Psikoterapi dünyasının en büyük “gri alanları” gibi görünen bazı tutumlar, aslında mesleğin en net kırmızı çizgileridir. Bir terapistin müşteri memnuniyeti odaklı bir esnaf gibi davranması, rol karmaşası yaşaması veya profesyonel sınırları esnetmesi, danışana iyilikten çok zarar getirir. Sınırların net olmadığı, danışanın duygusal sürecinden faydalanılan veya manipülatif dinamiklerin devreye girdiği bir terapi sürecinde aslında ne olduğunu, bu durumun danışanı nasıl etkilediğini ve danışanın kendini nasıl koruyabileceğini bilmek hayati önem taşır.
Dışarıdan “ne kadar da samimi, benimle ne güzel ilgileniyor” gibi görünen bazı esnek ve yakın davranışların arkasında tamamen profesyonellik dışı dinamikler yatar:
Müşteri Hizmetleri Gibi Davranmak: Terapi bir hizmet alanı olsa da, terapistin görevi danışanı anlık olarak memnun etmek veya sürekli pohpohlamak değildir. Sürekli memnun etmeye çalışan bir terapist, danışanın onay bağımlılığını besler. Danışan duyması gereken gerçekleri değil, duymak istediği konforlu cümleleri duymaya başlar.
Annecilik / Babacılık Oynamak: Terapist, danışanın hayatındaki eksik ebeveyn figürünün yerine geçmeye çalışıyorsa buna kontrtransferans (karşı aktarım) yönetememe sorunu denir. Terapist “kurtarıcı” rolüne soyunmuştur. Bu durum danışanı özgürleştirmek yerine, onu terapiste göbekten bağımlı hale getirir.
Akıl Hocalığı ve Telefon Taktikleri: Terapi akıl verme veya yaşam koçluğu yeri değildir. Özellikle ilişki krizlerinde telefon aramalarıyla taktik veren terapist, danışanın kendi kararlarını alma ve yetişkinleşme hakkını elinden alır. Bir sorun çıktığında sorumluluk terapiste kalır, danışan ise pasif bir uygulayıcıya dönüşür.
Çift Terapisinde Taraf Tutmak ve Yaranmak: Bu durum profesyonel bir fiyaskodur. Çift terapisinde danışan kişilerden biri değil, ilişkinin kendisidir. Bir tarafı yaftalayan, etiketleyen veya her iki tarafa da şirin görünmeye çalışan terapist, güvenli alanı tamamen yok eder ve ilişki dinamiklerini daha da bozar.
Terapi Dışı Sosyalleşmeler (Yemek, Kahve, Balkon Konuşmaları): Buna etik kurallarda “ikili ilişkiler kurma” (dual relationships) denir. Terapist sizin arkadaşınız veya dert ortağınız olamaz. Sınırların kalktığı yerde terapi biter, manipülasyon başlar. Danışanın en kırılgan anılarını paylaştığı kişiyle ulu orta sohbetler yapması veya danışan hakkındaki bilgilerin dışarıya sızması derin bir güven ihlalidir.
Eğer geçmişte veya şu an böyle bir süreçten geçiyorsanız, kendinize şu sahici ve cesur soruları sormanız gerekir. Bu bir suçlama değil, bir farkındalık ve öz eleştiri davetidir:
Profesyonel İlişkinin Kırmızı Çizgileri ve Danışanın Korunma Rehberi
• “Terapistimin beni sürekli onaylaması, canımı acıtacak gerçeklerden ve değişim sorumluluğundan kaçmama mı yarıyor?”
• “Onunla arkadaşça ilişkiler kurmak, terapi odasında yüzleşmem gereken ağır yüklerden kaçmak için bir sığınak mı?”
• “Hayatımın sorumluluğunu kendi elime almaktan korktuğum için mi onun bana taktik vermesine, anne/baba gibi davranmasına göz yumuyorum?”
• “Terapistimin gözündeki ‘özel ve ayrıcalıklı danışan’ olma arzusu, benim hangi çocukluk yaramı besliyor?”
Gerçek bir terapi süreci zaman zaman konforsuzdur. Terapistin sahiciliği, sizi aynalamasında ve kendi gerçeğinizle (bazen canınız yansa da) yüzleştirmesinde saklıdır. Seni sürekli pışpışlayan bir ilişki, gelişim değil, duraklama getirir.
Bir terapistin etik dışı davrandığını fark ettiğiniz an, kontrolü eline alma zamanınız gelmiştir. Kendinizi korumak için şu adımları güvenle atabilirsiniz:
Sınırları Hatırlatın ve Alanı Koruyun
Terapistiniz seans dışında sizinle kahve içmek, arkadaşça yazışmak veya seans süresini manipüle etmek istediğinde net bir şekilde sınır çizin: “Bu sürecin profesyonel kalmasını tercih ediyorum, seans dışı iletişim kurmamız bana iyi gelmiyor.”
Lisans, Ekol ve Süpervizyon Sorgulayın
Türkiye’de ne yazık ki ciddi bir unvan ve yetkinlik karmaşası vardır. Kendini psikoterapist olarak tanıtan kişinin öncelikle temel Psikoloji veya PDR lisans mezuniyetinden emin olun. Bununla da kalmayıp, uyguladığını iddia ettiği ekolde (Bilişsel Davranışçı Terapi, Psikanalitik Terapi, Şema Terapi, Gottman Çift Terapisi vb.) bu eğitimi tam olarak kimden ve hangi akredite kurumdan aldığını mutlaka araştırın. En kritik nokta ise, bu eğitimi alırken süpervizyonunu (vaka danışmanlığını/klinik gözetimini) kimin eşliğinde tamamladığını kendisine sormaktır. Yetkin ve etik çalışan bir uzman, eğitim aldığı hocaları, ekolünü ve bu süreçleri şeffafça paylaşmaktan asla çekinmez. Soru sormak sizin en temel danışan hakkınızdır.
Duygularınıza Güvenin (Gaslighting’e İzin Vermeyin)
Eğer seans içinde veya sonrasında “Burada garip bir şeyler oluyor, kendimi manipüle edilmiş hissediyorum, terapistim sanki taraf tutuyor/beni etiketliyor” diye hissediyorsanız, bu hissi küçümsemeyin. Terapistin “Sen öyle algılıyorsun” diyerek suçu size atmasına (psikolojik manipülasyon) izin vermeyin.
Süreci Sonlandırma Hakkınızı Kullanın
Terapiyi bırakmak için terapistten izin almak veya gerekçe sunmak zorunda değilsiniz. Eğer etik sınırların aşıldığını, gizliliğin ihlal edildiğini görüyorsanız, seansı orada bitirebilir ve süreci tek taraflı olarak sonlandırabilirsiniz. Gerekirse bu kişiyi bağlı olduğu meslek örgütlerine şikâyet etme hakkınız saklıdır.
Betül Çavumirza
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.