Teknolojinin hızla gelişmesi ve internetin yaygınlaşmasıyla sosyal medya platformları, bireylerin günlük hayatında önemli bir yer edinmiştir. Başlangıçta bilgi paylaşımı ve sosyal etkileşimi artırma amacı güden sosyal medya, zamanla kullanıcıların yaşamlarında daha geniş bir yer kaplayarak günlük aktivitelerinin merkezine yerleşmiştir (Kuss ve Griffiths, 2017). Her yaş grubunda yaygınlaşan sosyal medya kullanımı, sadece gençler değil, yetişkinlerde de bağımlılık seviyesine varabilen bir kullanım alışkanlığına dönüşmüştür (Andreassen ve ark., 2016). Sosyal medya bağımlılığı, kişinin günlük yaşam aktivitelerini, sosyal ilişkilerini ve hatta mental sağlığını olumsuz etkileyebilen bir durum olarak literatürde ele alınmaktadır (Blackwell ve ark., 2017).
Sosyal medya bağımlılığı, yalnızca bireylerin bireysel düzeyde yaşamlarını etkilemekle kalmayıp aile içi ilişkiler ve iletişim dinamikleri üzerinde de kayda değer etkiler yaratmaktadır. Aile, bireylerin sosyal desteği ve duygusal dayanıklılığı açısından temel bir rol oynayan sosyal bir birimdir (Yüksel-sahin ve Öztoprak, 2019). Sağlıklı aile ilişkileri, bireylerin ruhsal sağlık ve genel yaşam memnuniyetine büyük katkı sağlamaktadır (Braithwaite ve ark., 2021). Ancak sosyal medyaya aşırı derecede bağımlı hale gelen yetişkinlerin, özellikle de ebeveynlerin, çocuklarıyla olan ilişkilerinde duygusal uzaklaşma yaşama riski artmakta; bu da aile içi etkileşim ve bağlılık düzeylerini olumsuz etkilemektedir (Morris, 2019). Araştırmalar, sosyal medyanın aşırı kullanımının aile içi çatışmalara yol açabileceğini ve aile bireyleri arasında duygusal bağların zayıflamasına neden olabileceğini ortaya koymaktadır (Bütüner, Bütüner ve Bütüner, 2022).
Sosyal medya bağımlılığının yetişkinler üzerindeki etkileri yalnızca aile bağlarını değil, aile bireylerinin birbirlerine yönelik tutumlarını ve algılarını da değiştirmektedir (Demirel ve ark., 2023). Özellikle ebeveynlerin sosyal medyada geçirdikleri uzun süreler, çocuklarıyla geçirdikleri nitelikli zamanın azalmasına yol açmakta ve çocuklarda güven kaybı gibi psikolojik etkiler yaratabilmektedir (Şengönül ve Aydın, 2023). Öte yandan, yapılan çalışmalar, yetişkinlerin sosyal medya bağımlılığı düzeyinin artmasıyla birlikte aile içinde çatışmaların arttığını ve aile içi uyumun azaldığını göstermektedir (Kaytanoğlu, 2021). Sosyal medya bağımlılığı nedeniyle ebeveynlerin çocuklarına daha az ilgi göstermesi, çocukların sosyal ve duygusal gelişiminde olumsuz sonuçlara neden olabilir. Bu durumda, sosyal medya bağımlılığının aile dinamikleri üzerindeki etkilerinin incelenmesi oldukça önemlidir.
Bu çalışmada, yetişkinlerdeki sosyal medya bağımlılığının aile tutumları üzerindeki etkisi kapsamlı bir şekilde ele alınacak ve sosyal medya bağımlılığının aile bağları, iletişim kalitesi, duygusal destek mekanizmaları üzerindeki etkilerini inceleyen mevcut literatürün bulgularına yer verilecektir. Çalışma, sosyal medya bağımlılığının aile bireyleri arasındaki etkileşim ve tutumları nasıl etkilediğini analiz ederek, aile içi ilişkilerin korunması ve sağlıklı iletişim süreçlerinin sürdürülebilirliği adına öneriler sunmayı hedeflemektedir. Sosyal medya bağımlılığının birey ve aile üzerindeki uzun vadeli etkilerinin daha iyi anlaşılabilmesi için yapılacak bu inceleme, hem psikolojik destek programlarının geliştirilmesinde hem de sosyal medya kullanımını düzenlemeye yönelik politikaların şekillendirilmesinde literatüre önemli katkılar sağlamayı amaçlamaktadır.
Bu araştırma, yetişkinlerdeki sosyal medya bağımlılığının aile tutumları üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Sosyal medya, modern iletişimde vazgeçilmez bir araç haline gelmiş olsa da, aşırı kullanımı bağımlılık yapıcı özellikler göstererek bireylerin günlük işlevselliğini ve aile ilişkilerini olumsuz etkileyebilmektedir (Arslan ve ark., 2022). Sosyal medya bağımlılığı özellikle genç yetişkinlerde, kişisel sınırların kaybolmasına, yüz yüze iletişim becerilerinin azalmasına ve aile içindeki ilişkilere olumsuz etki eden bir dizi sorunla ilişkilendirilmektedir (Arslankoç, Doruk ve Koçak, 2023).
Aile tutumları, bireyin sosyal medya kullanım alışkanlıklarını doğrudan etkileyebilmekte; destekleyici, sınırlayıcı veya ilgisiz aile tutumları, bireylerin sosyal medya ile olan ilişkilerini şekillendirebilmektedir. Araştırmalar, otoriter ve ilgisiz aile yapılarında yetişen bireylerde sosyal medya bağımlılığı riskinin arttığını göstermektedir (Söner ve Yılmaz, 2018). Öte yandan, sıcak ve destekleyici bir aile ortamının sosyal medya kullanımını daha dengeli kılabileceği düşünülmektedir. Bu bağlamda, araştırmanın amacı, sosyal medya bağımlılığının aile tutumları üzerindeki etkisini inceleyerek, bu bağımlılığı etkileyen faktörleri daha iyi anlamaktır.
Bu araştırmanın önemi, yetişkinlerde giderek artan sosyal medya bağımlılığının aile ilişkileri üzerindeki etkisini anlamaya katkı sağlamasında yatmaktadır. Sosyal medya bağımlılığı, bireylerin psikososyal sağlıklarını olumsuz yönde etkileyerek yalnızlık, depresyon ve anksiyete gibi duygusal sorunlara neden olabilir (Andreassen ve diğerleri, 2016). Aile, bireylerin sosyal destek kaynaklarından biridir; ancak sosyal medya bağımlılığı, aile içi ilişkilerde yabancılaşma, iletişim kopukluğu ve empati yetersizliği gibi sorunları tetikleyebilir (Kuss ve Griffiths, 2011).
Bu çalışmanın ortaya koyacağı bulgular, aile tutumlarının sosyal medya bağımlılığının gelişimindeki rolünü aydınlatarak, sosyal medya kullanımının sınırlandırılması ve daha sağlıklı aile ilişkilerinin korunması için rehber niteliğinde olabilir. Ayrıca, sosyo-demografik değişkenlere göre sosyal medya bağımlılığının farklılık gösterip göstermediğini incelemek, risk gruplarını tanımlamak ve bu gruplara yönelik etkili önlemler geliştirmek adına önemlidir. Bu sayede, hem bireylerin dijital platformlarla olan ilişkisini dengelemek hem de aile dinamiklerini destekleyici stratejiler geliştirmek mümkün olabilir.
Yetişkinlerdeki sosyal medya bağımlılığı ve aile tutumlarına olan etkisi doğrultusunda oluşturulan hipotezler aşağıda yer almaktadır.
H0: Yetişkinlerin sosyal medya bağımlılık düzeyleri ile algıladıkları aile bütünlüğü arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki yoktur.
H1: Yetişkinlerin sosyal medya bağımlılık düzeyleri ile algıladıkları aile bütünlüğü arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardır.
H2: Yetişkinlerde sosyal medya bağımlılığı arttıkça, aile içi iletişim düzeyi azalır.
H3: Sosyal medya bağımlılığı düzeyi, bireyin sosyo-demografik özelliklerine (cinsiyet, yaş, eğitim seviyesi) göre anlamlı farklılık gösterir.
Bağımlılık, bir maddenin amaçları dışında aşırı kullanımı sonucu tolerans geliştirilmesi ve yoksunluk belirtilerinin yaşam kalitesini olumsuz etkilemesiyle tanımlanır. Bu süreç, beynin ödül sistemini etkileyerek keyif ve haz duygularını tetikler ve davranışların devamlılığını pekiştirir. Kişi, olumsuz sonuçlara rağmen takıntılı bir şekilde aynı davranışı sürdürme eğilimi gösterir (Ektiricioğlu, Arslantaş ve Yüksel, 2020). DSM-5’e göre bağımlılık tanısı koymak için, maddeye tolerans geliştirme, yoksunluk belirtileri ve bırakma girişiminde başarısız olma gibi belirtilerden en az üçünün belirgin olması yeterlidir (Duygulu ve Hepkon, 2021).
Bağımlılık sadece madde kullanımını değil, aynı zamanda davranışsal bağımlılıkları da kapsar. Alkol ve madde bağımlılığı gibi fiziksel bağımlılıkların yanı sıra, internet, kumar, alışveriş ve oyun bağımlılığı gibi davranışsal bağımlılıklar da bağımlılığın türleri arasında yer alır (Daysal ve Yılmazel, 2020). Fiziksel bağımlılıklar doğrudan vücuda alınan maddelerle ilişkilidir; oysa davranışsal bağımlılıklar vücuda herhangi bir madde alınmadan gelişir ve teknolojinin sunduğu dizi, film izleme veya bilgisayar oyunları gibi görsel-işitsel unsurlarla da ilişkilendirilebilir (Balcıoğlu, 2021). Teknolojiye bağlı bu bağımlılıklar, bireyin günlük yaşamını ve aile ilişkilerini olumsuz etkileyebilir, çünkü görsel ve işitsel uyarıcılar bağımlılık yapıcı özellikleriyle bireyin çevresiyle olan etkileşimini zayıflatabilir (Uzunoğlu, 2021).
Sosyal medya bağımlılığı, bireylerin sosyal medya platformlarını kontrolsüz ve aşırı kullanımı sonucu ortaya çıkan psikolojik ve sosyal problemlere işaret eder. Bu bağımlılık, bireylerin günlük işlevselliklerini, sosyal ilişkilerini ve duygusal sağlıklarını olumsuz etkileyebilir. Sosyal medya bağımlılığı, özellikle dopamin salınımı ile ilişkili olduğu için bağımlılık yapıcı bir etki yaratır ve bu da bireylerin çevrim içi etkileşimlerini sürekli hale getirir (Güney ve Taştepe, 2020). Bağımlılığın değerlendirilmesi için çeşitli ölçekler geliştirilmiştir ve bu araştırmada da katılımcıların bağımlılık düzeyleri bu ölçeklerle ölçülmektedir (Uslu, 2021).
Aile tutumları, bir ailenin çocuklarına karşı sergilediği yaklaşımları ve aile içi ilişkilerin genel yapısını ifade eder. Bu başlık altında aile tutumları genellikle şu şekilde sınıflandırılır (Kovan ve Ormancı, 2021).
Otoriter Tutum: Disiplin ve kurallara sıkı bağlılıkla öne çıkar ve çocukların özgüvenini olumsuz etkileyebilir.
Demokratik Tutum: Çocuğun bireysel gelişimine destek veren ve onun duygu ve düşüncelerine değer veren bir yaklaşımı ifade eder.
İlgisiz Tutum: Çocuğun ihtiyaçlarına kayıtsız kalınan ve duygusal desteğin zayıf olduğu tutumları kapsar. Araştırmalar, otoriter ve ilgisiz tutumların sosyal medya bağımlılığıyla pozitif ilişkili olduğunu, demokratik tutumun ise bu bağımlılığı önlemede koruyucu bir rol oynadığını göstermektedir (Kıran, Küçükbostancı ve Emre, 2020).
Sosyal medya, bireylerin kendilerini ifade etme, bilgi paylaşma ve sosyalleşme ihtiyaçlarını karşılamalarına olanak tanırken, aynı zamanda bağımlılık geliştirmelerine de yol açabilir. Bu bağımlılığın yetişkinlerde aile içi ilişkiler üzerindeki etkisi önemli bir inceleme alanıdır (Erol, 2022). Sosyal medya bağımlılığı, bireylerin aileleri ile olan yüz yüze iletişimini azaltabilir ve aile içi etkileşimin niteliğini olumsuz etkileyebilir. Bu noktada, sosyal medya bağımlılığının bireylerin ailelerine karşı ilgisiz kalmalarına veya aile bireyleriyle daha az zaman geçirmelerine neden olabileceği öne sürülmektedir (Yıldırım, 2021).
Sosyal medya bağımlılığı, bireylerin yaş, cinsiyet, eğitim durumu ve sosyo-ekonomik düzey gibi çeşitli demografik faktörlere göre farklılık gösterebilir (Demir, 2021). Örneğin, genç yetişkinlerin sosyal medya bağımlılığı düzeylerinin daha yüksek olduğu ve kadınların sosyal medya bağımlılığına daha yatkın olabileceği öne sürülmektedir. Bu araştırmada, sosyo-demografik değişkenler de göz önünde bulundurularak sosyal medya bağımlılığının farklı gruplarda nasıl değişim gösterdiği incelenmektedir (Doyaroğlu ve Noyan, 2023).
Algılanan aile tutumları, otoriter aile tutumu, demokratik aile tutumu, koruyucu aile tutumu ve negatif aile tutumu düzenleme güçlüğü değişkenlerinin sosyal medya bağımlılığı olgusunun üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlayan bu çalışma, ilişkisel tarama modeline dayalı analitik nicel bir araştırma çalışmasıdır. İlişkisel tarama modeli, bu çalışmanın amacına uygun olarak iki ya da ikiden çok değişken arasındaki değişimin varlığını sorgulayan, eğer var ise derecesinin ne olduğunu açıklamayı amaçlayan model olarak tanımlanmaktadır (Demir, Peler ve Yıldız, 2021). Çalışmanın amacı çerçevesinde geliştirilmiş olan araştırma modeli Şekil 1’de sunulmuştur.
Sosyal medya bağımlılığı, ölçüm araçları ile doğru ve güvenilir bir şekilde değerlendirilebilir.
Aile tutumları, bireylerin sosyal medya bağımlılığına yönelik davranışlarını etkileyebilir.
Sosyal medya bağımlılığı, aile tutumlarından bağımsız olarak bireylerin sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarından etkilenir.
Demografik faktörler, sosyal medya bağımlılığına farklı düzeylerde etki edebilir.
Araştırmada kullanılan ölçekler, Türk toplumuna uygun olarak kültürel uyarlamalardan geçirilmiştir.
Bu çalışmanın örneklemi Türkiye’de yaşayan 18-35 yaşlarındaki 50 yetişkin birey ile yapılacaktır. Veriler seçkisiz ardışık örnekleme yöntemi ile toplanacaktır. Katılımcılara yüz yüze veya internet ortamında onam formu ve ölçekler uygulanacaktır.
Katılımcılara Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği ve Aile Bütünlük (Tutarlık) Duygusu Ölçeği (ABDÖ-K) ile toplanacaktır.
Araştırmacı tarafından literatür taranarak (Yıldırım, 2021; Doyaroğlu ve Noyan, 2023; Kıran, Küçükbostancı ve Emre, 2020; Kovan ve Ormancı, 2021) oluşturulan Kişisel Bilgi Formu’nda bireylerin kişisel bilgileri araştırılmıştır. Formda yaşları, cinsiyetleri, eğitim durumları, psikiyatrik bir rahatsızlığa sahip olup olmadıkları ve günlük sosyal medyada geçirdikleri zaman gibi sorular bulunmaktadır.
Şahin ve Yağcı (2017) tarafından 18-60 yaş bireylerde sosyal medya bağımlılığını ölçmek için geliştirilmiştir. 78 maddeden geçerlilik ve güvenirlik durumlarına göre 46 maddeye düşürülmüştür. Ölçeğin gelişmesinde ilk olarak alan taraması yapılmıştır. Alan yazındaki bilgiler ve uzmanlarının görüşleri doğrultusunda SMBÖ-YF’na ilişkin 78 maddeden oluşan taslak oluşturulmuştur. Daha sonra dil hataları ve çeşitli analizler sonucu madde sayısı 46 olmuştur. Ölçek formu 41’i olumlu ve 5’i olumsuz maddelerden oluşur. Olumsuz ifadelerde tersi kodlama puanlanmıştır. Ölçeğin, 2 alt boyut ve 20 betimlemeden oluşan bir yapı oluşturulmuştur. Son hali olarak 20 maddeden oluşmaktır. 5’li dereceleme ölçeğine uygun olarak aralık katsayıları hesaplanmıştır. Sanal tolerans ve sanal iletişim olarak iki alt dalı vardır. Sanal toleransı 1 ve 11. maddeler yansıtır. Sanal iletişimi ise 12 ve 22. maddeler yansıtır. 5’li Likert (1=Hiçbir Zaman, 2=Nadiren, 3=Bazen, 4=Sık Sık, 5=Her Zaman) ile derecelendirilmektedir. Ölçeğin iç tutarlık katsayısı 94’dür. Ölçekte en yüksek puan 100, en az puan ise 20’dir. Puan yükseldikçe bağımlılık artar.
Bireyin ailesine karşı bütünlük duygusunu ölçer. Ölçeğin orijinal hali Antonovsky ve Sourani (1988) tarafından 26 madde olarak oluşturulmuştur. 12 maddelik kısa formunu Sagy (1998) hazırlamıştır. Ölçek geliştirilmiş kısa formdur. 12 maddeden oluşmaktadır. Ölçek 1 ve 7 Likert tipinde değerlendirme oluşturur. Bireyin ailesine karşı bütünlük duygusunu ölçer. Madde puan korelasyonu 45 ile 65 arasında değişmektedir. Cronbach alfa katsayısı 80’dir. Ölçekten alınan yüksek puan, bireyin aile bütünlük duygusunun yüksek olduğunu gösterir.
Çalışmaya katılan bireylerin %11.0’i (n=9) 18-20 yaş arasında, %45.1’i (n=37) 21-25 yaş arasında, %7.3’ü (n=6) 26-30 yaş arasında ve %36.6’sı ise (n=30) 31-35 yaş arasındadır. Katılımcıların %79.3’ü (n=65) kadın, %20.7’si ise (n=17) erkektir. Katılımcıların %36.6’sı (n=30) evli, %63.4’ü ise (n=52) bekârdır. Katılımcıların %1.2’si (n=1) ilkokul mezunu, %3.7’si (n=3) ortaokul mezunu, %52.4’ü (n=43) lise mezunu, %31.7’si (n=26) üniversite mezunu ve %11.0’i (n=9) ise yüksek lisans mezunudur. %7.3’ünün (n=6) psikiyatrik rahatsızlığı varken, %92.7’sinin (n=92.7) ise yoktur. Psikiyatrik rahatsızlığı olanların %33.3’ünün (n=2) duygu durum bozukluğu, %16.7’sinin (n=1) depresyon, %16.7’sinin (n=1) anksiyete bozukluğu ve %33.3’ünün ise (n=2) OKB bozukluğu vardır. Katılımcıların %30.5’i (n=25) sosyal medyada 2 saat ve altı süre geçirdiği, %58.5’i (n=48) ise 3-6 saat arası süre geçirdiği, %9.8’i (n=8) 7-10 saat arası süre geçirdiği ve %1.2’si (n=1) ise 11 saat ve üzeri bir süre geçirdiği bulunmuştur. %4.9’u (n=4) aileleriyle vakit geçirmekten hoşlanmazken, %24.4’ü (n=20) biraz hoşlanırken, %70.7’si ise (n=58) hoşlanmaktadır. Sosyal medyayı %42.7’si (n=35) araştırma yapmak için, %23.2’si (n=19) boş vakit geçirmek için, %11.0’i (n=9) paylaşım yapmak için, %14.6’sı (n=12) iletişim kurmak, %2.4’ü (n=2) dizi film izlemek, %3.7’si (n=3) haber veya oyun oynamak ve %2.4’ü (n=2) ise iş amaçlı kullanmakta olduğu bulunmuştur.
Tablo 2. Sosyal Medya Bağımlılık Ölçeği-Yetişkin Formu ve Aile Bütünlük (Tutarlık) Duygusu Ölçeğinin Normallik Dağılımı
Ortalama ss Min. Max. Basıklık Çarpıklık
Sosyal Medya Bağımlılık Ölçeği (Yetişkin Formu) 46.40 13.79 24.0 94.0 .936 .879
Aile Bütünlük (Tutarlık) Duygusu Ölçeği 45.20 10.34 12.0 78.0 -.374 2.87
Söz konusu çalışmada kullanılan sosyal medya bağımlılık ölçeğinden (yetişkin formu) elde edilen puan ortalaması 46.40 (ss=13.79) olduğu. Katılımcıların puan aralıklarının 24-94 arasında dağılmaktadır. Basıklık katsayısı 0.936 ve çarpıklık katsayısı ise 0.879 olarak hesaplanmıştır. Aile bütünlük (tutarlık) duygusu ölçeğinden elde edilen puan ortalaması 45.20 (ss=10.34) olduğu. Katılımcıların puan aralıklarının 12-78 arasında dağılmaktadır. Basıklık katsayısı -.374 ve çarpıklık katsayısı ise 2.87 olarak hesaplanmıştır. Bu sonuçlardan hareketle sosyal medya bağımlılık ve aile bütünlük (tutarlık) duygusu için elde edilen verilerin normal dağılım gösterdiği (Gürbüz ve Şahin 2018) kabul edilmiştir.
Tablo 3. Değişkenler Arası İlişkiler
Sosyal Medya Bağımlılık Ölçeği (Yetişkin Formu) Aile Bütünlük (Tutarlık) Duygusu Ölçeği
Sosyal Medya Bağımlılık Ölçeği (Yetişkin Formu) 1
Aile Bütünlük (Tutarlık) Duygusu Ölçeği -.084 1
Bireylerin sosyal medya bağımlılık ölçeği (yetişkin formu) ile aile bütünlük (tutarlık) duygusu ölçeği puanları arasında anlamlı ilişki olup olmadığının testi için Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Yapılan analiz sonucunda sosyal medya bağımlılık ölçeği (yetişkin formu) ile aile bütünlük (tutarlık) duygusu ölçeği puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır (r=-.084, p=0.452).
Tablo 4. Değişkenler Arası Farklar
Ortalama Ss t p
Yaş Grupları -.381 .705
18-20 Yaş Arası 46.55 12.52
21-25 Yaş Arası 48.59 14.80
Cinsiyet 1.28 .202
Kadın 47.40 14.52
Erkek 42.58 10.00
Eğitim Durumu F p
İlkokul Mezunu 58.00 0.00 1.73 .150
Ortaokul Mezunu 30.66 8.96
Lise Mezunu 45.13 12.33
Üniversite Mezunu 49.96 16.32
Yüksek Lisans ve Üzeri 46.11 10.75
Bağımsız örneklem t testi, yaş grubundaki katılımcıların sosyal medya bağımlılığına karşı tutum farklarını ortaya koymak için kullanılmıştır. Yapılan analiz sonucunda, yaş grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır (t=-.381, p=0.705). Bağımsız örneklem t testi, cinsiyet grubundaki katılımcıların sosyal medya bağımlılığına karşı tutum farklarını ortaya koymak için kullanılmıştır. Yapılan analiz sonucunda, cinsiyet grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır (t=1.28, p=0.202). Tek yönlü varyans analizi testi, eğitim grubundaki katılımcıların sosyal medya bağımlılığına karşı tutum farklarını ortaya koymak için kullanılmıştır. Yapılan analiz sonucunda, yaş grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır (F=1.73, p=0.150).
Bu çalışmada, yetişkinlerde sosyal medya bağımlılığı ve aile tutumlarının etkisi incelenmiştir. Katılımcıların demografik özelliklerine bakıldığında, çoğunluğunun genç yetişkin yaş grubunda yer aldığı ve büyük kısmının kadın olduğu görülmüştür. Çalışmaya katılanların büyük bir kısmı üniversite ve lise mezunu olup, küçük bir kısmı ise psikiyatrik rahatsızlık yaşamaktadır. Bu demografik faktörler, sosyal medya kullanım sürelerini ve aile ile vakit geçirme tutumlarını etkileyebilecek potansiyel etmenlerdir.
Sosyal medya kullanım süresi göz önüne alındığında, katılımcıların önemli bir kısmı (yaklaşık üçte ikisi) günde üç ila altı saat arasında sosyal medya kullanmaktadır. Bu bulgu, literatürde sosyal medya kullanımının giderek arttığı ve yetişkinlerin büyük bir kısmının günlük aktiviteleri arasında önemli bir yer tuttuğunu desteklemektedir. Erişen (2023), sosyal medya kullanım süresinin arttıkça bireylerin sosyal bağlantılarının da yoğunlaştığını ancak bunun bazen bağımlılığa dönüşebileceğini ifade etmiştir. Bu çalışma da, sosyal medya kullanımının yüksek olduğu bireylerde, aileleriyle vakit geçirme oranlarının düşük olduğu bir eğilim göstermektedir. Aile ile vakit geçirmekten hoşlanmayanların sayısının küçük bir oranı oluşturmasına rağmen, sosyal medya kullanım süresi arttıkça bu oranın da artabileceği öngörülebilir. Sosyal medya kullanım amaçları açısından ise katılımcıların büyük bir kısmı sosyal medyayı araştırma yapmak için kullanmaktadır. Bu bulgu, sosyal medyanın bilgi edinme ve eğitim aracı olarak kullanılmasını destekler niteliktedir. Bununla birlikte, sosyal medyanın boş vakit geçirmek ve iletişim kurmak gibi daha sosyal yönlerinin de baskın olduğu görülmüştür. Bu durum, sosyal medyanın modern yaşamda hem kişisel hem de profesyonel ihtiyaçları karşılamak için vazgeçilmez bir araç haline geldiğini gösterir. Sosyal medya bağımlılığına dair yapılan araştırmalar (Jabeen, Sarvat ve Hashmi, 2021) ise, aşırı kullanımın kişilerin psikolojik sağlıklarını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekmektedir. Çalışmamızda, sosyal medyayı sadece boş vakit geçirmek için kullanan bireylerin sayısının az olması, bu gruptaki bireylerin genellikle sosyal medya ile daha işlevsel ve anlamlı bağlar kurduğunu göstermektedir. Aile tutumları ile ilgili olarak, katılımcıların büyük bir kısmı aileleriyle vakit geçirmekten hoşlanmaktadır. Bu durum, sosyal medya kullanımının aile ilişkileri üzerinde olumsuz bir etkisi olmadığı yönünde bir ipucu verebilir. Ancak sosyal medyanın aşırı kullanımının aile içi ilişkiler üzerinde zamanla olumsuz etkiler yaratabileceği ve bunun, bireylerin sosyal bağlarını zayıflatabileceği literatürde sıklıkla vurgulanmaktadır (Sotero ve diğerleri, 2019). Sosyal medya bağımlılığı ile aile içi etkileşimler arasındaki ilişkiyi daha derinlemesine inceleyen çalışmalar, aile üyeleriyle geçirilen zamanın azalmasıyla birlikte bağımlılığın arttığını ve bunun da psikolojik sağlık sorunlarına yol açabileceğini göstermektedir. Sonuç olarak, sosyal medya kullanım amacının aile ilişkilerinin dinamiklerine etkisi üzerine daha fazla araştırma yapılması gerektiği bir diğer bulgudur. Özellikle sosyal medyanın aile içindeki iletişimi artırma ya da azaltma işlevi üzerinde odaklanan çalışmalar, bu alandaki boşlukları dolduracak ve daha kapsamlı bir değerlendirme sağlayacaktır.
Bu çalışmada elde edilen bulgular, sosyal medya bağımlılığı ve aile tutumları arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Katılımcıların sosyal medya bağımlılığına yönelik puan ortalaması, sosyal medya kullanımının yaygınlığını ve bunun bireyler üzerindeki etkilerini gözler önüne seriyor. Ortalama puanın orta seviyelerde olması, katılımcıların sosyal medya kullanımının belirgin bir bağımlılığa dönüşmediğini gösterse de, yine de belirli bir oranın bağımlılık eğiliminde olduğunu ifade etmektedir. Bu bulgu, sosyal medya bağımlılığı üzerine yapılan önceki çalışmaları (Akgül, 2022) desteklemektedir. Bu araştırmalar, sosyal medya kullanımının aşırıya kaçmasının, bireylerin kişisel ve sosyal ilişkileri üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini belirtmiştir. Sosyal medya bağımlılık ölçeğiyle elde edilen verilerin normal dağılım gösterdiği görülmüştür. Bu da, sosyal medya bağımlılığının geniş bir popülasyonda farklı düzeylerde görüldüğünü ve bireyler arasında farklılıklar olduğunu düşündürmektedir. Bu durum, sosyal medya bağımlılığının bireyden bireye farklı şekillerde gelişebileceğini ve sosyal medya kullanımının kişisel özelliklerle, yaşam biçimiyle etkileşime girerek değişiklik gösterebileceğini gösterir. Aile bütünlük (tutarlık) duygusu ölçeği sonuçları, katılımcıların aile bağları ve ilişkilerindeki tutarlılık düzeyini ortaya koymaktadır. Bu ölçekle elde edilen puan ortalaması, katılımcıların büyük bir kısmının aileleriyle tutarlı ve sağlıklı bir ilişki sürdürdüğünü göstermektedir. Ancak çarpıklık katsayısının yüksek olması, bazı katılımcıların aile ilişkilerinde daha fazla zorluk yaşadığını ve tutarsızlıkların daha belirgin olduğunu gösterebilir. Bu durum, sosyal medya bağımlılığı ile aile bütünlüğü arasındaki ilişkiye işaret eder. Bazı çalışmalarda (Abd Rahman ve Abdul Razak, 2019) sosyal medya kullanımının aile ilişkileri üzerindeki olumsuz etkileri vurgulanmıştır. Özellikle sosyal medya kullanımının aşırıya kaçtığı bireylerde, aile içindeki bağların zayıflaması ve bireylerin aile üyeleriyle daha az vakit geçirmesi gözlemlenmiştir. Bu çalışma da, sosyal medya bağımlılığı ile aile içi ilişkilerdeki tutarlılık arasındaki etkileşimin karmaşık bir ilişki olduğunu ve bu etkileşimin kişisel farklılıklar ile değişebileceğini göstermektedir. Özellikle sosyal medya kullanımının, aile içindeki ilişkiler üzerindeki etkilerini daha derinlemesine inceleyen çalışmalar, sosyal medya bağımlılığının, aile içindeki etkileşimleri değiştirdiği ve bu değişimin aile üyeleri arasındaki tutarsızlıklara yol açabileceği fikrini desteklemektedir (Aydın ve diğerleri, 2021). Ayrıca, sosyal medya kullanımıyla birlikte bireylerin aile içindeki bağlarını yeniden yapılandırmaları gerektiği yönünde önerilerde bulunan araştırmalar mevcuttur (Lee, 2024). Bu nedenle, aile içi etkileşimlerin güçlendirilmesi, sosyal medya bağımlılığının olumsuz etkilerinin önlenmesi açısından kritik öneme sahiptir.
Yapılan Pearson korelasyon analizi sonucunda, sosyal medya bağımlılığı ile aile bütünlük (tutarlık) duygusu arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Bu sonuç, literatürdeki bazı çalışmalara ters düşmektedir. Örneğin, sosyal medya kullanımının aşırıya kaçması, aile içindeki ilişkilerin zayıflamasına neden olabilir ve bu durum aile bütünlüğünü olumsuz etkileyebilir (Ho, Shin ve Lwin, 2019). Ancak bu çalışmada, sosyal medya bağımlılığı ile aile içindeki tutarlılık duygusu arasında belirgin bir ilişki bulunmamış olması, sosyal medya kullanımının aile bağları üzerinde her zaman olumsuz bir etki yaratmadığını ortaya koymaktadır. Bu durum, sosyal medya kullanımının kişisel ve çevresel faktörlere göre farklı etkiler yaratabileceğini ve aile ilişkilerinin karmaşık bir etkileşim süreci olduğunu düşündürmektedir.
Yapılan analizler sonucunda, katılımcıların sosyal medya bağımlılığına karşı tutumları arasında yaş, cinsiyet ve eğitim durumu gibi demografik faktörlere bağlı olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Bu bulgular, literatürdeki bazı çalışmalarla örtüşmektedir. Kuss ve Griffiths (2017), sosyal medya bağımlılığı ve demografik faktörler arasındaki ilişkilerin karmaşık olduğunu ve bireysel farkların önemli rol oynadığını belirtmişlerdir. Ayrıca, bazı çalışmalar, yaş ve cinsiyetin sosyal medya kullanım alışkanlıkları üzerinde etkili olduğunu öne sürse de (Yu ve Luo, 2021), bu çalışmalarda belirli gruplar arasında anlamlı farklar bulunmamış olması, sosyal medya bağımlılığının daha geniş ve evrensel bir olgu olabileceğini düşündürmektedir. Özellikle bu çalışmada yaş, cinsiyet ve eğitim düzeyinin sosyal medya bağımlılığına karşı tutumları etkilemediği görülmüştür. Bu bulgu, Subrahmanyam ve Šmahel (2011) tarafından da dile getirilen bir görüşü destekler: Sosyal medya bağımlılığı, belirli demografik gruplara özgü bir sorun olmaktan ziyade, genel bir toplumsal fenomen olarak kabul edilebilir. Ayrıca bu çalışmalarda, sosyal medya kullanımının bireylerin sosyal, psikolojik ve davranışsal özelliklerinden bağımsız olarak benzer düzeylerde bağımlılık oluşturabileceği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, yaş, cinsiyet ve eğitim gibi demografik faktörlerin sosyal medya bağımlılığını etkileyip etkilemediği konusu, bu çalışma ile bir kez daha tartışmaya açılmaktadır. Gelecekteki araştırmalar, daha geniş bir örneklem grubu kullanarak, sosyal medya bağımlılığının bireylerin yaşam biçimleri ve psikolojik durumlarıyla nasıl etkileşime girdiğini derinlemesine incelemelidir.
Sonuç: Bu çalışmada, katılımcıların sosyal medya bağımlılığına karşı tutumları arasında yaş, cinsiyet ve eğitim durumu gibi demografik faktörlere bağlı olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Sosyal medya bağımlılığı, demografik faktörlerden bağımsız olarak benzer şekilde algılanmakta ve etkilenmektedir.
Öneriler: Sosyal medya bağımlılığının önlenmesi ve yönetilmesi için demografik özelliklerden bağımsız bir yaklaşım benimsenmelidir. Gelecekteki araştırmalar, bireylerin sosyal medya kullanım alışkanlıklarını etkileyen psikolojik ve sosyal faktörleri daha derinlemesine incelemeli, eğitim ve farkındalık programları geliştirilmelidir.
Abd Rahman, A. A., & Abdul Razak, F. H. (2019). Social media addiction towards young adults emotion. Journal of Media and Information Warfare (JMIW), 12(2), 1-15. ISSN 1985-563X.
Akgül, A. (2022). Üniversite Öğrencilerinde Algılanan Ebeveyn Tutumları ile Beden Algısı Arasındaki Ilişkide Sosyal Medya Kullanımının Aracılık Rolü, Yüksek Lisans Tezi, Maltepe Üniversitesi, İstanbul.
Andreassen, C. S., Billieux, J., Griffiths, M. D., Kuss, D. J., Demetrovics, Z., Mazzoni, E., & Pallesen, S. (2016). The relationship between addictive use of social media and video games and symptoms of psychiatric disorders: A large-scale cross-sectional study. Psychology of addictive behaviors, 30(2), 252. https://doi.org/10.1037/adb0000160.
Antonovsky, A. (1987). Unraveling the mystery of health: How people manage stress and stay well. San Francisco, 175.
Arslan, Z., Emre, O., Varlıklıöz, K., Keskinkılıç, A. U., Alagöz, N., & Akto, S. (2022). Türkiye’de Sosyal Kaygı ve Sosyal Fobi İle İlgili Yapılan Lisansüstü Tezlerin İncelenmesi. Scientific Educational Studies, 6(2), 278-305. https://doi.org/10.31798/ses.1184319.
Arslankoç, S., Doruk, Ç. S., & Koçak, O. (2023). Genç Yetişkinlerde Dijital Bağımlılık Ve Öz-Kontrol İlişkisinde Psikolojik Sağlamlığın Aracı Rolü. Dicle Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, (34), 467-495. https://doi.org/10.15182/diclesosbed.1300592.
Aydin, S., Koçak, O., Shaw, T. A., Buber, B., Akpinar, E. Z., & Younis, M. Z. (2021). Investigation of the effect of social media addiction on adults with depression. In Healthcare (Vol. 9, No. 4, p. 450). MDPI. https://doi.org/10.3390/healthcare9040450.
Balcıoğlu, İ. (2021). Teknoloji bağımlılığı: Sosyal ve adli sorunlar. Turkiye Klinikleri Psychiatry-Special Topics, 14(1), 33-40.
Blackwell, D., Leaman, C., Tramposch, R., Osborne, C., & Liss, M. (2017). Extraversion, neuroticism, attachment style and fear of missing out as predictors of social media use and addiction. Personality and Individual Differences, 116, 69-72. https://doi.org/10.1016/j.paid.2017.04.039.
Braithwaite, V., Ti, L., Fairbairn, N., Ahamad, K., McLean, M., Harrison, S., … & Nolan, S. (2021). Building a hospital-based addiction medicine consultation service in Vancouver, Canada: The path taken and lessons learned. Addiction, 116(7), 1892-1900. https://doi.org/10.1111/add.15383.
Bütüner, R., Bütüner, N., & Bütüner, M. (2022). Ergenlerde sosyal medya bağımlılığı konusunda son beş yılda yapılmış çalışmaların incelenmesi. Journal of Information Systems and Management Research, 4(2), 17-34.
Daysal, B., & Yılmazel, G. (2020). Halk sağlığı gözüyle akıllı telefon bağımlılığı ve ergenlik. Turkish Journal of Family Medicine and Primary Care, 14(2), 316-322. https://doi.org/10.21763/tjfmpc.730254.
Demir, S. Z. (2021). Yetişkin Bireylerde Sosyal Medya Kullanımının Benlik Saygısı ile İlişkisi: Narsizimin Aracı Rolü. Yakın Doğu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 14(2), 245-271.
Demir, T. T., Peler, M., & Yıldız, A. G. (2021). Yabancı dil olarak Türkçe öğretimi alanında nicel araştırma yöntemleri kullanılarak yapılan lisansüstü tezlerdeki eğilimler. Uluslararası Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Dergisi, 4(2), 185-204.
Demirel M., Kaya A., Aksu HS ve Harmandar Demirel D. (2023) Genç Yetişkinlerde Sosyal Medya Bağımlılığı ve Serbest Zaman Tutumu: Algılanan Gelir Düzeyinin Rolü. NEU GASTRO, 2(2), 74-85. https://doi.org/10.54497.
Doyaroğlu, Ş., & Noyan, C. O. (2023). Sosyal Medya Kullanımı Ve Yaşam Doyum Düzeyı Arasındakı İlışkının İncelenmesı. Current Addiction Research, 7(2), 5-17. https://doi.org/10.32739/car.2023.7.2.217.
Duygulu, S., & Hepkon, Z. (2021). Teknolojik Bağımlılık mı Teknolojik Yeterlilik mi? Covit-19 Pandemisine Bağlı Olarak Artan Ekran Süresi Bağlamında Aile ve Öğretmenlerin Gençlerin Teknoloji Kullanımına Dönük Yaklaşımlarının İncelenmesi. In Communication and Technology Congress–CTC 2021. Doı No:10.17932/CTC.2021/ctc21.081.
Ektiricioğlu, C., Arslantaş, H., & Yüksel, R. (2020). Ergenlerde çağın hastalığı: Teknoloji bağımlılığı. Arşiv Kaynak Tarama Dergisi, 29(1), 51-64. https://doi.org/10.17827/aktd.498947.
Erişen, Y. (2023). Yetişkin bireylerde algılanan ebeveyn kabul-red düzeyi ile sosyal medya bağımlılığı arasındaki yordayıcı ilişkiler, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Gelişim Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İstanbul.
Erol, V. (2022). Sosyal medyanın Türk aile yapısına etkisi. Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Sosyal Ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi, 24(43), 1127-1139.
Griffiths, M. D., & Kuss, D. (2017). Adolescent social media addiction (revisited). Education and Health, 35(3), 49-52. https://doi.org/10.1080/10826084.2021.1958856.
Güney, M., & Taştepe, T. (2020). Ergenlerde sosyal medya kullanımı ve sosyal medya bağımlılığı. Ankara Sağlık Bilimleri Dergisi, 9(2), 183-190. DOI: https://www.doi.org/10.46971/ausbid.757713.2
Gürbüz Sait ve Şahin Faruk (2018). “Sosyal Bilimlerde Araştırma Yöntemleri” Seçkin Yayınları 5. Baskı Ekim.
Ho, H., Shin, W., & Lwin, M. O. (2019). Social networking site use and materialistic values among youth: The safeguarding role of the parent-child relationship and self-regulation. Communication Research, 46(8), 1119-1144. https://doi.org/10.1177/0093650216683775.
Jabeen, U., Sarvat, H., & Hashmi, Z. (2021). Smartphone addiction and family communication in adults. Humanities & Social Sciences Reviews, 9(3), 1288-1294.
Kaytanoğlu, H. (2021). Genç yetişkinlerde sosyal onay ihtiyacı, beden memnuniyeti ve sosyal medya kullanım amaçlarının sosyal medya bağımlılığı ile ilişkisi, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Gelişim Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü.
Kıran, S., Küçükbostancı, H., & Emre, İ. E. (2020). Sosyal medya kullanımının kişiler üzerindeki etkilerinin incelenmesi. Bilişim Teknolojileri Dergisi, 13(4), 435-441. https://doi.org/10.17671/gazibtd.693331.
Kovan, A., & Ormancı, N. (2021). Üniversite öğrencilerinin sosyal medyadaki gelişmeleri kaçırma korkusu ile sosyal medya bağımlılığı arasındaki ilişki: COVID-19 pandemi örneği. Erciyes İletişim Dergisi, (2), 125-145. https://doi.org/10.17680/erciyesiletisim.975976.
Kuss, D. J., & Griffiths, M. D. (2017). Social networking sites and addiction: Ten lessons learned. International Journal of Environmental Research and Public Health, 14(3), 311. https://doi.org/10.3390/ijerph14030311.
Lee, T. Y. C. (2024). Screening for Balance: The Relationship Between Overparenting, Parental Autonomy Control, Low Self-Efficacy, and Social Media Addiction Among Emerging Adults (Master’s thesis, The Florida State University).
Morris III, R., Moretta, T., & Potenza, M. N. (2023). The psychobiology of problematic use of social media. Current Behavioral Neuroscience Reports, 10(4), 65-74. https://hdl.handle.net/11577/3496987.
Sagy, S. (1998). Effects of personal, family and comunity characteristics of emotional reactions in a stress situation: The golan heights negotiations. Youth and Society, 29, 311-329.
Sotero, L., da Veiga, G. F., Carreira, D., Portugal, A., & Relvas, A. P. (2019). Facebook Addiction and Emerging Adults: The influence of sociodemographic variables, family communication, and differentiation of self. Escritos de Psicología-Psychological Writings, 12(2), 81-92.
Söner, O., & Yılmaz, O. (2018). Lise Öğrencilerinin Sosyal Medya Bağımlılığı Ve Psikolojik İyi Oluş Düzeyleri Arasındaki İlişki. Ufuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 7(13), 59-73.
Subrahmanyam, K., Smahel, D., Subrahmanyam, K., & Šmahel, D. (2011). Internet use and well-being: Physical and psychological effects. Digital youth: The role of media in development, 123-142.
Şahin C. ve Yağcı M. (2017). Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği- Yetişkin Formu: Geçerlilik ve Güvenirlik Çalışması, Ahi Evran Üniversitesi Kırşehir Eğitim Fakültesi Dergisi (KEFAD), 18,1, 523-538.
Şengönül, M., & Aydın, B. N. (2023). Genç yetişkinlerde sosyal medya kullanımına dair özellikler ile sosyal görünüş kaygısı ve yeme tutumları ilişkisi. Haliç Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 6(1), 113-134. https://doi.org/10.56206/husbd.1196068.
Uslu, M. (2021). Türkiye’de sosyal medya bağımlılığı ve kullanımı araştırması. Turkish Academic Research Review, 6(2), 370-396. https://doi.org/10.30622/tarr.933479.
Uzunoğlu, A. (2021). Dijital oyun ve bağımlılık. Yeni Medya, 2021(11), 116-131. Doi: 10.34189/ymd.2021.11.007.
Yıldırım, İ. (2021). Sosyal medya, dijital bağımlılık ve siber zorbalık ekseninde değişen aile ilişkileri üzerine bir değerlendirme. Anemon Muş Alparslan Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 9(5), 1237-1258. https://doi.org/10.18506/anemon.892144.
Yu, L., & Luo, T. (2021). Social networking addiction among Hong Kong university students: Its health consequences and relationships with parenting behaviors. Frontiers in Public Health, 8, 555990.
Yüksel, M. Y., Çini, A., & Yasak, B. Genç Yetişkinlerde Sosyal Medya Bağımlılığı, Yalnızlık Ve Yaşam Doyumu Arasındaki İlişkinin İncelenmesi. Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Dergisi, (40), 66-85. https://doi.org/10.33418/ataunikkefd.676402.
Yüksel-sahin, F., & Öztoprak, Ö. (2019). Ergenlerin sosyal medya bağımlılığı düzeylerinin benlik saygısına göre incelenmesi. IBAD Sosyal Bilimler Dergisi, 363-377. https://doi.org/10.21733/ibad.613902.
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.