Fizyolojik gereksinimin ötesinde, özellikle yüksek lezzetli ve aşırı işlenmiş gıdalara karşı aşerme, kontrolsüzce tüketme, zararlarına rağmen kendine engel olamama ve bu durumun rahatsız edici duygularla tetiklenmesi gibi özelliklere sahip yeme bağımlılığı, değişen yaşam ve yeme alışkanlıklarımız sonucunda artan bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Yeme bağımlılığı, tıbbi yazında ilk kez 1950’lerde yer bulmaya başlasa da son yıllarda artan bir sorun haline gelmiş ve daha fazla araştırmaya konu olmuştur. Yemek yeme, bir tür bağımlılığa dönüşmektedir. Obezite yaygınlığının artışıyla birlikte, obez kişilerde sıklıkla gözlenen aşırı yeme ve tıkınırcasına yeme davranışlarından yola çıkarak yemek yemenin bir tür bağımlılık haline dönüşebileceğine dair sorular gündeme gelmiştir.
Yeme bağımlılığı ile ilişkili yapılan araştırmalarda, bağımlılığın temel ölçütleri olarak bilinen aşerme, zararlarının bilinmesine rağmen kontrolsüz tüketme yani denetimini yitirme ve tolerans gelişim süreçleri birçok klinik ve preklinik çalışmada gösterilmiştir. Özellikle basit karbonhidratlar ve yağlar olmak üzere, bazı besinlerin bağımlılık yapıcı maddelere benzer şekilde insan beyninde etki göstermesi, yeme bağımlılığı kavramını desteklemektedir. Bu bağlamda, hayatta kalmak için muhtaç olduğumuz yemek yemenin bir tür bağımlılığa dönüşürken, işlenmiş yiyecek sanayisinin gelişimiyle birlikte daha lezzetli, daha yüksek karbonhidratlı ve yağlı yiyeceklerin çeşitlerinin artması, kolay ulaşılabilir olması ve bu yiyeceklerin çekici reklamlarla sunulmasının rolü vurgulanmaktadır.
Aşırı işlenmiş gıdaların oluşturduğu ‘aşırı lezzet’ hissi, içerdiği çabuk emilen basit karbonhidratların kan şekerini hızlı yükseltmesi, beyin tarafından ödül merkezlerini az işlenmiş veya işlem görmemiş gıdalara kıyasla daha güçlü uyarması bağımlılık için zemin oluşturmaktadır.
Yemek yemek, yaşamak için zorunlu olmasının ötesinde, lezzetli yiyeceklerin verdiği haz ve keyif nedeniyle bazı kişilerde olumsuz duygularla baş etme yolu olarak da kullanılmaktadır. Fazla kilolu ve tedavi arayışında olan gençler arasında yapılan bir çalışmada, mutsuzluk, kaygı vb. gibi olumsuz duyguların olduğu durumlarda yeme üzerindeki kontrolün kaybedilmesi ve yemek yeme duygu düzenleyici şeklinde ortaya çıkması yanında bu kişilerin depresyon oranlarının daha yüksek olduğu bildirilmiştir.
‘Duygusal yeme’ olarak kavramsallaştırılan bu durum, genellikle stres, korku, üzüntü, endişe, yalnızlık, can sıkıntısı, yetersizlik vb. duyguların hissedilmesinin sonucu kişinin fiziksel olarak aç olmamasına rağmen engel olamadığı yeme arzusu ve davranışı olarak tanımlanmaktadır. Bu zararlı başa çıkma yolu, olumsuz ruhsal sonuçlarının yanı sıra kilo sorunlarına, kalp ve damar hastalıklarına, şeker hastalığına, yüksek kolesterole gibi bir dizi sağlık sorununa da yol açma riski taşımaktadır.
Obeziteyle yeme bağımlılığı arasında nedenselliğin yönünü belirlemek güç olsa da aradaki kuvvetli ilişki birçok çalışmayla gösterilmiştir. Yeme bağımlılığının tedavisi de mevcut haliyle obezite veya aşırı yemeyle giden başka bir durumun (özellikle tıkınırcasına yeme bozukluğu) tedavisinden çok ayrışmış durumda değildir. Yeme bağımlılığı için ruhsatlandırılmış bir ilaç tedavisi olmamakla birlikte, bazı yeme bozuklukları ve obezitede kilo vermeyi amaçlayan bazı ilaçların yeme bağımlılığıyla ilişkilendirilen nörobiyolojik devreleri kapsadığı vurgulanmalıdır.
Ayrıca yeme bağımlılığı bulunanlarda depresyon, anksiyete bozukluğu gibi artmış psikiyatrik eş tanıların varlığı da tedavide ilaç kullanımını gündeme getirebilmektedir. Bunun yanında, bağımlılık benzeri yiyecek tüketimine yönelik bazı psikososyal ve bilişsel müdahaleler, nöromodülasyon tedavileri ve bilişsel davranışçı terapi gibi psikoterapi yaklaşımları mevcuttur. Kişiye özgü, bütüncül tedavi yaklaşımları, yeme bağımlılığı tedavisinde daha iyi sonuçlar verebilmektedir.
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.