Lohusa Depresyonu Nedir?

Yazar Yaşar ErtürkPsikolog • 9 Ocak 2020 • Yorumlar:

Sürekli ağlama isteği, yorgunluk, bedensel belirtiler, enerjide azalma, iştahta artış veya azalma gibi belirtilerle kendini gösteren lohusa depresyonu son yıllarda daha çok dikkat çekmeye başlamıştır. Kadınların yaklaşık %70-80’i doğum hüznü yaşarken, %10-20’si lohusa depresyonu yaşayabilmektedir.

Lohusa Dönemi Nedir?

Lohusa dönemi çocuk doğduktan sonra başlayan ve yaklaşık 40. güne kadar süren dönemdir. Hamilelik süresince ortaya çıkan fizyolojik ve psikolojik değişimler bu süreçte normale dönmeye başlar. Hamilelik döneminde ortaya çıkan yüksek değişimler birden normale dönünce anne bu duruma hemen uyum sağlayamayabilir. Bu durumda da doğum sonrası depresyon görülebilir. 

Lohusa Depresyonunun Sebepleri

Daha önce ailesinde ve geçmiş yaşam öyküsünde depresyon öyküsü bulunan kadınlar lohusa depresyonuna genetik olarak daha yatkındırlar. 

    Östrojen ve progesteron hormon seviyeleri, hamilelikte yükselirken doğumla birlikte aniden düşerler. Bazen tiroid hormonu da düşüş gösterebilmektedir. Hormonlardaki hızlı değişimler, beyinin kimyasalını da etkiler ve bu da depresyon gibi bazı psikolojik rahatsızlıkların ortaya çıkmasına sebep olabilir. Ayrıca B9 vitaminin, aneminin ve folik asit eksikliğinin de doğum sonrası depresyonda etkili olabileceği düşünülmektedir. 

    Fizyolojik faktörlerin yanı sıra psikososyal faktörler de doğum sonrası depresyona da neden olabilmektedir: Sosyal desteğin az olması, erken veya geç yaşta gerçekleştirilen evlilikler, sosyoekonomik koşulların zayıf olması, annenin daha önce düşük yapması veya çocuk kaybı, annenin başka psikolojik veya fiziksel bir rahatsızlığı olması, doğumda zorluk yaşanması ve bebekte gelişimsel kusurun olması. 

Lohusa Depresyonunun Belirtileri 

  • En önemli belirtilerden bir tanesi annenin bebeği istememesi veya bebekle ilgilenmemesidir. Bu durumda anne bir yandan bebeği istemezken diğer yandan bu tarz düşünceleri olduğu için kendisine öfkelenebilmekte ve kendisini suçlu hissedebilmektedir. Bu süreçte çocuğa sürekli olarak zarar verebileceği korkusu yaşayabilmektedir. 

  • Bebeğini yeterince sevmediği inancı, değersizlik ve umutsuzluk hisleri

  • Yeni doğan bebekle ilgilenme süreci annenin uykusunu düzensizleştirirken, lohusa depresyonu uykusuzluk durumunu daha da şiddetlendirebilmektedir. 

  • Anne sosyal hayata uyum sağlamada zorluk yaşayabilmekte ve kendini dışlanmış hissedebilmektedir.  

  • Yoğun bir üzüntü, sürekli ağlama isteği ile birlikte duyarsızlık ve boşluk duygusu

  • İştahta azalma veya artma 

  • Dikkati toplamada güçlük ve unutkanlık

  • Kişisel bakımda azalma 

  • Bedensel yakınmalar

  • Sürekli yorgunluk hissi

  • Sinirlilikte artış

  • Panik atak belirtileri                    

  • Motor hareketlerde yavaşlama

  • Ajitasyon (Huzursuzluk hali)

  • İntihar düşünceleri

Lohusa Depresyonu Tedavisi

    Doğumdan sonraki süreçte, 2 hafta içerisinde hormonlardan kaynaklanan duygusal değişimler normale dönmeye başlar. Ancak on günden sonra bu belirtilerin devamı durumunda şüphelenilmeye başlanmalıdır. Genelde Lohusa Depresyonu doğumdan sonraki ilk 6 hafta içinde başlar, 8 hafta kadar sürebilir. Ancak Lohusa Depresyonu tedavi edilmediği müddetçe 2 yıla kadar devam edebilmektedir. 

    Lohusa Depresyonunun tedavisinde ilaç tedavisi, psikoterapi veya bunların ikisi birlikte kullanılabilir. İleri derecede bir depresyon ya da annede intihar düşünceleri yoksa, tedavinin nasıl olacağı konusunda anneyle birlikte karar verilmelidir. Bu süreçte sık bilinen yanlışlardan bir tanesi de emzirme sürecinde psikiyatrik ilaç kullanılamayacağıdır. Gerekli olduğu takdirde annelere emzirme sürecine zarar vermeyen ilaç ve ilaç dozu ayarlanabilmektedir. 

    İlaç tedavisi ve psikoterapinin yanı sıra annenin kendisine ve sosyal hayatına zaman ayırması, gerçekçi beklentiler içinde olması, annenin yanında tecrübeli bir yetişkinin olması, annenin lohusa döneminde yaşayacağı bedensel ve ruhsal değişikliklerle ilgili bilgilendirilmesi ve özellikle ilk kez anne olan kişilerin sosyal destek alması bu süreci daha rahat atlatmasına yardımcı olacaktır. Bu süreçte annenin egzersiz yapması, alkol ve kafeinden uzak kalması, sürekli evde durmaması, doğumdan sonraki süreçte misafirliklere sınır koyulması ve bebek uyuduğu zaman annenin de yatıp dinlenmesi de faydalı olabilecek önerilerdir. 

 

 

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yorumlar: (0)