Makaleler 20/08/2026

İyi Bir İlişki İnşa Etmek #1: Yan Yana Durabilmek - Kl. Psk. Rümeysa Biçer

Rümeysa Biçer Psikoloji
Rümeysa Biçer
Psikoloji

İyi Bir İlişki İnşa Etmek #1: Yan Yana Durabilmek

İyi bir ilişki inşa etmek için sevgi, saygı ve özveri oldukça önemlidir. Ancak bir ilişkiyi birbirimizi tüketmeden sürdürebilmek, ilişkide güvende hissedebilmek ve duygusal doyuma ulaşabilmek için bunlardan biraz daha fazlasına ihtiyaç duyarız.

Çünkü ilişki yalnızca romantik bir duygu değildir. Aynı zamanda bir ortaklık, bir oyun arkadaşlığı, bir yol arkadaşlığı ve bir hayat arkadaşlığıdır.

Hayat arkadaşlığı ise iki insanın aynı hayatın içinde birlikte yaşamayı öğrenmesini gerektirir. Bunu yaparken kendi bireyselliğimizi kaybetmeden ve birlikte olduğumuz kişinin bireyselliğini işgal etmeden yan yana durabilmeye ihtiyacımız vardır.

Peki, ilişkide yan yana durabilmek ne demektir?

İki ayrı özne olarak ilişki kurabilmek

Psikanalist Jessica Benjamin’in yaklaşımından baktığımızda sağlıklı bir ilişki, iki öznenin ilişkisidir.

Özne dediğimiz kişi; kendi zihni olan, düşünen, hisseden, arzulayan, ihtiyaçları olan ve seçim yapabilen kişidir.

Bu nedenle sağlıklı bir ilişkide partnerimizi yalnızca bize iyi hissettiren, ihtiyaçlarımızı karşılayan ya da beklentilerimize cevap veren biri olarak görmeyiz. Onu bizden bağımsız bir iç dünyası olan ayrı bir insan olarak deneyimleriz.

Bu ilk bakışta oldukça basit görünebilir. Ancak yakın ilişkilerde bunu sürdürebilmek her zaman kolay değildir.

Partnerimiz bizimle vakit geçirmek yerine arkadaşlarıyla buluşmak istediğinde, bizim tercih etmeyeceğimiz bir karar verdiğinde ya da bir tartışmada yaşananları bizden tamamen farklı değerlendirdiğinde ilk tepkimiz her zaman onun bakış açısını merak etmek olmayabilir. Kendi ihtiyaçlarımız, beklentilerimiz ve duygularımız doğal olarak ön plana çıkabilir.

Buradaki mesele kendi deneyimimizden vazgeçmek değil; kendi deneyimimizi kaybetmeden karşımızdaki kişinin de ayrı bir özne olduğunu zihnimizde tutabilmektir.

Sevilmek kadar tanınmak da isteriz

İnsan yalnızca sevilmek değil, aynı zamanda tanınmak ister.

Buradaki tanınma, onaylanmak anlamına gelmez. Daha çok şu soruyla ilgilidir:

“Beni, senden ayrı bir insan olarak görebiliyor musun?”

Partnerimizi kendi korkuları, arzuları, hedefleri, ihtiyaçları, pişmanlıkları ve çelişkileri olan bir birey olarak görebiliyor muyuz? Yoksa dikkatimizi daha çok onun davranışlarının bizim üzerimizde yarattığı etkiye mi veriyoruz?

Örneğin partnerimiz yalnız kalmak istediğinde bunu gerçekten onun ihtiyacı olarak görebiliyor muyuz?

Yoksa bunu hızla kendimizle ilgili bir mesaja mı dönüştürüyoruz?

“Demek ki beni istemiyor.”

“Demek ki benden sıkıldı.”

Oysa karşımızdaki kişinin davranışlarının her zaman bizimle ilgili olması gerekmez. Bazen partnerimiz yalnızca kendi öznelliğini yaşamaktadır.

Jessica Benjamin ve karşılıklı tanıma

Jessica Benjamin sağlıklı ilişkinin temelinde karşılıklı tanıma (mutual recognition) kapasitesinin bulunduğunu söyler.

Karşılıklı tanıma, karşımızdaki insanı yalnızca sevdiğimiz biri olarak değil, bizden bağımsız bir iç dünyaya sahip bir özne olarak görebilmektir.

Yakın ilişkilerde farkında olmadan partnerimizi kendi bakış açımızın içinden değerlendirebiliriz. Bizim gibi düşünmesini, bizim gibi hissetmesini ya da bizim ihtiyaçlarımızı önceliklendirmesini bekleyebiliriz.

Bu olduğunda partnerimizin bizden farklı düşünebileceğini, farklı ihtiyaçlara sahip olabileceğini ve zaman zaman bizim istemediğimiz şeyleri isteyebileceğini gözden kaçırabiliriz.

Oysa ilişkide yalnızca benim deneyimim gerçek değildir.

Karşımdaki insanın deneyimi de benimki kadar gerçektir.

Onun iç dünyası benim iç dünyamın devamı değildir. Benim göremediğim korkuları, bilmediğim ihtiyaçları ve yaşantılara benimkinden farklı yüklediği anlamlar vardır.

Sağlıklı yakınlık bu farklılığı ortadan kaldırmaya çalışmak değil, onu taşıyabilmektir.

Burada “taşımak” ile her farklılığı kabul etmekten veya partnerimizin her ihtiyacına uyum sağlamaktan söz etmiyorum. Karşımdaki kişinin benden farklı bir deneyimi olabileceğini, kendi deneyimimi geçersiz kılmadan zihnimde tutabilmekten söz ediyorum.

“Benim deneyimim gerçek, seninki de”

İlişkilerde zaman zaman bir ikiliğin içine sıkışabiliriz:

Ya ben haklıyım ya sen.

Ya benim ihtiyacım karşılanacak ya seninki.

Ya sen bana uyum sağlayacaksın ya da ben sana.

Karşılıklı tanıma ise üçüncü bir ihtimali mümkün kılar:

Benim deneyimim gerçek olabilir ve seninki de aynı anda gerçek olabilir.

Ben daha fazla birlikte zaman geçirmek istiyor olabilirim. Partnerim ise o gün yalnız kalmaya ihtiyaç duyuyor olabilir.

Burada ihtiyaçlardan birinin daha doğru, daha sağlıklı veya daha meşru olması gerekmez. Karşımızda iki ayrı öznenin iki ayrı deneyimi vardır.

Yan yana durabilmek biraz da bu gerilimi taşıyabilmektir:

“Senin yalnız kalma ihtiyacını görebiliyorum. Ama bu, benim yakınlık ihtiyacımı ortadan kaldırmıyor.”

Ya da:

“Benim sana ihtiyaç duymam, senin her an ulaşılabilir olmak zorunda olduğun anlamına gelmiyor.”

İki deneyimden birini ortadan kaldırmadan, ilişkinin içinde ikisine de yer bulmaya çalışırız.

Ben görülmek isterim; karşımdaki insan da görülmek ister.

Ben ihtiyaçlarımın dikkate alınmasını isterim; karşımdaki insanın da kendi ihtiyaçlarıyla var olabilmesine alan açmam gerekir.

Dolayısıyla yakınlık yalnızca “Beni görüyor musun?” sorusundan oluşmaz.

Bir de “Ben seni görebiliyor muyum?” sorusu vardır.

Birbirimizi göremediğimiz zamanlar da olacak

Elbette bunu her zaman başaramayız.

Yakın ilişkiler bizi duygusal olarak yoğun biçimde harekete geçirdiğinde zaman zaman karşımızdaki kişinin öznelliğini gözden kaçırabiliriz. Onu ayrı bir insan olarak görmek yerine bizi hayal kırıklığına uğratan, ihtiyaçlarımızı karşılamayan veya bizi anlamayan kişi olarak deneyimlemeye başlayabiliriz.

Bu noktada ilişki iki öznenin karşılaşması olmaktan uzaklaşıp bir güç mücadelesine dönüşebilir.

“Bunu bana sen yaptın.”

“Sen beni buna mecbur bıraktın.”

“Ben böyleysem senin yüzünden.”

Merak azalırken savunma artar. Karşımızdaki kişinin iç dünyasını görebilmek giderek zorlaşır.

Sağlıklı ilişki, bu noktaya hiç gelmemek değildir. İki insanın sürekli kusursuz bir karşılıklılık içinde kalmasını beklemek gerçekçi olmaz.

Önemli olan, yeniden birbirimize dönebilme kapasitemizdir.

Bir noktada durup:

“Ben şu anda yalnızca kendi deneyimimi görüyorum. Acaba bu durum senin tarafından nasıl görünüyor?”

diye sorabilmek ve yeniden iki öznenin ilişkisine dönebilmektir.

Bu nedenle yan yana durabilmeyi sürekli uyum içinde olmak olarak düşünmüyorum.

Yan yana durabilmek; iki ayrı zihnin, iki ayrı ihtiyacın ve zaman zaman birbiriyle çatışan iki ayrı deneyimin varlığına rağmen ilişkiyi sürdürebilme kapasitesidir.

Ne kendimizi kaybetmek ne de karşımızdaki kişinin ayrı bir insan olduğunu unutmak.

Burada önemli bir ayrım yapmak gerekir. Bağlanma yaraları yaratan veya ilişkideki güveni ciddi biçimde zedeleyen yaşantıları yalnızca “iki farklı öznellik” üzerinden değerlendirmek yeterli değildir. İlişkiyi yaralayan bir davranış gerçekleştiğinde, davranışın sonuçlarıyla yüzleşmek ve güvenin yeniden inşası için sorumluluk almak gerekir. Bu konu başlı başına ayrı bir yazıyı hak ediyor.

Yan yana durabilmek için güvenli bağ

Peki partnerimizin bizden ayrı hareket etmesine, kendi alanına ihtiyaç duymasına veya her zaman bizimle aynı yerde durmamasına nasıl daha rahat alan açabiliriz?

İki ayrı öznenin yan yana durabilmesi için yalnızca ayrışabilmeye değil, aralarında yeterince güvenli bir bağ bulunmasına da ihtiyaç vardır.

Çünkü yetişkin romantik ilişkileri yalnızca sevgi ilişkileri değil, aynı zamanda bağlanma ilişkileridir.

Duygu Odaklı Çift Terapisi’nin geliştiricisi Sue Johnson’ın bağlanma perspektifinden baktığımızda, partnerimizin özerkliğini ne ölçüde tehdit olarak algıladığımız ilişkinin ne kadar güvenli hissedildiğiyle yakından ilişkilidir.

Çocuklukta bakım verenimiz nasıl bir güven kaynağı oluşturuyorsa yetişkinlikte partnerimiz de benzer bir bağlanma işlevi üstlenebilir. Bu, partnerimizin ebeveynimiz olduğu anlamına gelmez. Ancak zorlandığımızda, kırıldığımızda veya kendimizi yalnız hissettiğimizde en yakın olduğumuz kişiye yönelmemiz son derece doğaldır.

Güvenli bağ bu nedenle yalnızca birbirimizi sevmek değildir.

Birbirimiz için güvenli bir liman olabilmektir.

İlişkiyi yeterince güvenli deneyimlediğimizde partnerimizin bizden farklı ihtiyaçlarının olması, zaman zaman kendi alanına çekilmesi veya her an bizimle olmak istememesi otomatik olarak terk edildiğimiz ya da sevilmediğimiz anlamına gelmez.

Güvenli bağ, bireyselliğe alan açmayı kolaylaştırır.

Sue Johnson’a göre romantik ilişkilerimizde temelde üç sorunun cevabını ararız:

“Sana ulaşabiliyor muyum?”
İhtiyaç duyduğumda sana gelebiliyor muyum, yoksa duygusal olarak yalnız mı kalıyorum?

“Bana duyarlı mısın?”
Duygularımı fark ediyor musun? Yaşadığım deneyim senin için anlam taşıyor mu?

“Benim için orada olacak mısın?”
Zorlandığımda, korktuğumda veya desteğe ihtiyaç duyduğumda sana güvenebilir miyim?

Güvenli bağ, ilişki içinde bu sorulara tekrar tekrar “evet” cevabını alabilmektir.

Partnerimizle böyle bir bağ oluşturabildiğimizde yan yana durmak da kolaylaşır. Çünkü artık ayrı olmak ile kopmak aynı anlama gelmez.

Birbirimizin bireyselliğine yer açarken ilişkinin varlığından şüphe etmek zorunda kalmayız.

Hem “ben” hem “sen” kalabilir, aynı zamanda bir “biz” inşa edebiliriz.

Bu yazı, “İyi Bir İlişki İnşa Etmek” serisinin ilk bölümüdür. Bir sonraki bölümde güvenli bir bağın nasıl inşa edildiğini daha ayrıntılı ele alacağız.

Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.

DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.


www.doktortakvimi.com © 2025 - Doktor bul ve randevu al

Bu web sitesi çerezleri kullanıyor.
Tarayıcınızda çerezlerle ilgili ayarları düzenleyebilirsiniz.