı güçlüklerle geçmiş arasında anlamlı bağlantılar varsa bunları güvenli biçimde ele almaktır. Böylece kişi, geçmişin kendisi için yazdığı senaryoyu olduğu gibi sürdürmek zorunda olmadığını fark edebilir.

Bu makaleyi paylaş

Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.

DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.