Yaptığınız bir iş iyi olduğu hâlde gözünüze ilk olarak eksikleri mi çarpıyor? Küçük bir hata yaptığınızda bunu uzun süre düşünüyor, başkalarının sizi yetersiz bulmasından endişe ediyor veya bir işe “mükemmel” başlayamayacağınızı düşündüğünüz için sürekli erteliyor musunuz? Başarılarınız sizi yalnızca kısa süreliğine mutlu ederken, zihniniz hemen ulaşmanız gereken bir sonraki hedefe mi geçiyor?
Mükemmeliyetçilik, dışarıdan bakıldığında çalışkanlık, titizlik ve yüksek standartlara sahip olmak gibi görünebilir. Ancak sağlıklı biçimde yüksek standartlara sahip olmakla kişinin kendi değerini sürekli başarıları üzerinden ölçmesi aynı şey değildir. Mükemmeliyetçilik kişinin hayatını zorlaştırmaya başladığında, “Elimden geleni yapmak istiyorum” düşüncesi zamanla “Kusursuz yapmalıyım” baskısına dönüşebilir.
Klinik psikoloji literatüründe mükemmeliyetçiliğin önemli özelliklerinden biri, kişinin kendine koyduğu oldukça yüksek standartlara ulaşmayı öz değerlendirmesinin merkezine yerleştirmesidir. Böyle bir döngüde başarı çoğu zaman yeterli hissettirmez. Kişi hedefe ulaştığında “Zaten bunu yapmam gerekiyordu” diyebilir; ulaşamadığında ise kendisini sert biçimde eleştirebilir. Böylece çıta sürekli yükselirken kişinin kendisinden memnun olabilmesi giderek zorlaşabilir.
Mükemmeliyetçilik yalnızca çok çalışmak şeklinde ortaya çıkmaz. Hata yapma korkusu, aşırı kontrol etme, karar vermekte zorlanma, sürekli onay arama, kendini başkalarıyla kıyaslama ve erteleme davranışı da bu döngünün parçaları olabilir. Özellikle erteleme ilk bakışta mükemmeliyetçiliğin tam tersi gibi görünse de bazen ikisi birbirini besler. “Yeterince iyi yapamayacaksam hiç başlamayayım” düşüncesi, kişinin önemli görevleri son ana bırakmasına veya bir türlü tamamlayamamasına neden olabilir.
Araştırmalar da mükemmeliyetçiliğin özellikle kişinin hataları konusunda yoğun endişe duyması ve kendisini sert biçimde değerlendirmesi boyutunun kaygı, depresif belirtiler ve obsesif-kompulsif belirtilerle ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu nedenle sorun, hedef sahibi olmak ya da başarılı olmak istemek değildir. Asıl yorucu olan, kişinin kendisine ancak kusursuz olduğunda değer verebileceğine ilişkin katı kurallarla yaşamaya başlamasıdır.
Bu döngü zamanla iş veya eğitim hayatının dışına da taşabilir. Kişi ilişkilerinde yanlış bir şey söylemekten çekinebilir, görünüşündeki küçük ayrıntılara takılabilir veya başkalarının kendisi hakkındaki düşüncelerini sürekli değerlendirebilir. Dinlenirken bile “Bir şeyler yapmalıyım” düşüncesi ortaya çıkabilir. Böylece başarı için gösterilen çaba, kişinin kendisini sürekli sınava tabi tuttuğu yorucu bir yaşam biçimine dönüşebilir.
Mükemmeliyetçilik üzerine yapılan çalışmalarda Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) temelli yaklaşımların etkili olabileceğine ilişkin önemli bulgular bulunmaktadır. Buradaki amaç, kişinin hedeflerinden vazgeçmesi, daha az başarılı olması veya “boş vermeyi” öğrenmesi değildir. Aksine amaç, sağlıklı yüksek standartlarla kişinin kendisini tüketen katı standartları birbirinden ayırabilmek, hata yapmaya yüklenen anlamı değerlendirmek ve kişinin kendi değerini yalnızca performansına bağlamadığı daha esnek bir bakış geliştirebilmesidir.
Belki de mükemmeliyetçilikte sorulması gereken soru “Nasıl daha kusursuz olabilirim?” değildir. Bazen daha önemli soru şudur: Neden yaptığım hiçbir şey bana yeterli gelmiyor?
Kendinizi sürekli daha fazlasını yapmak zorunda hissediyor, başarılarınıza rağmen yeterli hissedemiyor, hata yapmaktan yoğun biçimde korkuyor veya mükemmel yapma isteği nedeniyle başlamayı ve tamamlamayı erteliyorsanız, bu döngünün nasıl oluştuğunu anlamak önemli bir başlangıç olabilir. Çünkü hedef, standartlarınızı kaybetmek değil; başarı için çabalarken kendinizi de kaybetmediğiniz bir denge kurabilmektir.
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.