Gece anksiyetesi
Gün içinde yönetilebilir görünen kaygıların özellikle akşam saatlerinde veya yatağa girildiğinde yoğunlaşması şeklinde yaşanabilir. Danışanlardan sık duyduğum ifadelerden biri “Gündüz iyiyim ama yatağa girince zihnim durmuyor” şeklindedir. Bunun önemli nedenlerinden biri, gündüz boyunca dikkati iş, sorumluluklar ve insanlar tarafından dağılan zihnin gece daha az uyaranla karşılaşmasıdır.
Gün içinde ertelenen düşünceler gece sessizlikte daha görünür hâle gelebilir. İş, sağlık, ilişki, para veya gelecek hakkında düşünceler artabilir. Bunun üzerine kişi uyuyamayacağından endişelenmeye başladığında ikinci bir kaygı oluşur: “Yine uyuyamayacağım.” Böylece kişi uykuyu kontrol etmeye çalışır, saate bakar, ne kadar uyuduğunu hesaplar veya kendisini zorla uyutmaya çalışır.
Uyku konusunda kontrol arttıkça paradoksal biçimde uykuya geçiş zorlaşabilir. Çünkü uyku, tamamen istemli bir davranış gibi yönetilemez. Kişi “Hemen uyumalıyım” düşüncesiyle yatağa girdiğinde bedensel uyarılmışlık artabilir.
Terapi sürecinde yalnızca gece ortaya çıkan düşüncelere bakmakla yetinmem. Gün boyunca kaygıyla nasıl baş edildiğini de değerlendiririm. Kişi gündüz sürekli meşgul oluyor, sorunları erteliyor, rahatsız edici düşüncelerden kaçıyor veya yoğun güvence arıyorsa gece sakinleştiğinde bütün bu düşünceler yeniden ortaya çıkabilir.
Ayrıca kişinin uykuya ilişkin inançları önemlidir. “Bir gece kötü uyursam yarın hiçbir şeyi yapamam” veya “Mutlaka sekiz saat uyumalıyım” gibi katı düşünceler kaygıyı artırabilir. Terapi sürecinde bu düşünceler daha gerçekçi bir çerçevede ele alınabilir.
Amaç zihni zorla susturmak değildir. Düşüncelerin gelmesini engellemeye çalışmak çoğu zaman ters etki yaratır. Daha işlevsel hedef, düşünce geldiğinde onunla mücadele etmeden devam edebilmek ve uyku üzerindeki aşırı kontrolü azaltabilmektir.
Gece anksiyetesi sürekli hâle geliyorsa, uyku düzenini ve gündüz işlevselliğini belirgin biçimde bozuyorsa profesyonel değerlendirme faydalı olabilir. Uyku sorunlarının fiziksel ve psikiyatrik başka nedenleri de olabileceği için gerektiğinde tıbbi değerlendirme de düşünülmelidir.
Uyku problemi uzun süre devam ediyorsa yalnızca psikolojik açıklamayla yetinmemek gerekir. Uyku düzeni, kullanılan maddeler veya ilaçlar ve bazı fiziksel durumlar da değerlendirilmelidir. Psikoterapi açısından ise kişinin geceyi bir “uyumak zorunda olduğu sınav” gibi yaşamaktan çıkarması ve kaygıyla daha esnek ilişki kurması temel hedeflerden biri olabilir.


