Kendinizi sık sık duygusal olarak ulaşılmaz, size ilgi vermekte cimri davranan, eleştirel ya da her an gidecekmiş gibi hissettiren partnerlerin yanında buluyor musunuz? İlişki bittiğinde “Bir daha asla benzer birini hayatıma almayacağım.” deyip birkaç ay sonra farklı bir bedende tamamen aynı duygusal dinamiklerle karşılaştığınız oldu mu?
Çoğu insan bu durumu “şanssızlık”, “kötü talih” ya da “kader” olarak nitelendirir. Oysa modern psikoloji ve sinirbilim, partner seçimlerimizin rastgele birer çekimden ibaret olmadığını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Zihnimiz, bilinç düzeyinde huzur ve mutluluk aradığını söylese de bilinçdışı düzeyde ve sinir sistemi boyutunda “güvenli” olandan ziyade “tanıdık” olan acıyı aramaktadır.
İnsan beyni, evrimsel olarak enerjiyi korumak ve hayatta kalma şansını artırmak için öngörülebilir kalıplar (örüntüler) arar. Columbia Üniversitesi Duygu Düzenleme Laboratuvarı ve gelişimsel nörobiyoloji alanındaki öncü araştırmalar (Dr. Kevin Ochsner, Dr. Niall Bolger ve Dr. Allan Schore), erken çocukluk döneminde kurulan bağlanma bağlarının sinir sisteminde değişmez bir “duygusal harita” oluşturduğunu göstermektedir.
Eğer büyüdüğünüz evde sevgi koşulluysa, duygusal ihmal yaşandıysa, onay almak için sürekli mükemmel olmanız veya başkalarını memnun etmeniz gerektiyse, sinir sisteminiz “sevgiyi” bu gerilimle eşleştirir.
Amigdalanın Güvenlik Yanılgısı: Beynimizin tehdit algılama merkezi olan amigdala, daha önce hiç deneyimlemediği koşulsuz sevgiyi, tutarlı sakinliği ve güvenli yakınlığı bir “bilinmezlik” olarak etiketler. Bilinmezlik ise zihin için potansiyel bir tehlikedir.
Sıkıntı Veren Sakinlik: Sağlıklı, tutarlı ve duygusal olarak açık bir partnerle karşılaştığınızda içinizde oluşan “Aramızda hiç kimya yok.” ya da “Çok sıkıcı biri.” hissi, aslında sinir sisteminizin tanıdık kaygı alarmını duymamasından kaynaklanan bir yanılsamadır. Bu süreci terapi ile desteklemek anlık farkındalıkla ilerlemenizi sağlayacaktır.
Tanıdık Fırtına: Buna karşın sizi belirsizlikte bırakan, aralıklı ilgi gösteren (bazen çok seven, bazen uzaklaşan) bir partnerle karşılaştığınızda, limbik sistemdeki dopamin mekanizması aşırı uyarılır. Beyin tanıdık çocukluk yaralanmasını hatırlar ve “Ben bu dinamiği tanıyorum, bu sefer bu sevgiyi kazanabilirim.” diyerek kişiyi mıknatıs gibi o kaosa çeker. Bu, kumar oynamaktan neredeyse farksızdır.
Şema Terapi’nin kurucusu Dr. Jeffrey Young, yetişkinlikte yaşadığımız bu tekrarlayan döngüleri Erken Dönem Uyumsuz Şemalar ve “Şema Kimyası” kavramlarıyla açıklar. Çocuklukta temel duygusal ihtiyaçların (güven, kabul, özerklik, sınır) karşılanmaması sonucunda oluşan bu inanç kalıpları, kendilerini doğrulayacak partnerleri seçmemize yol açar.
Günlük yaşamda en sık görülen şema-partner eşleşmeleri:
Terk Edilme Şeması: İçten içe “Herkes eninde sonunda beni bırakıp gidecek.” inancını taşıyan biri, duygusal olarak bağlanmaktan korkan, kaçıngan veya tutarsız kişilere karşı yoğun bir çekim hisseder. Partner uzaklaştıkça terk edilme kaygısı tetiklenir, kişi daha çok bağlanır ve kehanet kendini gerçekleştirir.
Duygusal Yoksunluk Şeması: “Kimse benim duygusal ihtiyaçlarımı gerçekten anlamayacak ve karşılamayacak.” inancı, bireyi soğuk, mesafeli, empatiden yoksun veya sadece kendi ihtiyaçlarıyla ilgilenen partnerlere yöneltir.
Kusurluluk / Yetersizlik Şeması: Derinlerde “Eğer beni gerçekten tanırlarsa yetersiz bulurlar.” korkusu yaşayan bir birey, eleştirel, kusur bulan ve üstten bakan partnerlerin onayını alabilmek için tükenene kadar çabalar.
Fedakârlık / Boyun Eğicilik Şeması: Kendi ihtiyaçlarını yok sayıp sadece karşı tarafı memnun etmeye odaklanan kişi, sınır tanımayan, narsisistik veya bağımlı partnerlerle ilişki kurarak kendi sınırlarını tamamen feda eder.
Tekrarlayan ilişki kalıpları bir kader değildir. Zihnin ve sinir sisteminin öğrendiği bu otomatik örüntüler, nöroplastisite (beynin yeniden yapılanma kapasitesi) sayesinde yeniden yapılandırılabilir. Ancak bu değişim yalnızca “Bir daha böyle biriyle olmayacağım.” demekle gerçekleşmez; bilişsel ve duygusal düzeyde derin bir onarım gerektirir. Bu onarımda ihtiyaçlar, geçmişte öğrenilmiş bilgiler, duygular detaylı bir şekilde ele alınır.
Şemaların ve Tetikleyicilerin Haritalandırılması: Kişinin çocukluk kökenli çekirdek inançları ve “şema kimyası” yaratan partner profilleri net bir şekilde saptanır.
Nöral ve Duygusal Duyarsızlaştırma: Geçmişte yaşanan duygusal ihmal, reddedilme ve yetersizlik anılarının yarattığı bedensel ve zihinsel yükler (EMDR ve Şema Terapi teknikleriyle) işlenerek nötrlenir.
Güvenli Bağlanmanın ve Sınırların İnşası: Kişinin “sağlıklı yetişkin” modu güçlendirilir. “Tutku” zannedilen kronik kaygı ile “gerçek yakınlık” arasındaki fark öğretilir.
Partner Seçiminde Yeni Kriterler: Sinir sisteminin tanıdık acı yerine sakin, tutarlı ve güvenli bağlanma sunan ilişkileri tolere edebilmesi ve bu ilişkilerden keyif alabilmesi çalışılır.
İlişkilerinizde sürekli aynı çıkmaz sokaklara sapıyorsanız, sorun sevilmeye layık olmamanız değil; pusulanızın tanıdık yaralara göre ayarlanmış olmasıdır. Profesyonel bir psikoterapi süreci, bu pusulayı yeniden güvene ve sağlıklı sevgiye yönlendirmenin en bilimsel ve etkili yoludur.
Klinik Psikolog Dilara GÜREL
Young, J. E., Klosko, J. S., & Weishaar, M. E. (2003). Schema Therapy: A Practitioner’s Guide. Guilford Press. (Bölüm: Schema Chemistry and Partner Selection).
Ochsner, K. N., & Gross, J. J. (2008). The cognitive control of emotion. Trends in Cognitive Sciences, 9(5), 242–249.
Schore, A. N. (2001). Effects of a secure attachment relationship on right brain development, affect regulation, and infant mental health. Infant Mental Health Journal, 22(1–2), 7–66.
Fraley, R. C., & Shaver, P. R. (2000). Adult romantic attachment: Theoretical developments, emerging controversies, and unanswered questions. Review of General Psychology, 4(2), 132–154.
Bolger, N., & Amarel, D. (2007). Effects of social support visibility on adjustment to stress: Experimental evidence. Journal of Personality and Social Psychology, 92(3), 458–475.
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.