“Çok değişti.”
“Eskiden böyle değildi.”
“Her söylediğime karşı çıkıyor.”
“Benimle konuşmuyor ama arkadaşlarıyla saatlerce konuşuyor.”
“En küçük şeyde öfkeleniyor.”
Ergenlik döneminde ebeveynlerin en sık karşılaştığı güçlüklerden biri, çocuklarının giderek daha öfkeli, mesafeli veya tepkisel hâle gelmesidir.
Bazen evin içinde küçük bir tartışma büyük bir çatışmaya dönüşebilir. Bazen de ergen, kapısını kapatıp odasına çekilerek iletişimi tamamen kesebilir.
Peki ergenlikte öfke yalnızca “söz dinlememe” ya da “asi olma” anlamına mı gelir?
Öfke çoğu zaman görünen duygudur. Ancak onun altında başka duygular bulunabilir.
Kırgınlık, kaygı, utanç, çaresizlik, yalnızlık, anlaşılmama veya değersizlik hissi…
Ergen bazen bunları doğrudan ifade etmekte zorlanabilir.
“Beni anlamıyorsunuz.”
“Ne yapacağımı bilmiyorum.”
“Yeterince iyi değilim.”
“Arkadaşlarımın yanında kendimi kötü hissediyorum.”
“Büyümek beni korkutuyor.”
gibi duygular, doğrudan söze dökülmek yerine öfke olarak ortaya çıkabilir.
Bu nedenle ergenin yalnızca ne yaptığına değil, bu davranışın hangi duygunun taşıyıcısı olabileceğine de bakmak önemlidir.
Ergenlikte genç, çocuklukta kendisi için belirleyici olan ebeveynlerden psikolojik olarak daha bağımsız bir benlik geliştirmeye çalışır.
Bu süreç bazen ebeveyne karşı çıkmak, kendi kararlarını vermek istemek, sınırları zorlamak veya “Ben kimim?” sorusunu yoğun biçimde yaşamak şeklinde ortaya çıkabilir.
Ebeveyn için bu değişim zaman zaman “Çocuğumu kaybediyorum” duygusunu yaratabilir.
Ergen içinse bu dönem:
“Ben kimim?”
“Benden ne bekleniyor?”
“Nasıl biri olmak istiyorum?”
sorularının giderek önem kazandığı bir dönemdir.
Dolayısıyla ergenin ebeveynden uzaklaşma çabası her zaman sevgisizlik anlamına gelmez. Bazen kendi kimliğini oluşturabilmek için ihtiyaç duyduğu psikolojik alanı yaratma çabasıdır.
Ergenin her davranışını kabul etmek veya sınırları tamamen ortadan kaldırmak gerekmez.
Tam tersine, ergenlerin de güvenli ve tutarlı sınırlara ihtiyacı vardır.
Ancak sınır koymakla ilişkiyi koparmak arasında önemli bir fark vardır.
“Böyle konuşamazsın.”
demekle,
“Öfkeli olmanı anlayabiliyorum ama birbirimize zarar verecek şekilde konuşmamıza izin vermeyeceğim.”
demek aynı şey değildir.
İkinci yaklaşım hem sınırı korur hem de ergenin duygusuna yer açar.
Çünkü ergenin ihtiyacı yalnızca kontrol edilmek değil, anlaşılabileceğini ve farklı düşündüğünde de ilişkide kalabileceğini deneyimlemektir.
Ergenlikte çatışmalar yorucu olsa da her çatışmayı yalnızca “sorun” olarak görmek gerekmeyebilir.
Bazen genç, ebeveynine öfkelenerek aslında ilişki içinde kendine yeni bir yer açmaya çalışıyordur.
Çocukken ebeveyninin kararlarını kabul eden biri, artık:
“Ben böyle düşünmüyorum.”
“Bunu kendim yapmak istiyorum.”
“Bana karışma.”
diyebilir.
Bu sözler ebeveyn için zorlayıcı olabilir. Ancak gelişimsel açıdan bakıldığında, gencin kendi sınırlarını ve kimliğini oluşturma çabasının bir parçası da olabilir.
Bununla birlikte, ergenlik dönemindeki her öfkeyi normal gelişimin bir parçası olarak görmek de doğru değildir.
Öfke çok yoğun ve uzun süreliyse; okul hayatında, arkadaş ilişkilerinde veya aile yaşamında belirgin bozulmaya yol açıyorsa ya da buna içe kapanma, yoğun kaygı, belirgin davranış değişiklikleri, kendine zarar verme düşünceleri veya başka ciddi belirtiler eşlik ediyorsa profesyonel değerlendirme gerekebilir.
Burada amaç ergeni “sorunlu” olarak tanımlamak değil, yaşadığı güçlüğü zamanında fark edebilmek ve ihtiyaç duyduğu desteği sağlayabilmektir.
Belki de en önemli soru şu:
Ergen öfkelendiğinde yalnızca:
“Bunu nasıl durdurabiliriz?”
diye sormak yerine,
“Bu öfke bize ne anlatmaya çalışıyor olabilir?”
diye sorabilmek…
Bazen ergenin davranışının arkasında henüz kelimelere dönüşmemiş bir duygu vardır.
Ve bazen bir gencin en çok ihtiyaç duyduğu şey, davranışının hemen değiştirilmesi değil; duygusunun görülmesi, anlaşılması ve kendisini ifade edebileceği güvenli bir alan bulmasıdır.
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.