Panik atak, kişinin bir anda yoğun bir korku ve kaygı yaşadığı, buna çeşitli fiziksel belirtilerin eşlik ettiği bir durumdur.
Kalp çarpıntısı, nefes alamıyor gibi hissetme, göğüste sıkışma, baş dönmesi, titreme, terleme, uyuşma, kontrolü kaybetme ya da ölecekmiş gibi hissetme en sık karşılaşılan belirtiler arasındadır.
İlk kez panik atak yaşayan birçok kişi, yaşadığı belirtilerin ciddi bir sağlık sorununa işaret ettiğini düşünür. Bu nedenle acil servise başvurabilir. Yapılan tıbbi değerlendirmelerde ciddi bir fiziksel neden bulunmadığında ise kişi bu kez “Peki bana ne oluyor?” sorusuyla baş başa kalabilir.
Panik atağı anlamak için yalnızca bedende meydana gelen değişikliklere değil, bu değişikliklerin zihin tarafından nasıl yorumlandığına bakmak gerekir.
Örneğin kalbin hızlı atması tek başına tehlikeli bir durum olmayabilir. Ancak kişi bunu,
“Kalbimde bir sorun var.”
“Kalp krizi geçiriyorum.”
“Birazdan bayılacağım.”
şeklinde yorumladığında kaygı daha da yükselir.
Kaygının yükselmesi ise bedenin alarm sistemini daha fazla harekete geçirir. Böylece kalp daha hızlı atabilir, nefes değişebilir ve baş dönmesi artabilir. Kişi bu yeni belirtileri de tehlike olarak yorumladığında bir kısır döngü oluşur.
Panik döngüsü çoğu zaman şöyle ilerler:
Bedensel duyum → Tehlikeli yorum → Kaygı → Daha yoğun bedensel belirtiler → Daha fazla korku
Yani çoğu zaman kişiyi zorlayan yalnızca bedensel belirti değil, “Bu belirti başıma kötü bir şey geleceği anlamına geliyor” düşüncesidir.
Panik atak yaşayan kişi için zamanla asıl korkutucu olan şey atağın kendisinden çok, yeniden yaşanma ihtimali olabilir.
“Ya dışarıda olursa?”
“Ya yalnızken başlarsa?”
“Ya kimse bana yardım edemezse?”
“Ya kontrolümü kaybedersem?”
Bu düşünceler kişinin hayatını giderek daraltabilir.
Bunun sonucunda kişi yalnız kalmamaya, toplu taşımadan uzak durmaya, kalabalık ortamlara girmemeye veya kendisini güvende hissettiği kişilerin yanında olmaya başlayabilir.
Kaçınmak kısa süreliğine rahatlatır. Fakat uzun vadede beyne şu mesajı verir:
“Demek ki gerçekten tehlikeli bir durumdan kaçtım.”
Böylece korku daha da güçlenebilir.
Panik atak sırasında kişinin en çok korktuğu şeylerden biri kontrolünü kaybetmek, bayılmak veya “delirmek” olabilir.
Oysa panik atağın kendisi, kişinin kontrolünü kaybedeceği anlamına gelmez. Panik atağın belirtileri çok yoğun ve korkutucu olabilir; ancak atak, bedenin alarm sisteminin aşırı çalışmasıyla ilişkilidir ve zaman içinde kendiliğinden yatışır.
Burada önemli olan bir noktayı ayırmaktır: Göğüs ağrısı, nefes darlığı, bayılma gibi yeni veya ciddi fiziksel belirtiler varsa bunların yalnızca panik atak olduğu varsayılmamalı; gerekli tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.
Bilişsel Davranışçı Terapi’de panik atakla çalışırken yalnızca atağı ortadan kaldırmak değil, kişinin atakla ilgili korkusunu ve yanlış yorumlarını değiştirmek hedeflenir.
Terapi sürecinde;
Bedensel belirtilerin nasıl yorumlandığı fark edilir.
Felaketleştirici düşünceler ele alınır.
“Ya olursa?” düşünceleri sorgulanır.
Kaçınma ve güvence arama davranışları üzerinde çalışılır.
Bedensel duyumlara yönelik korkunun azalması hedeflenir.
Gerekli durumlarda kontrollü maruz bırakma çalışmaları uygulanır.
Amaç kişinin bedenindeki her değişikliği kontrol etmeye çalışması değil, bedensel duyumları fark ettiğinde onlardan korkmadan kalabilmeyi öğrenmesidir.
Panik atak yaşamak “güçsüz olmak”, “fazla düşünmek” veya “kendini kontrol edememek” anlamına gelmez.
Bedenin alarm sistemi bazen gerçek bir tehlike olmadan da devreye girebilir.
Önemli olan bu alarmı susturmaya çalışmak kadar, alarmın neden çaldığını anlamayı ve verdiği sinyalleri doğru yorumlamayı öğrenmektir.
Doğru psikoeğitim ve uygun terapi desteğiyle panik atak döngüsü anlaşılabilir, kaçınma davranışları azaltılabilir ve kişinin yaşam alanı yeniden genişletilebilir.
Panik belirtileri;
Tekrarlıyorsa,
“Ya tekrar olursa?” düşüncesi günlük yaşamınızı etkiliyorsa,
Yalnız kalmaktan veya dışarı çıkmaktan kaçınıyorsanız,
Sürekli nabız, nefes veya bedeninizi kontrol ediyorsanız,
İş ve sosyal yaşamınız kısıtlanmaya başladıysa,
Yapılan tıbbi değerlendirmelere rağmen kaygınız devam ediyorsa,
bir ruh sağlığı uzmanından destek almak faydalı olabilir.
Panik atağı anlamak, ondan korkmanın azalmasında önemli bir ilk adımdır. Çünkü bazen korktuğumuz şey, bedenimizin verdiği tepki değil; o tepkiye yüklediğimiz anlamdır.
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.