GENEL ANKSİYETE BOZUKLUĞU

Yazar Zeynep PınarPsikiyatrist • 5 Ocak 2016 • Yorumlar:

 

Stresli bir durumla karşı karşıya kaldığımızda ya da baskı altındayken kalbimizin hızla çarpması ya da zaman zaman endişeli ve gergin hissetmek normal bir durumdur. Bunu her insan zaman zaman yaşar. Anksiyete bedenin tehlikeye karşı verdiği normal bir tepkidir. Her ne kadar kişide hoş duygular yaratmasa da aslında anksiyete kötü bir şey değildir. Belli bir düzeyde anksiyete kişiyi uyanık tutar, yaptığı işe odaklanmasını ve motive olmasını sağlar. Ancak eğer anksiyete sürekliyse, gereğinden fazlaysa, kişinin günlük aktivitelerini ve diğer insanlarla olan ilişkilerini etkiliyorsa, o zaman artık normal sınırdan çıkılmış demektir, bu durumda anksiyete bozukluklarından söz edebiliriz.

Yaygın Anksiyete Nedir?

Anksiyete Türkçedeki karşılığıyla kaygı veya endişe, kişide her an kötü bir şey olacakmış hissi,örneğin her an kötü bir haber alacağı yada kendisinin yahut yakınlarının başına kötü birşey geleceği endişesi ile giden bir bunaltı duygusudur.

Kişi sıklıkla günlük olaylar karşısında beklenenin üstünde yüksek bir kaygı düzeyi yaşar. Zihni çoğunluklafelaket senaryoları ile doludur. Örneğin çocuğu eve bir saat gecikmeyle gelmiştir, ancak bu gecikme “mutlaka çocuğa araba çarpmıştır”, “birileri çocuğa bir şey yapmıştır” türünden kaygı içeren düşüncelerle karşılanır. Kişi olaylar karşısında hafif bir tedirginlik duygusundan panik derecesine kadar değişik yoğunluklarda kaygı yaşayabilir. Duruma yaygın kaygı bozukluğu denmesinin nedeni kişinin sadece belli durumlarda değil, hemen her durumda (belirli bir yer, zaman yada duruma bağlı olmaksızın) az yada çok kaygı yaşamasıdır. Panik bozukluğundan bu yönden ayrılmaktadır.

Aslında kaygı günlük hadiselerde herkesin karşılaştığı bir ruh halidir, ve aşırı boyutlara ulaşmadıkça bir teşvik aracı olarak insanlara yardımcıdır. Kaygı, kişinin günlük aktivitelerini aksatacak hale gelerek başlı başına bir problem meydana getirdiğinde artık hastalık adını alır, ve tedavi edilmelidir.

Yaygın anksiyete bozukluğu olan kişi uzun süren, kontrol etmekte güçlük çektiği bir endişe durumu yaşar. Bu kaygı huzursuzluk veya kendini tetikte hissetme, çabuk yorulma, odaklanma güçlüğü, unutkanlık hissi, sinirlilik, kas gerginliği ve uyku bozukluğu belirtilerinin tamamı yada bir kısmı ile birlikte bulunur. Kişinin yaşadığı bu sıkıntılar kişinin hayatını olumsuz yönde etkilemektedir.

Bu sık rahatsızlık genellikle 20’li yaşlardan önce başlayarak, dalgalı bir seyir izler. Duruma eşlik edebilecek psikiyatrik bozukluklar diğer kaygı bozuklukları, depresyon ve alkol bağımlılığıdır.

Eğer aşağıdaki semptomlardan bir çoğuna sahipseniz ve bunlardan kendi iradenizle kurtulamıyorsanız, bir anksiyete bozukluğuna sahip olabilirsiniz:

  • Devamlı olarak gergin, endişeli ya da sinirli misiniz?
  • Anksiyeteniz iş, okul ya da aile yaşantınızı olumsuz etkiliyor mu?
  • Mantıksız olduğunu bildiğiniz fakat kurtulamadığınız korkularınız var mı?
  • Bazı davranışlar belirli şekilde yapılmadığında kötü şeylerin olacağı düşünceniz var mı?
  • Endişe yarattığı için bazı günlük aktivitelerden kaçındığınız oluyor mu?
  • Ani ve beklenmeyen panik ve kalp çarpıntıları yaşıyor musunuz?

Anksiyete Bozukluklarının Belirtileri Anksiyete bozuklukları tek bir bozukluktan daha çok birbiriyle ilişkili bir çok durumdan oluşmasına rağmen, kişiden kişiye farklı belirtiler gösterebilir. Biri ani anksiyete ve panik atakları ve kalp çarpıntısı yaşarken, bir başkası araba kullanırken bir korkuya kapılabilir; birinin aklına sürekli kontrol edemediği düşünceler gelirken bir başka kişi ise sürekli her konuda ve her durumda endişe duyabilir

Ancak çoğu insanın tehdit edici bulmadığı durumlarda hissedilen devamlı ve şiddetli korku ya da endişe bütün anksiyete bozukluklarında ortak olan önemli bir semptomdur. Anksiyetenin duygusal semptomları

  • Aşırı korku
  • Bir işe konsantre olmada güçlük
  • Sinirlilik ve gerginlik
  • Her zaman en kötüyü düşünmek
  • Asabiyet
  • Acelecilik
  • Sürekli tehlikede olma düşüncesi

Anksiyetenin fiziksel semptomları

  • Kalp çarpıntısı
  • Terleme
  • Mide bulantısı ya da ağrısı
  • Sık tuvalete gitme ya da ishal
  • Nefes almada güçlük
  • Titreme ve tikler
  • Kaslarda kasılma
  • Yorgunluk
  • Uykusuzluk

İlginç bir nokta da kaygı düzeyi yüksek kişilerin huzursuzluk ve kaygı hissinin yanı sıra sürekli gerilim tipi başağrıları, yaygın vücut ağrıları, bulantı, midede şişkinlik gibi şikayetler çekmeleridir. Bu nedenle hastaların bir kısmı öncelikle psikiyatrist dışındaki hekimlere başvururlar.

Kaygı hali ile deney hayvanlarında görülen “savaş yada kaç” refleksi arasında benzerlikler kurulmaktadır. Ciddi bir tehditle karşı karşıya kalmış bir hayvandakine benzer olarak, kişi yaşamsal bir tehlike algılamakta, buna gerek ruhsal gerekse bedensel yollarla cevap vermektedir. Böylesi bir durumda kişinin otonom sinir sistemi aktifleşmekte; dolaşım ve solunumu hızlanmaktadır. Kişi bunları titreme, huzursuzluk, kas gerginlği, nefes darlığı, çarpıntı hissi, ellerde, ayaklarda üşüme, ağız kuruması, bulantı ve midede şişkinlik olarak algılamaktadır. Göründüğü gibi beyin ve beden sürekli birlikte çalışmakta; belirtiler en belirgin olarak beden yoluyla hissedilmektedir.

Yaygın anksiyete bozukluğunun nedenleri

Bir kısım insanın neden sürekli olarak daha fazla kaygılı olduğu halen araştırma konusudur. Bu durumun gelişmesine kalıtımsal faktörlerin yanı sıra çocukluk dönemi yaşam deneyimlerinin de etkisiyadsınamayacak düzeydedir. Kişilerin kendilerini her an tetikte hissediyor olmaları, yaygın kaygı hallerinin yanı sıra düşünsel şemalarıyla (felaket senaryoları gibi) da ilişkili görünmektedir

Teşhis Sürekli devam eden korku ve endişe hali günlük yaşantıyı etkiliyorsa ya da kişide sürekli kötü birşey olacağına dair bir his varsa yaygın anksiyete bozukluğundan söz edilebilir. Yaygın anksiyete bozukluğu en az 6 ay boyunca kişinin sürekli olarak günlük işlerle ilgili gergin, endişeli, aşırı evhamlı olması durumudur. Kişide aşırı endişe, heyecan, konstantrasyon eksikliği, uyku bozukluğu ve kalabalık ortamlara girememe gibi belirtiler bulunabilir.

Yaygın anksiyete bozukluğu teşhisi ruh hekimi tarafından konulmalıdır. Teşhis sürecinde amaç belirtilerin bedensel ve diğer ruhsal rahatsızlıklardan ayırt edilmesidir. Bu amaçla ayrıntılı fizik muayene, çeşitli kan tetkikleri, görüntülemeler ve gerekirse diğer branş hekimlerinden konsültasyon istenir.

Belirli bedensel bir nedene bağlanamayan midede şişkinlik, başağrısı, yaygın kas ağrıları gibi şikayetlerle giden tablolarda kaygı bozuklukları akla ilk gelmesi gereken durum olmalıdır.

Tedavi

Yaygın anksiyete bozukluğu tedavi edilmediği takdirde yıllarca sürerek, kişide önemli bir yeti yitimine yol açar. İleri dönemlerde, hastalarda mevcut rahatsızlıklarına ikincil olarak depresyon gelişebilir. Hastalar huzursuzluk ve sıkıntıları için kısa süreli rahatlatıcı etkilere sahip olduğundan alkol kullanmaya başlayabilirler veya kullandıkları alkol miktarını artırabilirler. Bu sebeplerle hastalığın daha başlangıçta tedavi edilmesi büyük önem taşır.

Ayrıca eşlik eden bedensel rahatsızlık bulunsun bulunmasın aşırı kaygı halinin tedavi edilmesi hipertansiyon ve kalp-dolaşım sistemi ile ilişkili risklerin azaltılması noktasında önemli bir adımdır.

İlaç tedavisi

Yaygın anksiyete bozukluğunun önde gelen tedavisi uygun şekilde seçilmiş antidepresanlardır. Tedaviye bazen de kısa süreyle benzodiazepin grubu ilaçlar eklenmektedir. 

Psikoterapi

Yaygın anksiyete bozukluğunda etkisi gösterilmiş olan terapi türü bilişsel davranışçı terapidir. İlaç tedavisine ek olarak uygulanabilecek psikoterapi ile kişinin olumsuz düşünce ve davranış biçimlerinin değiştirilmesi ve hastalıkla mücadele etmesi için daha aktif olması amaçlanır. Terapi 6-12 seans kadar sürmektedir. Bilişsel davranışçı terapide hasta öncelikle hastalığının ne olduğu ve sebepleri konusunda eğitilmektedir. Bunun yanı sıra nefes egzersizi ve çeşitli gevşeme egzersizleri, stresle başa çıkma yöntemleri ile kişinin rahatlaması sağlanır. Bunun yanı sıra çeşitli ödevler verilerek kişinin kaygı verici durumlara karşı duyarsızlaşması sağlanır.

 

 

 

 

 

 

 

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yorumlar: (0)