Çocuğunuz ilk kez kekelemeye başladığında aklınızdan birçok soru geçebilir:
“Çocuğum neden kekeliyor?”
“Ya kekemeliği geçmezse?”
“Benim yaptığım bir şeyden mi oldu?”
“Okulda zorlanır mı?”
“Arkadaşları onunla dalga geçer mi?”
Çocuğun kekelemeye başlaması, ebeveynler için endişe verici bir deneyim olabilir. Özellikle kekemeliğin nasıl ilerleyeceği ve çocuğa nasıl yaklaşılması gerektiği bilinmediğinde, her takılma olduğundan daha büyük ve kaygı verici görünebilir.
Ancak burada önemli bir nokta vardır:
Kekemelikle ilgili ebeveyn kaygısını azaltmak, çocuğun iletişim deneyimini de destekleyebilir.
Bu nedenle kekemelik terapisinde yalnızca çocuğun konuşmasına değil, çocuğun içinde bulunduğu iletişim ortamına ve ebeveynlerin kekemelik hakkındaki bilgi ve tutumlarına da bakmak önemlidir.
Kekemelik, konuşmanın akışında ses, hece veya kelime tekrarları, uzatmalar ve konuşma sırasında ortaya çıkan bloklar gibi özelliklerle kendini gösterebilir.
Özellikle erken çocukluk döneminde, konuşma ve dil becerilerinin hızlı geliştiği yıllarda bazı çocuklarda kekemelik görülebilir.
Kekemeliğin ortaya çıkmasında tek bir neden bulunmaz. Çocuğun gelişimsel özellikleri, genetik yatkınlık ve konuşma-dil sisteminin gelişimi gibi birçok faktörün bir arada rol oynadığı düşünülmektedir.
Bu nedenle ebeveynlerin sıklıkla sorduğu “Benim yüzümden mi kekeliyor?” sorusunun yanıtı genellikle bu kadar basit değildir.
Ebeveynin çocuğun kekemeliğine neden olduğunu düşünmek, hem gereksiz suçluluk duygusuna hem de iletişim sırasında aşırı dikkatli davranmaya yol açabilir.
Kekemelik konusunda ebeveynlerin en büyük kaygılarından biri geleceğe ilişkin belirsizliktir.
“Bu kekemelik kalıcı mı olacak?”
Ancak erken dönemde kekemeliğin nasıl ilerleyeceğini yalnızca birkaç konuşma örneğine bakarak kesin olarak söylemek mümkün değildir.
Bu nedenle çocuğun konuşmasındaki takılmaların yanı sıra:
gibi birçok faktörün birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Bu değerlendirme, ebeveynin “Ne olacak?” kaygısının yerine “Şu anda çocuğumu nasıl destekleyebilirim?” sorusunu koymasına yardımcı olabilir.
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.
07/09/2026
07/09/2026
07/09/2026