“Psikoterapi kaç seans sürer?” sorusunun herkes için geçerli tek bir cevabı yoktur. Terapi süresi kişinin başvuru nedenine, hedeflerine, belirtilerin süresine ve şiddetine, yaşam koşullarına ve terapi sürecindeki ilerlemeye göre değişebilir.
Örneğin belirli bir yaşam olayının yarattığı geçici bir uyum sorunu ile yıllardır devam eden ilişki problemleri aynı sürede ele alınmayabilir. Benzer şekilde, tek bir travmatik olayın etkisiyle çocukluktan itibaren devam eden yoğun ilişki ve kendilik örüntülerinin terapi ihtiyaçları farklı olabilir.
Terapi süresini belirlerken yalnızca tanıya bakmak da yeterli değildir. Kişinin ne istediği önemlidir. Bazı danışanlar belirli bir problem üzerinde kısa süreli ve yapılandırılmış bir çalışma yapmak isterken bazıları uzun süredir devam eden örüntülerini daha kapsamlı biçimde ele almak isteyebilir.
İlk görüşmelerde başvuru nedeni ve terapi hedefleri belirlenir. Daha sonra belirli aralıklarla ilerleme değerlendirilir. “Kaç seans kaldı?” sorusundan ziyade “Belirlediğimiz hedeflerde ne kadar ilerleme oldu?” sorusu klinik açıdan daha anlamlıdır.
Terapiyi gereğinden fazla uzatmak kadar, kişinin ihtiyacı devam ederken erken sonlandırmak da doğru değildir. Bu nedenle terapi sürecinin düzenli aralıklarla değerlendirilmesi gerekir. Bazı danışanlarda hedeflere ulaşıldığında terapi sonlandırılabilir; bazı durumlarda ise yeni hedefler ortaya çıkabilir.
Terapi süresini baştan kesin bir sayı olarak söylemek bazen mümkün değildir. Ancak terapist, değerlendirme sonrasında tahmini bir çerçeve sunabilir ve süreç içinde bu çerçeveyi güncelleyebilir.
Bir başka önemli nokta da terapinin yoğunluğudur. Seansların sıklığı, kişinin ihtiyacına göre belirlenebilir. Bazı dönemlerde daha sık görüşmek, bazı dönemlerde seans aralığını açmak uygun olabilir.
Ben terapiyi danışanın terapiste bağımlı hâle geldiği bir süreç olarak değil, kişinin kendi yaşamında kullanabileceği becerileri ve farkındalıkları geliştirdiği bir çalışma olarak değerlendiriyorum. Terapi bittiğinde amaç, kişinin öğrendiklerini kendi başına sürdürebilmesidir.
Kısacası, psikoterapinin süresi “herkes için sekiz seans” gibi sabit bir formülle belirlenemez. En doğru süre, kişinin ihtiyaçları ve terapi hedefleri doğrultusunda süreç içinde değerlendirilir.
Terapi süresinin belirsiz olması, terapinin plansız olduğu anlamına gelmez. İyi yapılandırılmış bir süreçte hedefler belirlenir, ilerleme takip edilir ve ihtiyaç değiştikçe plan güncellenir. Danışanın terapiye neden devam ettiğini ve hangi hedef üzerinde çalıştığını bilmesi, hem motivasyonu hem de terapötik iş birliğini güçlendirir.


