Röportaj

Burcu Yücetürk, Psikiyatri İzmir

Uzm. Dr. Burcu Yücetürk

Psikiyatri, Psikoloji, Aile Terapisi


Burcu Hanım, yaptığınız iş ile ilgili en sevdiğiniz 3 şey nedir?

İnsanlar kendilerini keşfederken, onların bu deneyimlerine eşlik edebilmek, insanların ruhsal sıkıntıları yüzünden iş, okul, ilişki gibi yaşam alanlarında meydana gelen sorunları çözmelerine destek olmaya çalışarak onlara yardımcı olabilmek ve hastalarımla birlikte çalışırken kendim hakkında da yeni birşeyler keşfetmek olduğunu söyleyebilirim.

İnternet ve teknoloji işinizi ne şekilde kolaylaştırdı?

İnternet ve teknoloji, bugün için birçok profesyonelin vazgeçilmezi durumunda. Benim için de durum aynı. Hem istenilen bilimsel bilgiye ulaşabilme olanağı, hem de hastalar için ulaşılır olabilmek en önemli faydaları arasında sayılabilir.

Bu uzmanlık alanını tercih etme sebebiniz nedir?

İnsanların, herşeye sahipken bile, yaşadığı ruhsal sorunlar nedeniyle yaşamlarının nasıl altüst olduğunu gördüm ve bu konularda çözüm olabilecek kaynakları okuduğumda sıkılmadığımı fark ettim. Daha fazla bilgi için motive olduğumu keşfettiğim gün, psikiyatrist olmaya karar verdim. Daha sonraki deneyimlerim de ne kadar doğru bir karar verdiğimi hissetmemi sağladı.

Görev yaptığınız süre içerisinde sizi keyiflendiren veya aklınızda kalan bir vaka veya olayı bizimle paylaşmak ister misiniz?

Bir çift ile aile terapisine başlamıştım. Aralarında “çatışma ve uyumsuzluk” diye adlandırdıkları bir durumdan bahsediyorlardı. Bu konular üzerine konuşurken çiftleri ayrı ayrı birer seansa almam gerekti. Kadın hastamla ilişkisindeki uyumsuzluk üzerine konuşurken, bana “eşimin kafa yapısını sevmiyorum” dedi. Bunun üzerine “kafa yapısı” derken neyi kastettiğini sorduğumda “kafası çok yamuk. Annesi küçükken hep aynı tarafa mı yatırmış acaba? Ben sevmiyorum kafasını” dediğinde gülümsemekten kendimi alamadığımı hatırlıyorum.

Mutlaka zor bir meslektir, o yüzden şöyle soralım: Mesleğinizin kendine özgü zorlukları nelerdir?

Öncelikle “psikolog” ve “psikiyatrist” ayırımının hala bilinmiyor oluşu bir sorun ne yazık ki. Psikologları terapi yapan, psikiyatristleri ise sadece ilaç yazan profesyoneller olarak tanımlayanlar var. Oysa bir psikiyatrist eğitimini almışsa, terapi yapabilen ve gerektiğinde ilaç da yazabilen bir doktordur. Halkımız arasındaki “psikiyatristler dinlemiyor, hemen ilaç yazıyorlar” etiketi de psikiyatristlerin terapist kimliğinin üzerini örtüyor. Bir diğer önemli zorluk da ne yazık ki ruhsal hastalıklara ve ruh sağlığı çalışanlarına başvuranlara yapılan etiketlemedir. Hastalıklardan “delilik, zayıflık” diye bahsetmek, yardım almak için başvuranları “zayıf, deli, özgüveni az” şeklinde nitelendirmek oldukça yaygın olarak karşımıza çıkıyor. Öyle ki sadece “depresif bozukluk” geçirmeniz bile boşanma sürecinde eşiniz tarafından “akıl sağlığı bozuk” ithamı ile karşılaşmanıza neden olabiliyor. Tabii ki bu asılsız iddialara gerekli yanıtlar psikiyatristler tarafından veriliyor. Başka bir zorluk da bazı hastaların tüm cevapların bizde olduğunu düşünmesi diyebilirim. Hastalar psikiyatristlerden kendi adlarına kararlar almalarını, seçim yapmalarını bekleyebiliyor. Oysa terapiler, daha çok hastanın çalıştığı, terapistin ise hastanın bu keşif ve çalışma döneminde destek olduğu, konuşarak yapılan tedavi yöntemleridir. Ve kimsenin hayatı, bir uzman bile olsa, başkası tarafından alınmış kararlar ile sürdürülmemelidir.

Sizce hekim olmak için bir insanın hangi vasıflara sahip olması gerekir?

Bence bir psikiyatrist olmak için başkalarını dinleyebilmek, empati yapabilmek, sabırlı olmak, gerektiğinde sınır koyabilmek, her şeyi çözebileceği gibi gerçek dışı bir inanışa sahip olmamak, kendi çatışmalarını da çözmek için danışma alabilmek gibi özellikler gerekir.

Son olarak danışanlara yönelik tavsiyeleriniz varsa paylaşır mısınız?

En önemlisi herkese ne yaşamış olurlarsa olsunlar çok değerli olduklarını hatırlatmak isterim. Çoğu zaman hepimiz içimizde var olan gücümüzle, bir çok sorunun üstesinden geliriz. Birçok olayla baş ederiz. Yani hepimiz, olayları çözme, idare etme, erteleme gücüne sahibiz. Bazen baş etme gücümüz aşılır ve her zamanki çözüm yolları işe yaramaz. Öyle bir durumda kendileri için yardım aramaktan korkmamalarını tavsiye ederim.