Psikoloji öğrencisinin meslekle tanışması çoğu zaman “Ne yapabilirim?” sorusuyla değil, “Ne yapamam?” sorusuyla başlıyor.
Lisans yılları boyunca belki de en sık duyduğumuz kelimelerden biri “etik”. Şunu yapamazsın çünkü etik değil. Bunu yapamazsın çünkü yetkin değilsin. Şurada çalışamazsın, bunu söyleyemezsin, bu unvanı kullanamazsın, bu alana giremezsin.
Elbette etiğin kendisi sorun değil. Aksine, ruh sağlığı alanında etik sınırlar, danışanı korumanın ve mesleki sorumluluğun temel koşullarından biri. Sorun, etiğin zaman zaman bir mesleki gelişim ilkesi olmaktan çıkıp korku üreten bir dile dönüşmesi.
Çünkü genç psikoloğa yalnızca nerede durması gerektiğini söylüyor, fakat nereye doğru yürüyebileceğini yeterince anlatmıyoruz.
Bunun sonucunda dört yıllık psikoloji eğitimini tamamlayan bir öğrenci mezuniyet aşamasına geldiğinde garip bir boşlukla karşılaşıyor: “Peki şimdi ben ne yapacağım?”
İlk cevap çoğu zaman klinik psikoloji yüksek lisansı oluyor.
Fakat burada başka bir gerçeklikle karşılaşıyoruz. Klinik psikoloji programlarının kontenjanları sınırlı, kabul süreçleri oldukça rekabetçi ve vakıf üniversitelerindeki programların ücretleri birçok yeni mezunun karşılayabileceğinin çok üzerinde olabiliyor.
Böylece genç psikoloğun önünde tuhaf bir denklem oluşuyor:
Klinik psikolog değilsin.
Klinik psikoloji yüksek lisansına ulaşman çok zor.
Birçok şeyi yapmaman gerektiği sürekli hatırlatılıyor.
Ama mezun olduğunda hayatını nasıl kazanacağın pek anlatılmıyor.
Sonra sahneye KPSS çıkıyor.
Kamuda psikolog olabilmek, belirsizliğin içinde en güvenli ve en meşru seçenek gibi görünüyor. Binlerce genç mezun aylarını, bazen yıllarını sınava hazırlanmaya ayırıyor. Fakat kamu alımlarının sayısı ve zamanı da mezunun kontrolünde değil. Alım sınırlı olduğunda bütün bir mesleki plan beklemeye dönüşebiliyor.
Ben bu tabloyu üniversitedeyken başka, sektörün içine girdikten sonra başka görmeye başladım.
Özel eğitim alanında çalışmaya başladığımda psikoloğun çalışma alanının bana üniversitede hissettirildiğinden daha geniş olduğunu fark ettim. Kurumlarda psikologların çalıştığını, farklı alanlarda eğitimler alınabildiğini, çocuklarla, ailelerle ve yetişkinlerle farklı mesleki roller içinde çalışmanın yolları olduğunu gördüm.
Yani mesele “Psikolog her şeyi yapabilir” değil.
Elbette yapamaz.
Her mesleğin yetkinlik sınırları vardır ve ruh sağlığı alanında bu sınırlar özellikle önemlidir. Fakat “Her şeyi yapabilirsin” demek ne kadar tehlikeliyse, dört yıl boyunca yalnızca “Bunu da yapamazsın” demek de başka bir problem yaratıyor.
Belki de psikoloji camiasının üzerinde düşünmesi gereken şey tam olarak bu.
Biz etiği öğretirken mesleki cesareti kaybettiriyor olabilir miyiz?
Yetkinlik sınırlarını anlatırken öğrencinin kendi yetkinliğini geliştirebileceği yolları göstermeyi unutuyor olabilir miyiz?
Hukuki sınırları öğretirken psikoloğun yasal ve etik biçimde çalışabileceği onlarca alanı görünmez hâle getiriyor olabilir miyiz?
Ve en önemlisi:
Bir öğrenciyi etik dışı davranmaktan korumaya çalışırken onu mesleğinden korkar hâle getiriyor olabilir miyiz?
Ben buna biraz da psikoloji camiasının paranoyası diyorum.
Çünkü bazen mesleğimizi korumaya çalışırken onu o kadar fazla yasak, sınır ve korkuyla çevreliyoruz ki genç psikolog için geriye hareket edebileceği küçücük bir alan kalıyor.
Sonra da o küçücük alanda binlerce kişinin aynı kapının önünde beklemesine şaşırıyoruz.
Belki psikoloji öğrencilerine daha fazla “yapamazsın” demeye değil; neyi, hangi eğitimle, hangi yetkinlikle, hangi hukuki ve etik sınırlar içinde yapabileceklerini anlatmaya ihtiyacımız var.
Çünkü etik, mesleği hareketsizleştiren bir yasaklar listesi değil; mesleğin içinde güvenle hareket edebilmenin sınırlarını gösteren bir çerçeve olmalı.
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.
04/09/2026
03/09/2026
03/09/2026