EMDR ve şema terapi, farklı klinik hedeflere odaklanan iki psikoterapi yaklaşımıdır. Bu nedenle “Hangisi daha iyi?” sorusundan önce “Benim yaşadığım problem için hangi yaklaşım daha uygun?” sorusunu sormak daha anlamlıdır.
EMDR özellikle travmatik veya yoğun biçimde rahatsızlık veren yaşantıların işlenmesinde kullanılan bir yöntemdir. Kişinin belirli bir olayla bağlantılı yoğun korku, suçluluk, utanç veya çaresizlik yaşaması ve bu olayın bugün hâlâ tetikleyici olması durumunda EMDR değerlendirilebilir. Amaç travmatik anıyı silmek değil, olayın bugün hâlâ oluşturduğu yoğun duygusal ve bedensel tepkiyi azaltmaktır.
Şema terapi ise kişinin uzun süredir devam eden düşünce, duygu, ilişki ve davranış örüntülerini anlamaya odaklanır. Örneğin kişi farklı ilişkilerinde tekrar tekrar terk edilme korkusu yaşıyor, kendisini değersiz görüyor, aşırı fedakârlık yapıyor veya sürekli onay arıyorsa, burada tek bir travmatik olaydan daha geniş bir örüntü söz konusu olabilir. Şema terapi bu tekrar eden yapıların anlaşılması için kapsamlı bir çerçeve sunabilir.
Örneğin çocuklukta sık eleştirilen bir kişinin yetişkinlikte “Ben yeterli değilim” inancıyla yaşadığını düşünelim. Bu kişi yalnızca belirli bir anıyı değil, birçok ilişkide ve farklı yaşam alanlarında tekrar eden bir kendilik algısını taşıyor olabilir. Böyle bir durumda şema odaklı çalışma anlamlı olabilir.
Bununla birlikte bu iki yaklaşımı birbirinin alternatifi gibi görmek de doğru değildir. Bazı danışanlarda terapi sürecinin farklı aşamalarında farklı tekniklerden yararlanılabilir. Önemli olan terapistin tek bir yönteme bağlı kalması değil, kişinin ihtiyaçlarını klinik olarak değerlendirmesidir.
Ben terapi planlarken önce başvuru nedenine, belirtilere, kişinin yaşam öyküsüne ve hedeflerine bakarım. Yöntem daha sonra gelir. Çünkü aynı tanıya veya benzer bir probleme sahip iki kişinin ihtiyaçları tamamen farklı olabilir.
Dolayısıyla “EMDR mi şema terapi mi?” sorusunun tek bir cevabı yoktur. Belirli bir travmatik anı ön plandaysa EMDR; yıllardır tekrar eden ilişki ve kendilik örüntüleri ön plandaysa şema terapi daha uygun bir seçenek olabilir. Bazen ise bütüncül bir terapi planında her iki yaklaşımın araçlarından yararlanmak mümkündür.
Bazen danışanın sorunu hem belirli travmatik anıları hem de yıllardır devam eden ilişki örüntülerini içerir. Böyle durumlarda terapi tek bir başlığa sıkıştırılmayabilir. Klinik değerlendirme, hangi hedefin önce ele alınacağına ve hangi tekniklerin hangi aşamada kullanılacağına karar vermeyi sağlar. Bu yaklaşım, yöntemi danışanın ihtiyacının önüne koymaktan daha işlevseldir.


