Yazar: Mert ADİL
Sürekli aynı tip insanları mı seçiyorsunuz? Eleştirilmeye karşı beklediğinizden daha yoğun bir tepki mi veriyorsunuz? Bir ilişki bittiğinde yalnız kalma korkusu günlerce sürüyor mu?
Bunlar bazen kişilik özelliği değil, erken dönemde gelişmiş şemaların bir sonucu olabilir.
Sivas’ta psikolojik danışmanlık almak isteyen birçok kişi, son yıllarda şema terapi hakkında bilgi aramaktadır. Şema terapi; çocukluk döneminde gelişen düşünce ve duygu kalıplarını anlamaya yardımcı olan bilimsel temelli psikoterapi yaklaşımlarından biridir. Şema terapi, tam olarak bu tekrar eden örüntüleri anlamaya ve güncel yaşama daha uyumlu hâle getirmeye odaklanan bütünleştirici bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Bu yazıda şema terapinin ne olduğunu, şema alanlarını, modları ve danışmanlık sürecinin genel çerçevesini ele alıyoruz.
Şema; kişinin erken yaşam deneyimleri sonucunda kendisi, diğer insanlar ve dünya hakkında geliştirdiği kalıcı zihinsel ve duygusal kalıplardır. Şemalar günlük yaşamı anlamlandırmayı kolaylaştırır; ancak bazı şemalar olumsuz, katı ve güncel hayata uyumsuz hâle gelebilir.
Bir çocuk ilk kez bir köpekle karşılaştığında nasıl davranacağını bilmez.
Birkaç deneyimden sonra zihninde “köpek” kavramı oluşur. Bir dahaki karşılaşmada bunu yeniden öğrenmesine gerek kalmaz; zihni onu otomatik olarak tanır.
Şemalar da benzer şekilde çalışır. Yaşadığımız her deneyim zihnimize bir bilgi olarak işlenir ve zamanla; kendimizi, diğer insanları ve dünyayı yorumlarken kullandığımız kalıplara dönüşür. Bu kalıplar sayesinde her durumu sıfırdan yeniden değerlendirmek zorunda kalmayız. Çoğu şema işlevseldir. Ancak bazı şemalar; olumsuz, sınırlayıcı ve güncel hayata uygun olmayan bir nitelik taşıyabilir. Şema terapinin odaklandığı alan tam olarak burasıdır: erken dönem uyumsuz şemalar.
Şema terapi, çocukluk döneminde gelişen uyumsuz şemaları fark etmeyi ve değiştirmeyi amaçlayan bütünleştirici bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Şema terapi, klinik psikolog Jeffrey E. Young tarafından bilişsel davranışçı terapi (BDT) yaklaşımı içinden geliştirilmiş bir psikoterapi modelidir.
Young, standart BDT’nin bazı danışanlarda -özellikle kökleri çocukluk ve ergenlik dönemine uzanan, değiştirilmesi zor kalıplarla çalışırken- yetersiz kaldığını gözlemlemiş ve bu modeli geliştirmiştir.
Şema terapiyi diğer yaklaşımlardan ayıran temel özellik, tek bir ekole bağlı kalmayıp birden fazla terapötik gelenekten beslenmesidir:
Bilişsel-davranışçı terapi teknikleri
Yaşantısal / duygu odaklı (gestalt kökenli) teknikler
Kişilerarası ve bağlanma kuramı unsurları
Psikodinamik yaklaşımdan devralınan gelişimsel bakış açısı
Bu bütünleştirici yapı sayesinde şema terapi hem bir kuram hem de bir danışmanlık yöntemi olarak işlev görür.
Şema terapi, kökleri erken yaşam dönemine uzanan ve zaman içinde tekrar eden örüntülerle çalışmak isteyen kişiler için geliştirilmiş bir yaklaşımdır. Alanyazında bu yaklaşımın odaklandığı başlıca alanlar arasında şunlar sayılabilir:
Terk edilme korkusu
Kusurluluk / yetersizlik hissi
Kronik ve tekrarlayan kişilik güçlükleri
Uzun süredir devam eden kaygı ve çökkünlük eğilimleri
Sosyal kaygı örüntüleri
Yeme örüntüleriyle ilgili güçlükler
Çocukluk döneminden gelen zorlayıcı yaşam deneyimlerinin izleri
İlişkilerde tekrarlayan, döngüsel çatışma örüntüleri
Bu bilgiler genel bir çerçeve sunmak amacıyla verilmiştir. Hangi yaklaşımın kişinin kendi durumu için uygun olduğu, alanında yetkili bir ruh sağlığı uzmanıyla yapılacak değerlendirme sonucunda netleşir.
Şema terapiye göre her insan, evrensel nitelikte bazı temel duygusal ihtiyaçlarla dünyaya gelir.
Bu ihtiyaçlar erken dönemde yeterince ve sağlıklı biçimde karşılanmadığında, uyumsuz şemaların zemini oluşur:
Bu ihtiyaçların karşılanma biçimini, çocuğun doğuştan gelen mizacı da etkiler. Aynı aile ortamında büyüyen iki kardeş, aynı yaşantıyı bile farklı şekillerde deneyimleyebilir.
Young’a göre bu ihtiyaçların hasar verecek düzeyde engellenmesi, kişinin travmatik biçimde mağdur konumuna düşmesi veya tam tersine kendisine aşırı düzeyde hoşgörü gösterilmesi gibi erken dönem yaşantıları, uyumsuz şemaların gelişimine zemin hazırlar.
Yazının başında sorduğumuz “Sürekli aynı tip insanları mı seçiyorsunuz?” sorusunun şema terapi literatüründeki karşılığı şema kimyası kavramıdır.
Şema kimyası; kişinin kendi uyumsuz şemalarını tetikleyen veya doğrulayan kişilere karşı bilinçdışı biçimde yoğun çekim hissetmesidir. Bu nedenle bazı insanlar kendilerine güven veren kişiler yerine, geçmişteki duygusal yaraları tekrar canlandıran kişilere yönelebilir.
Çoğu zaman birinden çok yoğun, adeta “büyüleyici” bir çekim hissettiğimizde bunu kusursuz bir aşk veya kader olarak yorumlama eğiliminde oluruz. Ancak şema terapiye göre bu yoğun çekim, her zaman sağlıklı bir bağın işareti olmayabilir. Şema kimyası; kişinin kendi erken dönem uyumsuz şemalarını tetikleyen, besleyen ve adeta doğrulayan kişilere karşı duyduğu bilinçsiz ve güçlü çekimi ifade eder.
Kısır Döngünün Yinelenmesi: Örneğin, çocukluk geçmişinde duygusal yoksunluk ve terk edilme şemaları gelişmiş bir birey; ironik bir şekilde kendisine sıcak, ulaşılabilir ve güven veren insanları “sıkıcı” bulabilir. Buna karşın, kendisinden uzak duran, duygusal olarak soğuk veya istikrarsız kişilere karşı koyulmaz bir çekim (şema kimyası) hissedebilir.
Tanıdık Olanın Güvenli Yanılgısı: Zihin, acı verici de olsa çocukluktan bildiği “tanıdık” örüntüyü yeniden üretmek ister. Kişi, şemasını doğrulayacak partnerler seçerek farkında olmadan çocukluktaki o eski kırılgan sahneyi yetişkinlik hayatında tekrar kurar.
Özetle; şema kimyası, uyumsuz şemalarımızın hayatta kalma ve kendini gerçekleştiren kehanete dönüştürme yöntemidir. Danışmanlık sürecinde bu yoğun ve yanıltıcı çekimin fark edilmesi, kişinin daha sağlıklı ve güvenli ilişki örüntülerine alan açabilmesi adına kritik bir dönüm noktasıdır. Aşağıda detaylarını bulacağınız şema alanlarını incelerken, aslında yetişkinlik hayatımızda kimi, neden ve nasıl sevdiğimizin de görünmez haritasını okuyor olacaksınız. Hayatımıza yön veren bu 5 ana şema alanının ilişkilerimize, partner seçimlerimize ve evliliklerimize olan derin etkilerini (Şema Kimyası) daha iyi anlamlandırabilmek adına, her alan için teker teker hazırlayacağımız özel bir blog yazısı serisini de çok yakında burada paylaşıyor olacağım.
Young’ın çalışmaları, erken dönem uyumsuz şemaları beş ana alan altında sınıflandırır. Her alan, günlük hayatta nasıl görünebileceğine dair birkaç örnekle birlikte aşağıda özetlenmiştir.
Güven, istikrar, sevgi ve kabul görme ihtiyacının yeterince karşılanmadığı erken dönem yaşantılarıyla ilişkilendirilir. Bu alandaki başlıca şemalar: terk edilme, duygusal yoksunluk, güvensizlik/kötüye kullanılma, kusurluluk ve sosyal izolasyon.
Günlük hayatta nasıl görünebilir?
Mesaj geç geldiğinde paniklemek
Partnerini kaybetmekten yoğun şekilde korkmak
Sürekli güvence aramak veya ilişkiden emin olamamak
Gerçek yönlerini gösterirse sevilmeyeceğini düşünmek
Şema Kimyası Notu: Bu alandaki şemalar hayatımızı şekillendirdiğinde, şema kimyasının etkisiyle genellikle duygusal olarak mesafeli, soğuk veya ilişkide belirsizlik yaratan kişilere karşı istemsizce yoğun bir çekim hissedebiliriz. Güvenli ve sakin bir ilişki bazen sıkıcı gelirken, bu tür inişli çıkışlı dinamiklerin daha büyüleyici gelmesinin temelinde bu bilinçdışı pusula yatıyor olabilir. Zihnimiz, çocukluktan bildiği o tanıdık “yalnızlık” hissini yetişkinlikte yeniden yaşayarak, bu kez o eski düğümü çözmeyi umut ederiz.
Bağımsız hareket edebilme, kendi ayakları üzerinde durabilme ve yeterlilik hissini içerir. Bağımlılık, dayanıksızlık/kırılganlık ve başarısızlık şemaları bu alanda yer alır.
Günlük hayatta nasıl görünebilir?
Sıradan kararları bile tek başına alamamak
Başına kötü bir şey gelecekmiş hissiyle sürekli tetikte olmak
Başarabileceği işlerden bile “nasılsa beceremem” diyerek uzak durmak
Şema Kimyası Notu: Bu alandaki şemalar (bağımlılık, başarısızlık vb.) ilişkisel tercihlerimizi etkilediğinde, şema kimyasının gücüyle genellikle bizim adımıza tüm kararları alan, aşırı kontrolcü, dominant veya bizi sürekli koruyup kollayan “kurtarıcı” profillere karşı yoğun bir çekim hissedebiliriz. Güvenli görünen bu dinamik, başlangıçta konforlu gelse de farkında olmadan kendi yetersizlik inancımızı besler. Zihnimiz, çocukluktan bildiği o “ben tek başıma yapamam, birine muhtacım” sahnesini yetişkinlikte yeniden üreterek, özerklik alanımızın zedelenmesine neden olan tanıdık bağımlılık döngüsünü hayatta tutma eğiliminde olabilir.
Sorumluluk alma, kişisel sınır belirleme ve işbirliği yapabilme becerisiyle ilgilidir. Yetersiz öz denetim ve haklılık/görkemlilik şemaları bu grupta değerlendirilir.
Günlük hayatta nasıl görünebilir?
Hedeflenen bir işi sonuna kadar götürmekte zorlanmak
Kuralların kendisi için geçerli olmadığını hissetmek
Şema Kimyası Notu: Bu alandaki şemalar (haklılık, yetersiz öz denetim vb.) devreye girdiğinde, şema kimyasının etkisiyle genellikle bizim adımıza tüm sınırları çizen, kuralları koyan ve bizi sürekli kısıtlayan aşırı katı veya baskıcı partnerlere karşı istemsizce bir çekim hissedebiliriz. Ya da tam tersi bir dinamikle, bizim kuralsızlığımızı tamamen alttan alan, hiçbir sınır koymayan ve bizi aşırı derecede idare eden “aşırı hoşgörülü” kişilere çekilebiliriz. Zihnimiz, çocukluk dönemindeki o sınırsızlık veya kuralsızlık hissini yetişkinlik ilişkilerinde de bir şekilde sürdürerek, öz denetim mekanizmamızı geliştirmemizi engelleyen o tanıdık döngüyü farkında olmadan hayatta tutma eğiliminde olabilir.
Kişinin kendi ihtiyaçlarını geri plana atarak başkalarının onayını ve ihtiyaçlarını önceliklendirmesiyle ilgilidir. Boyun eğicilik, onay arama ve kendini feda etme şemaları bu alanda yer alır.
Günlük hayatta nasıl görünebilir?
Hayır demekte zorlanmak
Başkalarının ne düşüneceğini kararlarının merkezine koymak
Kendi ihtiyacını fark etmeden başkasının ihtiyacını karşılamaya koşmak
Şema Kimyası Notu: Bu alandaki şemalar (kendini feda etme, boyun eğicilik vb.) ilişkilerimizi yönlendirdiğinde, şema kimyasının etkisiyle genellikle kendi ihtiyaçlarını hep en ön planda tutan, talepkâr, bencil veya narsistik eğilimleri olan partnerlere karşı istemsizce yoğun bir çekim hissedebiliriz. Bizim vermeye ve fedakarlık yapmaya yönelik otomatik eğilimimiz, karşı tarafın almaya ve talep etmeye yönelik yapısıyla kusursuz bir uyum (kilit-anahtar ilişkisi) yakalar. Zihnimiz, çocukluktan bildiği o “ben ancak başkalarını memnun edersem güvendeyim ve sevilirim” sahnesini yetişkinlikte yeniden üreterek, kendi ihtiyaçlarımızı yok saymamıza neden olan o tanıdık döngüyü farkında olmadan hayatta tutma eğiliminde olabilir.
Baskıcı ve mükemmeliyetçi aile ortamlarında, oyun ve kendiliğindenlik ihtiyacının bastırıldığı yaşantılarla ilişkilidir. Duyguları bastırma, karamsarlık, yüksek standartlar ve cezalandırıcılık şemaları bu alan altında incelenir.
Günlük hayatta nasıl görünebilir?
Sürekli mükemmel olmak zorundaymış gibi hissetmek
Dinlenmeyi “zaman kaybı” olarak görmek
Kendine veya başkasına yapılan hataları affetmekte zorlanmak
Şema Kimyası Notu: Bu alandaki şemalar (yüksek standartlar, cezalandırıcılık vb.) devreye girdiğinde, şema kimyasının etkisiyle genellikle bizi sürekli eleştiren, kusurlarımızı bulan, başarılarımızı küçümseyen ya da en az bizim kadar katı kuralları olan “mükemmeliyetçi” ve talepkâr partnerlere karşı istemsizce bir çekim hissedebiliriz. Bizim içsel olarak hissettiğimiz o “asla yeterince iyi değilim” baskısı, karşı tarafın eleştirel yapısıyla birleştiğinde zihnimize tuhaf bir şekilde tanıdık ve “gerçekçi” gelir. Zihnimiz, çocukluk dönemindeki o yüksek beklentili, mesafeli ve hata kabul etmeyen aile ortamını yetişkinlik ilişkilerinde de yeniden üreterek, gevşememize ve kendiliğinden olmamıza izin vermeyen o tanıdık baskı döngüsünü farkında olmadan hayatta tutma eğiliminde olabilir.
Not: Bu sınıflandırma genel bir çerçeve sunmak amacıyla özetlenmiştir; şema alanları arasında keskin sınırlar yoktur ve bir kişide birden fazla alandan şemalar bir arada bulunabilir.
Bireyler, sahip oldukları olumsuz şemalarla başa çıkabilmek için zamanla kendilerine özgü tepki biçimleri geliştirirler. Şema terapi literatüründe bu tepkiler üç grupta toplanır:
Şema teslimi: Kişinin, şemasını doğrulayacak biçimde davranması veya ilişkiler kurması.
Şema kaçınması: Şemanın tetiklediği duygu ve düşüncelerden uzak durma, ilgili durumlardan kaçınma.
Şema aşırı telafisi: Şemanın tam tersi yönde, abartılı bir tutum geliştirme.
Bu başa çıkma biçimleri kısa vadede rahatlatıcı görünse de, çoğunlukla şemayı güçlendiren bir kısır döngü yaratır.
Şema terapi, kalıcı özellikler taşıyan şemaların yanı sıra, kişinin an içinde bulunduğu duygu durumunu ifade eden “mod” kavramını da kullanır.
Bir şemanız “arka planda” sürekli var olsa da, mod o şemanın belirli bir anda öne çıkan, o anki hâlidir. Dört ana mod grubundan söz edilir:
Çocuk modları
İncinmiş çocuk: Üzgün, yalnız, anlaşılmamış hissetme hâli
Kızgın çocuk: İhtiyacı karşılanmadığında öfke ve hayal kırıklığı ile tepki verme
Mutlu çocuk: Temel ihtiyaçların o an karşılandığı, kendiliğinden ve rahat hissedilen hâl
Uyumsuz ebeveyn modları
Cezalandırıcı ebeveyn: Kişinin kendine karşı katı, eleştirel ve affetmeyen bir iç sesle konuşması
Talepkâr ebeveyn: “Yeterince iyi değilsin, daha fazla çalışmalısın” diyen içsel baskı
Uyumsuz başa çıkma modları
Teslimiyet, kaçınma veya aşırı telafi eğilimlerinin an içindeki görünümleridir — örneğin bir tartışmadan sonra tamamen içine kapanmak (kaçınma) ya da haksız da olsa asla geri adım atmamak (aşırı telafi).
Sağlıklı yetişkin modu
Kişinin, kendi ihtiyaçlarının ve sağlıksız modlarının farkında olan, dengeleyici tarafıdır. Danışmanlık sürecinin genel hedeflerinden biri, kişinin bu tarafını güçlendirerek diğer modları daha dengeli biçimde yönetebilmesine destek olmaktır.
Bu tekniklerin hangi sırayla ve ne yoğunlukta kullanılacağı, kişinin durumuna göre uzman tarafından belirlenir; kendi başına uygulanacak bir yöntem değildir.
Aşağıdaki ifadelerden kaçı size tanıdık geliyor?
İnsanların beni bırakacağından korkarım
Hayır demekte zorlanırım
Sürekli mükemmel olmak zorundaymışım gibi hissederim
Kendimi çoğu zaman yetersiz hissederim
İnsanlara güvenmekte zorlanırım
Bu ifadeler tek başına bir tanı anlamına gelmez ve bir öz değerlendirme aracı değildir; yalnızca yukarıda anlatılan şema alanlarını günlük hayatla ilişkilendirmenize yardımcı olması için paylaşılmıştır. Bu tür örüntülerin sizde ne ölçüde ve hangi bağlamda geçerli olduğunu anlamak, ancak alanında yetkili bir uzmanla yapılacak ayrıntılı bir görüşme ile mümkündür.
Şema terapi süreci genel hatlarıyla iki aşamada ele alınır.
Değerlendirme ve bilgilendirme aşaması: Bu aşamanın amacı, danışanın yaşam öyküsü ışığında şemalarını, başa çıkma tepkilerini ve modlarını birlikte anlamlandırmaktır.
Değişim aşaması: Bilişsel, duygu odaklı ve davranışsal teknikler bir arada kullanılarak, danışanın uyumsuz şemalarıyla kurduğu ilişkiyi güncel yaşamına daha uygun hâle getirmesi hedeflenir.
Bu süreçte terapötik ilişkinin niteliği önemli bir yer tutar. Danışmanlık sürecinde anlayışlı, koşulsuz kabul temelli ve tutarlı bir duruş, değişim için destekleyici bir zemin oluşturur.
Sürecin süresi, yoğunluğu ve kapsamı kişiden kişiye farklılık gösterir; net bir seans sayısı veya süre öngörmek mümkün değildir. Bu konu, alanında yetkili bir uzmanla yapılacak ilk görüşmede birlikte değerlendirilir.
Şema terapi kimler için uygundur?
Kökleri çocukluk ve ergenlik dönemine uzanan, tekrar eden duygusal veya ilişkisel örüntülerle çalışmak isteyen yetişkinler için bir seçenek olabilir. Uygunluğu, bireysel değerlendirme sonucunda netleşir.
Şema testi nedir, kendim uygulayabilir miyim?
Alanyazında şemaları haritalamaya yönelik yapılandırılmış ölçekler (ör. Young Şema Ölçeği) bulunur. Bu tür ölçekler, tek başına internetten doldurularak tanı koydurucu bir araç değildir; ancak yaşam öyküsü ile birlikte, alanında yetkili bir uzman eşliğinde bir değerlendirme sürecinin parçası olarak anlamlıdır.
Şema terapi ile bilişsel davranışçı terapi (BDT) arasındaki fark nedir?
Şema terapi, BDT temelinden doğmuş olmakla birlikte; duygulara daha fazla ağırlık veren, çocukluk yaşantılarını ve gelişimsel süreçleri daha kapsamlı ele alan, yaşantısal ve kişilerarası teknikleri de içine katan bütünleştirici bir modeldir.
Şemalar değişebilir mi?
Şemalar erken yaşta oluştukları ve uzun süre pekiştirildikleri için değişime karşı dirençli yapılardır. Danışmanlık sürecinde bu kalıpların fark edilmesi ve güncel yaşama daha uyumlu hâle getirilmesi hedeflenir; bu, zaman ve emek gerektiren bir süreçtir.
Şemalarınız sizin karakteriniz veya değiştirilemez kaderiniz değildir. Çocukluk ve ergenlik döneminde birer hayatta kalma mekanizması olarak gelişmiş olsalar da, yetişkinlikte fark edilip üzerlerinde çalışılması mümkündür. Şema terapi; kişinin bu tekrar eden döngülerini, ilişki çıkmazlarını anlamlandırmasını ve hayata karşı daha esnek, uyumlu dinamikler geliştirmesini amaçlayan bilimsel temelli bir modeldir.
Son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde ve Sivas’ta psikolog desteğine başvuran danışanlar arasında şema terapi ekolüne olan talep ciddi bir artış göstermektedir. Özellikle kronikleşen yaşam sorunları ve ikili ilişkilerde tekrarlayan şema kimyası döngüleri, bireyleri bu bütünleştirici yaklaşımdan faydalanmaya yönlendirmektedir.
Young, J. E., Klosko, J. S., & Weishaar, M. E. (2003). Schema Therapy: A Practitioner’s Guide. Guilford Press.
Young, J. E., & Klosko, J. S. (1994). Reinventing Your Life. Plume.
Bowlby, J. (1969). Attachment and Loss, Vol. 1: Attachment. Basic Books.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi veya psikolojik tavsiye niteliği taşımaz, tanı koydurmaz ve herhangi bir sonucu garanti etmez. Kişisel durumunuzla ilgili değerlendirme için alanında yetkili bir ruh sağlığı uzmanına danışmanız önerilir.
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.