Son birkaç yıldır danışanlarımdan ve sosyal çevremden en sık duyduğum cümlelerden biri:
“Artık düzgün insan kalmadı.”
Belki siz de bunu söylemiş ya da çevrenizden duymuşsunuzdur.
İlk bakışta bu cümle oldukça ikna edici geliyor çünkü etrafımızda yarım kalan ilişkiler, bir anda kesilen iletişimler, belirsizlikler, “ghosting”, güven sorunları ve hayal kırıklıkları gerçekten de eskisinden daha görünür.
Belki bunların sayısı artık daha fazla, belki biz ilişkileri daha çok konuşma ihtiyacı içindeyiz. Bununla ilgili henüz net bir düşüncem yok; fakat biraz durup düşününce aklıma bir soru geliyor.
“Gerçekten düzgün insan mı azaldı, yoksa ilişki kurmanın kuralları mı değişti?”
Eskiden insanlar daha mı mutluydu? Pek sanmıyorum.
Eskiden de güven problemleri vardı, iletişim sorunları vardı, ayrılıklar vardı. Fakat bugün ilişkileri etkileyen bambaşka dinamikler var.
Artık biriyle tanışmak hiç olmadığı kadar kolay.
Ama biriyle derin bir bağ kurmak belki de hiç olmadığı kadar zor.
Telefonumuzda yüzlerce insan var. Bir mesajla yeni biriyle tanışabiliyoruz. Bu, hem romantik ilişkiler hem de sosyal ilişkiler için mümkün.
Bir uygulamayı kapatıp diğerini açıyoruz. Sürekli yeni seçeneklerle karşılaşıyoruz. Seçeneklerin artması kulağa özgürlük gibi geliyor.
Ama bazen tam tersi bir etki yapıyor. Çünkü zihnimiz bize sürekli şu soruyu fısıldıyor:
“Acaba daha iyisi var mı?”
Bu düşünce, sürekli yeni bir olasılık yaratarak içinde bulunduğumuz olasılığı yeterince göremememize neden olabiliyor.
Bir başka dikkatimi çeken konu ise insanların birbirini tanımaktan çok, birbirini elemesi.
İlk buluşmada “Kırmızı bayrak var mı?”
İlk mesajda “Bana yeterince ilgi gösterdi mi?”
İlk tartışmada “Demek ki doğru kişi değil.”
Elbette sağlıksız davranışları fark etmek önemli. Ancak bazen ilişkiyi anlamaya çalışmadan değerlendirmeye başlıyoruz.
Sanki bir insanı tanımıyor da, mükemmel olup olmadığını test ediyoruz.
Bir ilişkiyi sürdüren şey kusursuz iki insan değildir.
Birbirini merak etmeye devam eden iki insandır.
Bir de şu var…
Sosyal medyada ilişkilerin en parlak anlarını görüyoruz.
Romantik tatiller, sürprizler, kusursuz fotoğraflar…
Doğal olarak kendi ilişkimizle bunları karşılaştırıyoruz.
Oysa hiçbir ilişki yalnızca güzel anlardan oluşmaz.
Sağlıklı ilişkilerde de yanlış anlaşılmalar olur.
Can sıkıcı dönemler olur.
Sessizlikler olur.
Bazen aynı problemi birkaç kez konuşmak gerekir.
İlişkinin sağlıklı olup olmadığını belirleyen şey, hiç sorun yaşamaması değil; sorun yaşandığında iki kişinin birbirine nasıl yaklaştığıdır.
Bütün bunları söylerken şunu da eklemek isterim:
Evet, herkes güvenilir değildir.
Evet, herkes duygusal olarak ilişkiye hazır değildir.
Ve evet, bazı insanlar ilişkilerinde yıkıcı davranırlar.
Ama yaşadığımız bu dönemde, ihtimaller havuzunda kaybolabiliyoruz. Mutlu bir ilişki istediğimizi söylesek de hiç kimse için emek vermek istemeyen birine dönüşebiliyoruz.
Belki de soruyu biraz değiştirmek gerekiyor.
“Düzgün insan kaldı mı?” yerine…
“Ben nasıl bir ilişki kurmak istiyorum ve bu arzu ettiğim ilişkiyi kurabilecek biri olduğumu hissediyor muyum?”
Çünkü sağlıklı ilişkiler sadece doğru insanı bulmakla ilgili değildir.
Aynı zamanda, güven kurabilen, sınır koyabilen, sorumluluk alabilen ve karşısındaki insanı gerçekten tanımaya istekli iki kişinin bir araya gelmesiyle oluşur.
Belki de bugün ihtiyacımız olan şey, “kusursuz bir insan” aramak değil; kendimizi daha iyi tanımak ve gerçekten tanımak istediğimiz o bir kişiye dikkatimizi vermektir.
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.
14/07/2026
14/07/2026
14/07/2026