Etrafınızda o her zaman sakin, kriz anlarında bile dengesini koruyabilen insanları görüp “Ne şanslı, doğuştan böyle herhalde” diye geçirdiğiniz oldu mu? Çoğumuz iç huzurun genetik bir piyango veya bazı seçilmiş insanlara bahşedilmiş doğal bir yetenek olduğunu sanıyoruz. Oysa işin aslı pek de öyle değil.
İnsan zihni, evrimsel bir miras olarak hayatta kalabilmek için sürekli tehlikeleri, olumsuzlukları ve geçmiş hataları taramaya ayarlıdır. Yani zihninizin o telaşlı ve kaygılı hâli aslında bir hata değil, fabrika ayarıdır. Ancak huzur, tüm bu zihinsel gürültünün ortasında kendimize sessiz bir alan açabilme kapasitesidir ve müjde: Kesinlikle öğrenilebilir bir beceridir!
Huzur denilince aklımıza genellikle hiçbir şeye üzülmemek, hiç kızmamak veya sürekli gülümsemek gelir. Oysa gerçek huzur, duyguları halının altına süpürmek veya onları bastırmak değildir. İçimizdeki olumsuz bir duyguyla savaştıkça onu daha da büyütürüz. Gerçek olgunluk ve huzur, içimizde kopan fırtınayı fark edip, “Evet, şu an bu duyguyu hissediyorum ve bu son derece insani, son derece normal” diyebilme cesaretini göstermektir.
Günlük hayatta huzurumuzu kaçıran şeylere yakından bakarsak, çoğunun başımıza gelen olayların kendisinden değil, o olayların “nasıl olması gerektiğine” dair beklentilerimizden kaynaklandığını görürüz. Omuzlarımıza yüklediğimiz o yüksek beklentiler; kırgınlıkların, öfke patlamalarının ve hayal kırıklıklarının bir numaralı sorumlusudur. Beklentilerimizi yönetebilmek ve esnetebilmek, huzura giden en kestirme yollardan biridir.
İyi haber şu ki, beynimizi eğitmek elimizde. Nefes çalışmaları, farkındalık (mindfulness) pratikleri, meditasyon ve gün içinde kendimize tanıdığımız o küçük “yavaşlama” molaları sihirli birer değnek değildir; ancak beynimizin kaygı merkezi olan amigdalanın ateşini düşüren bilimsel yöntemlerdir. Düzenli pratik yaptıkça, zihnimiz tıpkı sporla güçlenen bir kas gibi içsel dengesini kendi kendine bulmayı öğrenir.
Huzuru, bir gün ulaşacağımız ve hep orada kalacağımız bir zirve gibi düşünmekten vazgeçmeliyiz. O, her gün yaptığımız mikro seçimlerin bir toplamıdır. Akşam izlediğiniz programlar, gün içinde kimlerle sohbet ettiğiniz, hata yaptığınızda kendi kendinize nasıl konuştuğunuz ve insanlara çizdiğiniz sınırlar… İşte iç huzurunuz, gün boyu verdiğiniz bu küçük kararların arka planında sessizce inşa edilir.
Özetle; o çok imrendiğimiz iç huzur gökten zembille inmez veya doğuştan gelmez. Kendi kendimize iyi davranmayı öğrenerek, farkındalıkla ve her gün minik adımlarla pratik yaparak geliştirilen, tamamen bize ait bir ustalıktır.
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.