Hayatımızın Görünmez Filtresi: Kendimize Biçtiğimiz Değer
Öz-değer, hayatın her alanına sızan, aldığımız her nefesi ve attığımız her adımı belirleyen görünmez bir gözlük gibidir. İnsan kendini içten içe ne kadar değerli görüyorsa, hayatına aldığı her şeyin kalitesi de tam olarak o oranda artar. Başka bir deyişle hayat, bizim kendimize biçtiğimiz o gizli değeri bize geri yansıtan dev ve dürüst bir aynadan ibarettir.
İlişkilerde: Kırıntılarla Yetinmemek
Kendine gerçekten değer veren bir insan, ona zarar veren, ruhunu yoran toksik ilişkilerin içinde hapsolup kalmaz. Sağlıklı sınırlar çizmeyi, gerektiğinde nezaketle ama kararlılıkla "hayır" demeyi bilir ve en önemlisi, güzel bir sevgiyi sonuna kadar hak ettiğinin bilincindedir. İçsel değeri düşük olduğunda ise durum ne yazık ki tam tersine döner; kişi ilişkide adeta kırıntılarla yetinmeye başlar, değersiz hissettikçe karşısındakini elinde tutabilmek için sürekli kendinden ödün verir ve gereğinden fazla fedakârlık yapar.
İş Hayatında: Arka Plandan Sahneye Çıkmak
Kendi değerine inanan birini iş yerinde hemen fark edersiniz. Cesur kararlar almaktan korkmaz, gerektiğinde inisiyatif ve risk alır. Başarılarının farkındadır; hakkı olan o terfiyi istemekten veya kendi emeğini savunmaktan asla çekinmez. Kendi değerinden şüphe duyan biri ise, potansiyeli ve yeteneği ne kadar yüksek olursa olsun, her zaman o güvenli ama karanlık arka planda saklanmayı, görünmez olmayı seçer.
Kişisel Gelişimde: Kendine Yatırım Yapma Cesareti
Bir insanın okumaya, öğrenmeye, ruhunu veya bedenini beslemeye duyduğu heves, tamamen kendine duyduğu öz-değerle doğru orantılıdır. "Ben bu emeğe, bu güzelliğe ve bu gelişime değerim" diyebilen insan tıpkı iyi bakılan bir bitki gibi sürekli gelişir ve çiçek açar. Bu cümleyi kendi içinde kuramayan kişi ise, maalesef yıllarca aynı noktada yerinde saymaya mahkûm olur.
Hayaller ve Hedefler: Kendi Tavanımızı Belirlemek
Öz-güveni ve öz-değeri yerinde olan bir insanın gökyüzünde sınırı yoktur; büyük, cesur ve parlak hayaller kurar. İçindeki değersizlik hissiyle boğuşan bir insan ise, dışarıdan onu durduran hiçbir somut engel olmamasına rağmen, kendi potansiyelini küçümseyerek kendini o dar, sönük ve küçük hedeflerin içine hapseder.
Aslında her şey, sabah aynaya baktığımızda o gözlerin içine bakarak kendimize verdiğimiz değerle başlar. Hayatımızı güzelleştirmek istiyorsak, işe önce o görünmez filtreyi parlatarak başlamamız gerekir.



