Çocuğunuz öfkeleniyor, ağlıyor, bağırıyor. Belki “Senden nefret ediyorum!” bile diyor. Ve siz düşünüyor, “Acaba çok mu katıyım?”
Çocuğun öfkelenmesi her zaman sınırın yanlış olduğu anlamına gelmez. Öfke bir duygudur; davranış ise başka bir şeydir. Çocuğun öfkelenmesine izin vermek ile vurmasına, hakaret etmesine veya eşya kırmasına izin vermek aynı değildir.
Bu nedenle çok temel bir ilke işe yarar: Duygu kabul edilir, davranış sınırlandırılır.
“Çok kızdığını görüyorum. Tableti kapatmak istemiyorsun. Ama bana vuramazsın.”
Çocuğa “Öfkelenme” demek yerine “Öfkelenebilirsin ama vuramazsın” demek, öfkenin kabul edilebilir bir duygu olduğunu ve her davranışın kabul edilebilir olmadığını öğretir.
Kriz anında uzun nasihatler vermek çoğu zaman işe yaramaz. Kısa cümleler daha işlevsel olabilir:
“Buradayım.”
“Çok kızgınsın.”
“Hazır olduğunda konuşabiliriz.”
“Vurmana izin vermeyeceğim.”
Çocuk sakinleştikten sonra olay konuşulabilir. “Neden böyle yaptın?” yerine “Bir dahaki sefere çok kızdığında ne yapabiliriz?” sorusu daha öğretici olabilir.
Ebeveynin kendi öfkesini fark etmesi de önemlidir. Çocuk bağırırken ebeveyn de bağırdığında iki tarafın uyarılmışlığı artabilir. Ebeveynin sakinleşmesi, çocuğun hemen sakinleşmesini garanti etmez; ancak çatışmanın tırmanmasını azaltabilir.
Sınırı kaldırmak bazen kısa vadede krizi bitirir. Fakat çocuk “Çok yoğun tepki verirsem karar değişiyor” şeklinde bir öğrenme yapabilir. Bu nedenle hedef, çocuğun hiç öfkelenmemesi değil, öfke sırasında sınırın korunabilmesidir.
Bununla birlikte her öfke patlamasını normal kabul etmek de doğru değildir. Yaşa göre beklenenden çok daha yoğun, sık veya uzun süren öfke nöbetleri; ciddi saldırganlık, kendine zarar verme, okul sorunları veya sosyal işlevsellikte belirgin bozulma varsa değerlendirme gerekir.
Çocuğun öfkesi karşısında ebeveynin görevi her zaman onu susturmak değildir. Bazen görevimiz, onun yanında kalmak ve şu mesajı vermektir: “Bu duyguyu yaşayabilirsin. Ben buradayım. Ama bu duyguyla yaptığın her şeyi kabul etmek zorunda değilim.”
Sınır koyma güçlüğü aile yaşamını belirgin biçimde etkiliyor, çatışmalar sürekli hâle geliyor, ebeveynler kendilerini çaresiz hissediyor veya çocuğun davranışlarında yaşına göre belirgin ve kalıcı bir bozulma görülüyorsa profesyonel değerlendirme yararlı olabilir.
Eisenberg, N., Spinrad, T. L., & Morris, A. S. (2005). Regulation, resiliency, and quality of social functioning. Self and Identity, 4(2), 121–128.
Fonagy, P., Gergely, G., Jurist, E., & Target, M. (2002). Affect regulation, mentalization, and the development of the self. Other Press.
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.
25/08/2026
24/08/2026
24/08/2026