Günümüzün hızla değişen dünyasında kaygı (anksiyete), sadece zihinsel bir huzursuzluk olarak kalmaz; çarpıntı, nefes darlığı, uyku bozuklukları veya sürekli bir tetikte olma hâli olarak bedene yerleşir. Birçok danışan, tıbbi tetkiklerinde fiziksel bir sorun saptanmamasına rağmen yaşadığı bu yoğun somatik belirtilerle baş etmekte zorlanır. “Ya kontrolümü kaybedersem?” veya “Ya kötü bir şey olursa?” şeklindeki felaketleştirici düşünce kalıpları, kişiyi sosyal, akademik ve mesleki hayatından kademeli olarak koparabilir.
Klinik pratikte kaygı yönetimi, sadece yüzeysel bir rahatlama tekniğinden ibaret değildir. Aşırı kaygı tepkilerinin kökeninde genellikle geçmişten gelen ve kişinin dünyayı “tehlikeli” olarak algılamasına neden olan “Dayanıksızlık” veya “Kusurluluk” gibi temel şemalar yer alır. Bu noktada semptomları sadece baskılamak yerine, bu bedensel tepkileri tetikleyen bilişsel ve duygusal kök nedenleri anlamak esastır.
Kaygının hem zihinsel hem de bedensel katmanlarına müdahale etmek için kanıta dayalı modern psikoterapi yöntemlerinden faydalanıyoruz:
Kaygı, hayatınızın kontrolünü eline almak ve yaşam kalitenizi kalıcı olarak düşürmek zorunda değildir. Klinik bir disiplin ve doğru metotlarla bu döngüden çıkmak mümkündür. Eğer yaşadığınız kaygı hâli günlük rutinlerinizi kısıtlıyorsa, profesyonel bir değerlendirme süreci için klinik randevusu oluşturabilirsiniz.
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.