Bir akşam koltukta yan yana otururken, ekranların ışığı yüzünüze vururken hiç kendinize sordunuz mu: “Ben şu an sağlıklı bir ilişkinin içinde miyim, yoksa sadece tanıdık bir yalnızlığı mı paylaşıyorum?”
Bu soru aklınıza düştüyse, tebrikler. İlişkiniz yaşıyor demektir. Çünkü sağlıklı ilişki, bir kez kurulup kenara kaldırılan, tapusu alınmış bir gayrimenkul değildir. Aktif, akışkan, canlı ve kendini sürekli güncelleyen organik bir süreçtir. Sevgi dediğimiz şey, bir kere kazanılıp ömür boyu harcanan bir sermaye değil; her gün yeniden harcanan, emekle büyüyen bir çabadır. Pasif bir kabulleniş hiç değildir.
Peki, o zaman nerede hata yapıyoruz? Gelin, kendimize söylediğimiz o tatlı yalanların perdesini biraz aralayalım.
Çoğumuz “Hiç kavga etmiyoruz, çok sağlıklıyız” tuzağına düşeriz. “Aman kriz çıkmasın, tadımız kaçmasın” diye halının altına süpürülen her kırgınlık, zamanla o halının altında bir dağa dönüşür. Kriz çıkmasın derken, birbirine dokunmayan, derinleşmeyen, tamamen yüzeysel bir ilişki modeline hapsolursunuz.
Madalyonun diğer yüzü de aynı derecede tehlikeli: “İlişki dediğin tutkulu olur, kalemi koruyacağız” diyerek her gününü bir savaş alanına çevirenler… Sürekli bir güç savaşı, sürekli bir haklı çıkma çabası. Oysa bizi bir araya getiren hikayeler, mükemmellik üzerine kurulmadı. Sağlıklı ilişki, hiç kırılmamak değil; o kırılganlıklardan sonra birlikte büyüme fırsatını yakalayabilmektir. İncinilebilir olduğunu partnerine gösterebilmek ve o incinen yere birlikte üfleyebilmektir.
En büyük sığınağımız: Sevgi. Peki, sevgi tek başına yeterli mi? Açık konuşalım: Yetmez.
Birbirinin acısını görmediğiniz, partnerinizin içindeki o yangını fark etmediğiniz ama bir yandan da yalnız kalma korkusuyla ayrılığı göze alamadığınız o sıkışmışlık anlarını düşünün. İşte tam orada, sırf düzeni bozmamak için “Ama aramızda çok büyük bir sevgi var” diyerek sevgiye sığınma yanılsaması yaşarız. Acıya kör, değişime kapalı, sadece tanıdık olduğu için sürdürülen bir bağ, sevgi değil, konfor alanına duyulan bağımlılıktır.
Duygusal bağın yavaş yavaş zedelenmesini görmezden gelip, “Biz zaten birbirimizi çok iyi anlıyoruz, fiziksel yakınlık olmasa da temelimiz sağlam” demek, kendimizi korumak için sığındığımız bir diğer güvenli limandır.
Evet, romantik bir ilişki şüphesiz güçlü bir dostluk barındırır; birlikte gülmek, hayatı paylaşmak çok kıymetlidir. Ancak romantik bir ilişkiyi diğer tüm insani bağlardan ayıran, onu benzersiz kılan şey arzu ve fiziksel paylaşımdır.
Fiziksel yakınlık, sadece bir tensellikten ibaret değildir; duygusal bağı en derinden besleyen, onu köklendiren ve sağlamlaştıran güvenli bir alandır. Bazen saatlerce konuşarak anlatamadığınız bir duyguyu, bir sarılmayla, bir dokunuşla partnerinizin ruhuna akıtabilirsiniz. Arzu, iki insan arasındaki o görünmez akımı canlı tutar; kırılganlıkları şifalandırır ve aradaki mesafeleri eritir. Bu paylaşım azaldığında ya da yok sayıldığında, ilişki romantik zeminini kaybederek ne yazık ki sadece iyi anlaşan iki dostluğa evrilir. Oysa sağlıklı bir ilişkide arzu; sevgiyi somutlaştıran, duygusal derinliği çoğaltan ve partnerleri birbirine tutkuyla bağlayan en özel, en sıcak köprüdür.
İlişkiniz canlı mı, yoksa sadece formunu mu koruyor? Birbirinizin gözünün içine baktığınızda hâlâ o merakı, o keşfetme arzusunu ve en önemlisi, her fırtınadan sonra daha güçlü çıkacağına olan inancı taşıyor musunuz?
Sağlıklı bir ilişki, kusursuz bir durağanlık değil; iki insanın, hayatın getirdiği tüm dalgalara rağmen aynı ritimle dans edebilme çabasıdır. Ve bu çaba, hayatın içinde birlikte büyümenin en güzel yoludur.
Betül Çavumirza
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.