Geri Dön Günışığım: Bir Babanın Sevgi ve Deliliğe Dair Öyküsü: Klinik Psikoloji Perspektifinden Vaka Analizi
Michael Greenberg’in Geri Dön Günışığım adlı anı ve otobiyografi dilindeki kitabı, bir babanın perspektifinden ruhsal bir hastalıkla yüzleşmeyi, toplumsal etiketleme ile başa çıkma biçimini ve kızının hastalığına dair terapötik sürecini inceleyen bir eserdir. Bu eser, delilik ve insanlık arasındaki ince sınırları görünür kılan bir vaka anlatısıdır.
Bölüm- Hastalığın Erken İşaretleri, Premorbid Dönem ve Bağlantılı Stresörler:
Kitabın giriş bölümü, Michael’ın 15 yaşındaki kızı Sally’nin aklını kaçırdığını ifade etmesiyle başlıyor. “5 Temmuz 1996, kızım aklını kaçırdı.” Bir babanın çaresizliğinin en acı dışavurumu. İlk tepkisinin kendisini suçlamak olduğunu, kızına neleri veremediğini, yaptığı yanlışları düşünerek hastalığın ortaya çıkmasından kendisini sorumlu tutmuş olduğu görülmektedir. Zamanla Sally’nin yaşadığı bu manik psikozun sadece bunlarla ilişkilendirilemeyecek kadar büyük bir akıl hastalığı olduğu ve bunun beyin kimyasıyla ilgili olduğunu fark edip çareyi doktorlarda arasa da zamanla doktorların çalışmalarının da dar klinik bulguları dâhilinde olduğunu görüp umudunu kestiği anlar olmuştur.
Sally’nin klinik bulguları aslında küçüklüğüne dayanmaktaydı, fakat Michael ancak manik psikozdan sonra bunların hastalığa dair haber niteliği taşıdığını fark etmiştir. Kitabın ilk bölümünde Sally’nin manik psikozu başlamadan önceki premorbid dönem ağırlıklı olarak anlatılmıştır. Baba Michael’ın, kızının hastalık belirtilerinin 9 yıl öncesine dönüş ifadesindeki anlatısı yalnızca hatırlama tekniği değil, babanın hâlâ çözümleyemediği sorgulamalarını temsil etmektedir. Sally hem çocukluk hem de ergenlik döneminde yoğun duygulanım yaşayan, yaratıcılığı çok yoğun, çevresel uyaranlara irritabilite gösteren, duygusal regülasyonda zorlanan, ilişkilerinde çok bağlanan ama aynı zamanda kırılgan bir profil çizmektedir. Sally okumayı öğrenemiyor, insanlarla iletişim kurmakta zorlanıyordu. Tüm bunların yanı sıra zekâsında bir problem yoktu; edebiyata, yazmaya hep ilgi duyar, akranlarının yazamayacağı düzeyde satırlar ve düşünceler üzerinde çalışırdı. Ergenliğinde yaşadığı ilk psikozunun başlangıcında da yaratıcılığının artmış, Shakespeare analizi yaparken ortaya çıktığı görünüyor. Yaşadığı psikoz genelde bu yaşlarda ortaya çıkmamakla birlikte, Sally’de ortaya çıkmasında birkaç önemli etken saptanmıştır. Çocukken okulda meydana gelen silahlı çatışma, anne ve babasının küçük yaşta boşanması, abisiyle ayrılması, annesinden uzakta kalması babasıyla olan ilişkisini güçlendirse de diğer bakım vereninin sürekli nesne olmaktan çıkması, benliğindeki tutarsızlıkları tetiklemiş, bunların yanı sıra amcası Steve’de de benzer ruhsal hastalık örüntüsünün görünmesi ve sınırda kişilik tanısı alması, Sally’de bipolar bozukluk riskini artıran sosyal ve biyolojik tetikleyicileri olmuştur. Michael boşanma sürecini elzem ve ıstırap dolu şeklinde özetlemiştir. Sally’nin bu stresörler sonucu yüksek duyarlılık ve duygusal hassasiyeti, stres karşısında kırılgan olmasını sağlamıştır. Bunların yanı sıra Michael, kızını “ürkütücü derecede erken gelişmiş ve her şeyin hep daha fazlasını isteyen bir yapısı vardı” şeklinde de tanımlamıştır. Sally’nin psikozunun ilk belirtileri; sirkadiyen çöküş (uyku kaybı) yaşaması, konuşma bozukluğu ve düşünce uçuşması göstermesi, agresyonunun artıp hassas bir duygulanıma bürünmesi, Tanrı’yla olan ilişkisi ve grandiyöz düşünceler gibi semptomlarla ortaya çıkmıştır. Bunlara paranoid düşünceler, depresif duygudurum ve saldırganlığın eşlik ettiği görünmektedir. Kamusal disinhibisyon göstergesi riskli davranışlarda bulunması, arkadaşı Cass ile yaşadığı olaydan sonra polislerin Sally’yi eve getirmesinin ardından Michael ve üvey anne Pat, tedavi görmesi için Sally’yi hastaneye yatırırlar. Bu bölümde ruhsal hastalıklara hem aile hem de çevre tarafından etiketleme yapılmaktadır. Michael’ın Sally’nin düşünce uçuşmaları karşısındaki “öğrenme özürlü kızım şimdi de bir dahi oldu” yorumu alaycı bir stigmadır. Michael, kızına karşı yoğun bir sevgi ve sorumluluk duyan bir baba figürüdür. Hastalığıyla ilgili araştırmalar yapıp kendince farklı kitaplardaki deneyimlerden çıkarımlarda bulunuyor, hasta çocuğu olan babalarla özdeşim kuruyordu. Kızı için sahip olduğu tüm imkânlarını seferber ederken sistemin her anlamda işini zorlaştırdığı görülmüştür. Buna örnek, hastanede Sally’nin çok ajite durumda olması sonucu sessiz odaya kapatılması ve burasının deliliğin en dip noktası, “0”, olarak tanımlanmasıdır. Sistem, yatan hastaları insan olmalarından öte rakamlardan ibaret bir sıralama düzenine hapsetmiştir. Mani atağı tedavisinde kullanılan ilaçlar, Michael’ın deyimiyle, psikozun da ötesinde benliğinden parçaları öldürüyordu.
Bölüm- Etik İkilemler, Aile Üzerindeki Etkiler:
Bu bölümde babanın stigma ile yüzleşmesi kurumsal ve toplumsal düzeyde işlenmiştir. Önceki bölümde Sally’nin hastalığını ailenin diğer üyelerine haber vermiş, bu bölümde daha detaylı etkileşimleri ele alınmıştır. Michael da dâhil olmak üzere annesi ve kardeşi de öğrendiğinde kendilerini suçlamak ilk tepkileri olmuştur. Hatta Aaron, durumu kabullendiğinde “Benim başıma gelmediği için mutlu hissetmek suçluluk duymama neden oluyor.” demiştir. Sally’nin annesi Robin, inkâr savunma mekanizmasını kullanmıştır. “Sally zaten hep böyleydi, her zaman çok hayalperestti, özel bir çocuktu, bu şehir hayatı ona iyi gelmedi.” şeklinde problemi dışsallaştıran bir tutuma sahiptir. “Aman komşular duymasın.” düşüncesi etiketlemeyle ilgili olup psikiyatrik tanı ve tedaviyi kabul edip kendince alternatif tedavi biçimlerinden vazgeçmesi oldukça zaman almıştır. Kardeşi Aaron, Sally’nin en büyük destekçilerinden olmuş ve çoğu kişinin aksine kimliğini hastalığıyla tanımlayıp yaklaşımını hasta olarak değil, her şeyden önce kardeşi olarak destek vermiştir. Büyükanne Helen, 5 çocuğundan 2. olan Steve’in hastalığı ile Sally’nin durumunu kıyaslamıştır. Steve’in böyle olmasının nedeninin kendisi olduğunu, fakat Sally’nin asla Steve gibi olmayacağını düşünmüştür. Bunun nedeninin Steve’e bebekken bile hiç sevgi duymaması, yeteri kadar fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarını karşılamaması, aynı zamanda kişilik yapısı olarak Steve’in tepkisiz bir çocuk iken Sally’nin tam tersi, çok tepkisel ve hassas bir çocuk olmasını göstermiştir. Helen’ın hastane ziyaretlerinde ilk zamanlar torununa büyük destek göstermesi, oğluna göstermediği sevgi ve bakımın telafisi olarak açıklanabilmektedir. Fakat bu ziyaretleri de içten olmadığından zaman içerisinde tutarlılığını koruyamamıştır. Tedavinin en yoğun ve en kritik kriz anı bu bölümde işlenmiştir. Michael, kızının hastanede yattığı süreçte travmanın yalnızca bireysel değil, travmayı yaşayanın çevresinde de görülebileceğini kanıtlar nitelikte bir deneyim yaşamaktadır. İşlevsiz bazı düşünce ve davranış örüntüleriyle Sally’nin kurtarıcısı olmaya çalışmaktadır. Tedavi planında kayıtsız ve etkisiz olduğunu düşünmek, çaresizliğinin eşiğini zorladığından kendince bu tür bir savunma mekanizması geliştirdiği görülmektedir. İlerleyen süreçte tedavinin gerçek anlamda bir parçası olabileceğini, Sally’nin yaşama ve yeni normaline adaptasyonu noktasında birincil bakım vereni olacağından, Sally kadar kendisinin de psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğu görülmektedir. Michael aynı zamanda yalnızca Sally’nin değil, ruhsal bir hastalıkla mücadele eden abisi için de bakım veren konumundadır. Michael’ın en büyük korkularından birinin de kızının da ileride abisine benzeyeceği düşüncesidir. Hâlbuki her birey için sürecin öznel ve biricik olduğu, bu kriz anında gölgede kalmış, göz ardı edilen bir gerçektir. Sally bu süreçte hastanedeki tedaviye gönüllü olmasa da zaman içerisinde ilaçların etkisiyle regüle olmuş ve Dr. Mason’a göre ruh hâlinin düzeldiğinin işaretçisi olan “mezuniyet”e hak kazanmıştır. Sonrası için doktor, bir toplantı düzenlemek ve hastaneden çıktıktan sonra Sally’nin koruyucu sağlık önlemlerinin alınması, değişen koşullar ve özel gereksinimlerinin anlaşıldığı bir ortam yaratmayı amaçlar. Sağlık personeli Julian’ın babasına Sally için ne istediğinin sorulması üzerine Michael, “İnsanın normal şartlar altındaki kontrol mekanizmasına dönmesini istiyor.” Bu yorum bile normal kavramının aslında ne denli görece olduğu, insanların hep toplum tarafından kabul edilebilir davranış ve düşüncelere sahip olduğu sürece insan olarak kabul edileceği bir toplum düzeninde dışlanmadan var olabileceğimiz görüşünü yansıtıyor.
Yapılan toplantıda Dr. Mason, Sally için kendisinin dışına çıkarak düşünebildiğini, artık hastanede tedavi görmesine gerek olmadığını söyler. Toplantıda Sally’nin taban çizgisinden bahsediliyor. Yine bu taban çizgisinin sınırında da toplumun belirleyici rolünün olması, en ufak değişikliği olan kişilerin toplum tarafından anormal kabul edilip dışlanacaklarına dair izlenim vermektedir. Doktorun tavrının yalnızca Sally için sağlık sisteminde eşlikçi yeni bir kimlik oluşturmak, yani bir etikete sahip olmasını sağlamak olduğu görülmektedir. 12 adım listesi, yeni yaşamına odaklanması için adeta küçük bir çocuğa yaşamı yeniden öğretircesine bir rehber olmak üzere hazırlanmıştır. İyileşme sözleşmesi, ödül ve ceza sistemiyle işleyen ilkokul seviyesi dilinde yazılmış bir maddeler listesidir. Her hastanın özel bir iyileşme sisteminin olduğu, tedavi yönteminin hastanın kendisine uygun düzenlenmesinin önemi anlaşılmıştır. Neyse ki hastanede tekdüze bir tedavi olmasının yanı sıra üçüncü bölümde yeni terapisti ile Sally’ye özgü bir tedavi planı oluşturulacaktır. Bu bölümde kardeşi Aaron’un yorumu dikkat çekmektedir. Hastalığının gizlenmesi konusunda babasına ısrar etmekte, eğer duyulursa toplum tarafından oldukça acımasız tutumlara maruz kalacağından korkmaktadır. Çoğu zaman böylesine hassas ve kritik bir sağlık durumunda odak noktası hastanın iyileşme süreci olması gerektiği hâlde, toplumun yargıları yüzünden tedavi belki de ikinci planda kalmaktadır. Asıl verilen savaş, hastalıkla hasta arasında değil, hastalık ve toplum arasında bir meseleye taşınmıştır.
Bölüm- İyileşme ve Gerileme Süreci- Yeniden Kimlik İnşası
Sally yeni bir terapistle görüşmeye ve günden güne kendisini daha “normal” hissetmeye başlamıştır. Hastanede verilen talimatlara kesin suretle uymaya çalışmaktadırlar. İlaçların etkisinin pençesinden henüz kurtulamayan Sally’yi görmek, babasını her geçen an daha da hüzünlendirir. Kızının ne hissettiğini anlamlandırabilmek adına ilaçlardan içen Michael, bir ebeveynin belki de en çaresiz hissettiği anlardan birindedir. Kızının durumunu öylesine içselleştirmiştir ki bu durumu artık kendi hastalığı ve baş etmesi gereken bir süreç olarak ifade etmiştir. Terapistinin de desteğiyle yeni normaline alışmaya başlayan Sally, artık okula başlamak için geri sayım yapmaktadır. Bu süreçte ilk zamanlar son derece ümitsiz, tepkisel ve yorgun, fakat zaman içerisinde ilaç dozlarının da azaltılmasıyla yeniden hayata dönmeye başladığı görülmektedir. Bu süreçte Michael sonunda az da olsa kendisini suçlu hissetmeden kendine vakit ayırmaya başlamıştır. Bu, yalnızca Sally’nin değil, tüm yakın çevresinin yeni hayata, yeni düzene adapte olma sürecidir. Terapi esnasında Sally, terapisti sayesinde aslında psikozun kişiliğini tanımlamadığını, yalnızca bunu hastalığının bir parçası olarak görüp kabullenmeyi fark eder ve bu yönde adımlar atar. Pat, kitabın son sahnesinde tüm süreç boyunca uğraştığı oyununu sergiler. Bu oyun, her bir izleyici açısından, özellikle de Sally ve babası için, şaşkınlıkla karşılanır. Bu oyun bir tür deliler balosunu gözler önüne serer. İzleyicinin şaşkınlığı, bu tür bir konunun hem sanatın hem de toplumun bir parçası olarak ifade edilmesi olmuştur. Oyun, Sally’ye kendisini dışarıdan izlemiş izlenimi verecek kadar detaylı hazırlanmış, en nihayetinde toplumda “onların” da olduğu, belki de sessiz çığlıkların somut bir gerçeğe dönüştüğü bir alan açmıştır.
KAYNAKÇA
American Psychiatric Association. (2022). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed., text rev.; DSM-5-TR). Washington, DC: Author.
Greenberg, M. (2009). Geri dön günışığım (Ö. Yüksel, Çev.). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
Hacer Sena Gazi


