İçeriğe geç
Blog

Panik Atak ile Kalp Krizi Arasındaki Fark - Kl. Psk. Onur Gümüş

Panik atak ile kalp krizi bazı belirtiler açısından birbirine benzeyebilir. Özellikle göğüs rahatsızlığı, çarpıntı, terleme, nefes almakta zorlanma ve yoğun korku her iki durumda da görülebileceği için kişi ilk panik atağında kalp krizi geçirdiğini düşünebilir. Ancak bu iki durum aynı değildir ve yalnızca belirtilere bakarak kesin ayrım yapmak güvenli değildir.

Panik atak, yoğun kaygı ve korkunun eşlik ettiği bir alarm tepkisidir. Kişi çok kısa sürede yoğun bir tehdit hissedebilir. Kalp krizi ise kalp damarlarıyla ilişkili tıbbi bir durumdur ve acil tıbbi değerlendirme gerektirebilir.

Bu nedenle “Panik atak olduğunu biliyorum, o yüzden doktora gitmeme gerek yok.” yaklaşımı doğru değildir. Özellikle ilk kez ortaya çıkan, şiddetli veya alışılmadık göğüs ağrısı; belirgin nefes darlığı; bayılma, soğuk terleme veya başka ciddi belirtiler varsa acil tıbbi yardım alınmalıdır. Daha önce panik atak yaşamış olmak, yeni bir fiziksel belirtiyi otomatik olarak psikolojik hâle getirmez.

Tıbbi değerlendirmeden sonra belirtilerin panik ve kaygıyla ilişkili olduğu anlaşılırsa psikoterapi önemli bir rol oynayabilir. Çünkü bazı kişiler, ilk panik deneyiminden sonra bedenlerini sürekli kontrol etmeye başlar. Nabız ölçmek, kalp atışını dinlemek, internette hastalık araştırmak veya yakınlarından sürekli güvence istemek kaygıyı kısa süreli azaltabilir. Ancak bu davranışlar, uzun vadede bedensel duyumlara karşı hassasiyeti artırabilir.

Terapi sürecinde kişinin “Kalbim hızlı atıyor.” şeklindeki gözlemi ile “Kalp krizi geçiriyorum.” şeklindeki yorumu arasındaki fark üzerinde çalışılabilir. Ayrıca panik korkusunun oluşturduğu kaçınmalar ele alınabilir.

Burada önemli olan, kişinin yaşadığı fiziksel belirtileri küçümsememektir. “Hepsi psikolojik.” demek kadar, her belirtinin ciddi bir hastalık olduğu sonucuna varmak da doğru değildir. Önce gerekli tıbbi değerlendirme yapılır; ardından kaygı döngüsü klinik açıdan ele alınabilir.

Panik atak ve kalp krizi birbirinden farklı durumlardır. Ancak bireysel düzeyde kesin ayrım için profesyonel tıbbi değerlendirme gerekir. Psikoterapinin amacı ise panik belirtilerinin yarattığı korku döngüsünü anlamak ve kişinin yaşam alanını yeniden genişletmektir.

Kişinin yaşadığı korkunun gerçek olması, belirtilerin mutlaka tıbbi bir hastalık anlamına geldiği anlamına gelmez; aynı şekilde, psikolojik açıklama da tıbbi değerlendirmeyi gereksiz kılmaz. En güvenli yaklaşım, gerekli tıbbi değerlendirmeyi yaptıktan sonra panik döngüsünü psikoterapi açısından ele almaktır. Bu ayrım hem güvenliği hem de doğru tedaviyi destekler.

Bu makaleyi paylaş

Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.

DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.