EMDR, travmatik ve rahatsız edici yaşam deneyimlerinin işlenmesi amacıyla kullanılan bir psikoterapi yaklaşımıdır. Açılımı “Eye Movement Desensitization and Reprocessing” olan EMDR, Türkçede göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden işleme olarak ifade edilir. Özellikle travma sonrası belirtiler ve rahatsız edici anılarla çalışmada bilinen yaklaşımlardan biridir.
EMDR hakkında en sık duyduğum yanlış anlamalardan biri, yöntemin yalnızca gözleri sağa sola hareket ettirmekten ibaret olduğudur. Oysa EMDR, belirli aşamalardan oluşan kapsamlı bir terapi protokolüdür. Terapi öncesinde kişinin öyküsünün alınması, mevcut sorunların değerlendirilmesi, hedeflerin belirlenmesi ve kişinin sürece uygunluğunun ele alınması gerekir.
Çalışma sırasında kişi, geçmişte yaşadığı bir olayla bağlantılı görüntü, düşünce, duygu ve bedensel duyumları ele alabilir. Çift yönlü uyarım teknikleri bu sürecin bir parçasıdır. Amaç, kişinin yaşadığı olayı unutmasını sağlamak değildir. Travmatik anı hafızadan silinmez; ancak anının bugün hâlâ yoğun korku, utanç, suçluluk veya çaresizlik yaratması azalabilir.
Örneğin, bir kişi yıllar önce yaşadığı bir olayla ilgili belirli bir mekâna girdiğinde yoğun kaygı yaşayabilir. Olay geçmişte kalmış olmasına rağmen bedeni ve zihni, sanki tehlike hâlâ devam ediyormuş gibi tepki verebilir. Terapi sürecinde hedef, geçmişteki olayla bugünkü tepki arasındaki bağlantının yeniden işlenmesine yardımcı olmaktır.
EMDR’nin herkes için aynı biçimde uygulanması gerektiğini düşünmüyorum. Kişinin mevcut yaşam koşulları, travma öyküsü, duygusal düzenleme kapasitesi ve terapi hedefleri değerlendirilmelidir. Bazı danışanlarda önce güvenlik ve stabilizasyon çalışmaları yapmak daha uygun olabilir.
Bir diğer önemli nokta, EMDR’nin danışanın yerine karar veren bir yöntem olmamasıdır. Terapi sürecinde kişi, yaşadığı deneyimlerin anlamını ve bugün hayatındaki etkisini daha iyi anlamaya çalışır. Terapistin görevi ise süreci yapılandırmak ve danışanın güvenli biçimde çalışmasına eşlik etmektir.
EMDR uygun olduğunda etkili bir araç olabilir; ancak psikoterapide yöntemin adından çok doğru değerlendirme ve doğru terapi hedefi önemlidir. “EMDR yaptırırsam travmam tamamen silinir mi?” sorusuna benim yaklaşımım, hedefin anıyı silmek değil, anının bugünkü hayat üzerindeki etkisini azaltmak olduğu yönündedir.
EMDR hakkında karar verirken yöntemin kişinin ihtiyacına uygun olup olmadığı önemlidir. Terapinin güvenli ilerlemesi için danışanın kendisini ifade edebilmesi, mevcut yaşam koşullarının değerlendirilmesi ve gerekli olduğunda önce baş etme becerilerinin güçlendirilmesi gerekir. Bu nedenle EMDR, bağımsız bir teknikten çok kapsamlı bir terapi sürecinin parçası olarak ele alınmalıdır.


