Klinik Görüşme Becerileri ve Semiyoloji Kapsamında Kitap Analizi
Bir Şizofrenin Yaşamı: Delilik ile Dahilik Arasında Bir Hayat
Ruh sağlığı alanında çalışacak bir uzman adayı olarak kitaplardan edinilen bilgiler kadar, gerçek bir şizofreni tanısı almış bireyin yaşam öyküsüne tanıklık etmek de en az ders materyalleri kadar kıymetlidir. Elyn R. Saks’ın kendi hastalık deneyimini anlatmış olduğu Bir Şizofrenin Yaşamı: Delilik ile Dahilik Arasında Bir Hayat, şizofreninin yapılandırılmış semptomlarının ve DSM kriterlerinin ötesinde bir kimliğe sahip olan bireyin gerçek yaşam mücadelesini okurlarına sunuyor. Bu kitap yalnızca bir hastalık anlatısı olarak değil, aynı zamanda ruh sağlığı hizmetlerinin ve klinik görüşme süreçlerinin, zaman zaman ise etik uygulamaların, ne denli belirleyici olduğunu aktaran bir yaşam öyküsü olarak karşımıza çıkmıştır.
Klinik Görüşme Becerileri ve Semiyoloji dersinde kaynak olarak kullanılan, John S. Flanagan ve Rita S. Flanagan’ın yazmış olduğu Klinik Görüşme: Psikolojik Değerlendirme Esasları kitabı bağlamında bir değerlendirme yazılacaktır.
Saks’ın bu otobiyografik eseri yalnızca bir hastalık anlatısı olarak değil, psikolojik dayanıklılık, klinik müdahalelerin sınırları ile terapötik ilişkinin hassas yapısına dair nitelikli bir içgörü sunmaktadır. Saks, kendi iç dünyasında yaşamakta olduğu parçalanmışlığı entelektüel ve duygusal bir anlatımla okuyucusuna sunarken aynı zamanda şizofreniye dair tıbbi bilgilerin yaşamsal deneyimlerine dair bir örnek sunmaktadır. Bu kitap Klinik Görüşme kitabı çerçevesinde ele alındığında psikolojik değerlendirmenin yalnızca bilgiden ibaret olmadığı, empatik bir varoluşu da gerektirdiği görülmektedir.
Saks’ın terapi sürecinde karşılaşmış olduğu profesyoneller arasında bariz farklar bulunmaktadır. Bazı uzmanlar Elyn’ı sadece bir tanıdan ibaret görürken, bazı uzmanlar onu anlamaya çalışmış ve en temelinde insan olarak görmeye çalışmış olan profesyonellerdir. Saks’ın terapi süreçlerinde Klinik Görüşme kitabındaki “Profesyonel ve Etik Konular” (sf. 79) bölümünde vurgulanmış olan etik ilkelerin uzman görüşmeciler tarafından kimi zaman göz ardı edildiği, kimi zaman tam anlamıyla uygulandığını söylemek yanlış olmaz (Sommers-Flanagan & Sommers-Flanagan, 2024).
Saks’ın kitapta ifade ettiği diğer şey “terapi esnasında güvende hissetme” gereksinimidir. Bu gereksinimin önemi kitapta “Güvence Verme Çabası” (sf. 136) bölümünde ele alınmıştır. Elyn, olan biten ruhsal durumundan zaten oldukça rahatsızlık duyan ve semptomları kabullenmekte zorlanan, tedaviye her zaman eğimli olan bir hasta değildir. “Yönlendirici Olmayan Tepkiler” (sf. 137) kısmında belki de yalnızca terapistin vermiş olduğu güvence sıcağında, terapötik bir sessizlik içerisinde kendini açmaya ihtiyaç duyduğu, destek ve teşvik beklediği gözlenmiştir. Nitekim ilk koşulsuz kabul ve kendini açma yaşadığı kişi Dr. White’dır (Saks, 2020).
Elyn Saks’ın semptomatik bulguları incelendiğinde özellikle dezorganize konuşma bozukluğu, paranoyak sanrılar, negatif semptomlar, yani affektif küntleşme ve psikotik epizodlar arasında yoğunlukla geçiş yaptığı görülmektedir. Kitapta sıklıkla clang çağrışım örnekleri görürüz. Bunlar anlamdan yoksun, fakat kafiyeli, ses benzerlikleriyle kurulmuş cümlelerdir. Anlam bütünlüğü barındırmayan dezorganize düşünce örnekleri bakımından değerlendirilebilir. Zaman zaman sıklıkla semantik gevşeklik yaşadığı görülmüştür. Semantik gevşeklikle kastedilen, zihninin içinde beliren tanrısal magic mesajlar ve bazı kelimelere aşırı anlam yüklemesi olarak açıklanabilir (APA, 2013).
Bunların yanı sıra kitabın akışı boyunca katatonik davranışlar da gözlenmiştir. Örneğin belli dönemlerde hareketlerinde gözlenen yavaşlık, çevreyle temasını kesip içine kapanma, bedensel olarak uzun süre hareket etmeden durması gibi davranışlar, psikomotor yavaşlama yaşadığını düşündüren göstergelerdir. Elyn’ın bu yaşantısının sonucu şizofreni spektrumunun katatonik alt tipine dâhil edilebileceği düşünülmelidir (APA, 2013).
Klinik Görüşme kaynak kitabına göre en temel ilkelerden biri, görüşmecinin hastayı olduğu gibi kabul etmesi ve semptom odaklı değil, bireyin bütününe bakılmasıdır. Saks’ın geçmiş travmatik yaşam tecrübeleri ve olumsuz terapötik tedavi deneyimlerine rağmen süren destek arayışı, görüşmecinin sorumluluğunu oldukça artırmaktadır (Sommers-Flanagan & Sommers-Flanagan, 2024).
Kaynak kitabın 3. ve 4. bölümlerinde anlatılan dinleme ve yönlendirme becerileri, Saks gibi karmaşık örüntülerde terapötik iş birliğini sürdürülebilir kılmak açısından önem arz eder. Özellikle yönlendirici olmayan dinleme becerilerinden; yansıtıcı ifadeler, açık uçlu sorular vb., Elyn’ın durumunda olan bir hastanın kendini güvende hissetmesi, yargılanmadığını hissedebilmesi ve kendisini açması bakımından önemlidir.
Zaman zaman gözlenen, hastanın terapistlerine yönelik olumlu tutumları, geçmişinde bu becerilerin kimi terapistleri tarafından uygulandığının göstergesidir. Örnek olarak tanrısal ilahi mesajlar içeren çağrışımlar esnasında direkt çatışmaya girmemiş olması ve Elyn’ın anlattıklarının içeriğine odaklanması, empatik katılım ve psikoeğitim yapması, klinisyenin görüşme becerilerini etkin kullandığını göstermektedir. Klinik Görüşme kitabının “İzlemenin Ötesine Geçmek” bölümünde belirtildiği gibi terapist, sadece semptomların takibini değil, hastanın içsel anlatısına da değer veren bir tutum benimsemelidir.
Mental durum muayenesi kapsamında bakıldığında Saks’ın kitapta anlatmış olduğu yaşantısına dayanarak onun zihinsel durumuna dair bir çıkarım yapmak mümkündür. Şizofrenide sıkça görülen dalgalı gidişatın belirtileri; Elyn’ın zaman zaman kişisel bakımına hiç özenmemesi, bazı anlarda ise oldukça düzenli, akademik açıdan fonksiyonelliğini korumaya çalışan bir tutum benimsemiş olması izleniminden kaynaklanmaktadır.
Bu çerçeve bağlamında duygulanımı değerlendirildiğinde Elyn’ın zaman zaman kısıtlı, iç görüye sahip olduğu zamanlarda ise nispeten daha uyumlu bir affekte sahip olduğu gözlenmektedir. Ayrıca psikotik epizodları sırasında uygunsuz duygulanım yaşadığı da görülmüştür.
Konuşma ve düşünme sürecinin değerlendirilmesinde dezorganize düşünceye rastlanır. Clang çağrışımlarının yanı sıra neologizm (kişiye özgü kelimeler oluşturma) gibi farklı konuşma bozuklukları da gözlemlenmiştir (APA, 2013).
Algının değerlendirilmesinde Elyn zaman zaman işitsel halüsinasyonlar yaşamaktadır. Bu varsanılar genellikle cezalandırıcı ve kontrol edici olarak ortaya çıkmaktaydı. Çevreden kendisine zarar geleceği persükülasyon sanrıları ve bazı uyaranların tehdit olarak algılanması referans sanrısı olarak açıklanmaktadır (APA, 2013).
Elyn’ın zaman zaman terapiye karşı direnç gösterdiği olmuştur. Bu durumda kaynak kitaba göre klinisyenin direnci anlaması ve tolere etmesi beklenmektedir. Terapide direnç genellikle savunma mekanizmasıdır ve bunun anlaşılması terapinin gidişatını etkilemektedir. Terapistin bu durumda direnci kişisel algılamaması ve direnci klinik bir veri olarak işlemesi beklenmektedir.
Klinik Görüşme kitabında ele alınan önemli becerilerden biri de objektif gözlem ve doğru raporlamadır. Saks’ın yaşam öyküsü ve prognozu ele alındığında klinik gözlem esnasında etkileyici kişisel anlatılara kapılmadan, bulguların klinik karşılıklarının incelikle kodlanması gerekmektedir. Örneğin Elyn’ın yüksek işlevsel performans gösterdiği zaman aralıklarında hastalığının göz önünde bulundurulmaması, yanlış değerlendirme yapılmasına zemin hazırlama riski barındırmaktadır. Böyle bir durumda klinisyenin hastasını uzun dönemli gidişatla takibini yapması önemlidir. Görüşmelerde alınan notların etik, yansız, kapsamlı olması ve etiketleyici olmaması önemlidir (Sommers-Flanagan & Sommers-Flanagan, 2024).
Elyn’ın yaşam öyküsü, 8 yaşında ortaya çıkan hastalığının ilk belirtileri ile her ne kadar yokuş aşağı gider gibi görünse de bu hastalık çok katmanlı ve dinamik bir süreç olarak işlenmiştir. Hastalığın ortaya çıkmasının ardından gelişiminde madde kullanım bozukluğunun etkisi olduğu görülmektedir. Bu tabloya yeme bozukluklarının da eşlik ettiği görülmektedir. Bununla birlikte stresli yaşam olayları ve 2. ailesini kaybettiğini belirtmesi tabloyu daha da ağırlaştırmıştır (Saks, 2020).
Sonuç olarak Elyn R. Saks’ın yaşam öyküsü, şizofreni gibi çok ağır psikotik hastalığa sahip olan bireylerin işlevselliğini tamamen yok etmek zorunda olmadığını, sağlıklı bir terapötik ittifak, koşulsuz kabul, destekleyici çevre ve en çok da bireysel çaba ile işlevselliğinin olumlu yönde artırılabileceğinin ve tatminkâr bir yaşam sürdürülebileceğinin göstergesidir. Bu analizde Saks’ın yaşam öyküsü hem DSM-5 tanı ölçütleri hem de Flanagan’ların Klinik Görüşme kaynak kitabı esas alınarak detaylı bir şekilde incelenmiştir. Klinik görüşme sürecinin sadece değerlendirme aracı olarak değil, hem de hümanistik olarak insan onuruna saygı duyularak yürütülmesi gereken bir süreç olduğuna dikkat çekilmiştir. Elyn R. Saks’ın hem akademik hem de kendi hastalığını kabul etmesi süreci, zamanla ya hasta ya öğrenci olabilirim kimlik bölünmesini bütünleştirmiş ve terapötik ilişkinin potansiyelinin bu süreçte ne kadar sınırsız ve faydalı olduğunu anlamamız açısından önemli bir örnek teşkil etmektedir.
KAYNAKÇA
American Psychiatric Association. (2013). Ruhsal bozuklukların tanısal ve sayımsal el kitabı (DSM-5) (Çev. F. D. Yalın). American Psychiatric Association.
Saks, E. R. (2020). Bir şizofrenin yaşamı: Delilik ile dahilik arasında bir hayat (F. Sezen, Çev.) [5. baskı]. Say Yayınları. (Orijinal eser yayın yılı: 2007).
Sommers-Flanagan, J., & Sommers-Flanagan, R. (2024). Klinik görüşme: Psikolojik değerlendirme esasları (G. Akbaş & L. Korkmaz, Çev., 2. baskı, Ekim 2024). Minotor Yayınları.
Hacer Sena Gazi
242005171


