Gelecek kaygısı, çoğu zaman yanlış anlaşılır. Kimi onu “zayıflık” sanır, kimi “abartı”, kimi de bastırılması gereken bir duygu… Oysa Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) perspektifinden baktığımızda, insan zihninin tehlikeyi önceden sezme ve hayatta kalma becerisinin, modern dünyada fazla yüklenmiş hâlidir. İnsan beyni geleceği düşünmek üzere evrimleşmiştir: plan yapar, olasılıkları tartar, riskleri hesaplar… Fakat zihin olasılık ile kesinlik arasındaki farkı kaybettiğinde bazı sorunlar ve işlevsellikte bozulmalar ortaya çıkabilir.
BDT’ye göre gelecek kaygısı nasıl oluşur? İnsanı asıl zorlayan, yaşanan olaylar değil; o olaylara yüklenen anlamlardır. Gelecek kaygısı yaşayan bireyin zihninde genellikle
şu döngü çalışır: Belirsizlik → Otomatik düşünceler (“Ya başaramazsam?”, “Ya yalnız kalırsam?”, “Ya her şey daha kötü olursa?”) → Felaketleştirme → Yoğun kaygı ve bedensel belirtiler → Kaçınma veya donakalma. Zihin, henüz yaşanmamış bir senaryoyu, sanki şu an oluyormuş gibi algılar. Kalp çarpar, mide kasılır, uykular kaçar… Oysa ortada somut bir tehlike yoktur; sadece zihinsel bir simülasyon vardır.
“Ya şöyle olursa?” cümlesi neden bu kadar yorucudur? BDT açısından “ya şöyle olursa?” sorusu çok da masum değildir. Çünkü bu soru: çözüm üretmez, eyleme geçirmez, sadece korkuyu büyütür ve zihin bu soruyla geleceği kontrol etmeye çalışır. Ancak kontrol etmeye çalıştıkça, kontrol duygusu daha da kaybolur. Gelecek kaygısında sorun geleceğin kendisi değil; belirsizliğe tahammül edememe hâlidir. Her düşünce, gerçek değildir ama kaygılı zihin bunu unutur. Düşünceyle gerçeği birbirine yapıştırır. “Böyle hissediyorsam, kesin böyledir” der. Oysa hissetmek, kanıt değildir…
BDT, zihnin bizi nasıl yanılttığını çok net gösterir. Felaketleştirme: “En kötü senaryo kesin olacak.” Zihin okuma: “Herkes benden daha ileride.” Aşırı genelleme: “Bir kez olmadıysa, hiç olmayacak.” Siyah-beyaz düşünme: “Ya tamamen başarılıyım ya tamamen başarısız.” Bu düşünceler gerçekçi değil; kaygı üreticidir. BDT, geleceği garanti etmeye çalışmaz çünkü bu mümkün değildir. Onun yaptığı şey çok daha değerlidir. Zihni bugüne geri çağırır. Düşünceyi sorgulatır. Belirsizlikle birlikte yaşayabilme kasını güçlendirir. BDT şunu öğretir: “Şu an ne biliyorum, ne varsayıyorum, neyi kontrol edebilirim?” ve genellikle cevap şudur: “Geleceği kontrol edemem ama bugünkü tutumumu kontrol edebilirim.”
Gelecek kaygısını tamamen yok etmek mümkün mü? Hayır çünkü amacımız kaygıyı sıfırlamak değil, kaygının direksiyona geçmesini engellemektir. Kaygı bazen uyarır, bazen hız kes der, bazen düşünmemizi sağlar ama hayatın sürücüsü olduğunda, insan yol alamaz… Gelecek kaygısı yaşayan biri “zayıf” değildir. Aksine çoğu zaman: detaylı düşünen, sorumluluk alan, hayatını ciddiye alan bir zihnin yorgunluğunu taşır. Ve bazen yapılması gereken tek şey şudur: Geleceği susturmaya çalışmak değil, onunla daha sağlıklı bir ilişki kurmayı öğrenmek… Gelecek henüz yazılmadı ama bugün attığın her küçük adım, o hikâyenin dilini belirliyor…
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.