Makaleler 24/07/2026

Neden Sürekli Aynı Şeyleri Düşünüyoruz? - Psk. Funda Cansu Gül Kaya

Funda Cansu Gül Kaya Psikoloji
Funda Cansu Gül Kaya
Psikoloji

Neden Sürekli Aynı Şeyleri Düşünüyoruz?

Hepimizin zihni zaman zaman söylediğimiz bir cümleye, zamanında duyduğumuz bir söze ya da gelecekte olma olasılığı bulunan bir ihtimale takılı kalabilir. Düşüncenin takılı kaldığı konu oldukça çeşitli olabilir ve kişiden kişiye farklılık gösterebilir.

Bazen bir pişmanlık, bazen küçük bir olasılık ya da yarım kalmış işler zihnimizi büyük ölçüde meşgul edebilir.

“Keşke öyle söylemeseydim.”

“Acaba bana kırıldı mı?”

“Ya beni yanlış anladıysa?”

İşin ilginç tarafı, bunu isteyerek yapmayız. Hatta çoğu zaman, “Artık bunu düşünmek istemiyorum.” deriz; ancak zihnimiz aynı düşüncenin etrafında dönmeye devam eder.

Sürekli olarak kafamızın içinde aynı düşüncelerin dönüp durmasına psikolojide ruminasyon adı verilir. Latince’de ‘‘ruminari’’ (geviş getirmek) sözcüğünden köken alan bu terimle daha önce karşılaştıysanız, bunun günlük hayatta sıkça kullandığımız “Ben çok düşünüyorum.” ifadesine oldukça benzeyen bir durumu tanımladığını söylemek mümkündür.

Ruminasyonu problem çözmeye yönelik düşüncelerden ayıran önemli bir nokta vardır. Bir problemi çözmeye çalışırken yaşadığımız durumu, nedenlerini ve hedeflerimizi doğal olarak derinlemesine düşünürüz. Problemin karmaşıklığı arttıkça zihnimizde kapladığı alan da artabilir. Ancak bu süreçte çözüm üretmeye yönelik bir planlama ve harekete geçme amacı bulunur. Ruminasyonda ise durum farklıdır. Burada herhangi bir problemi çözmeye yönelik ilerleme yoktur. Zihin aynı düşünceleri tekrar tekrar işler, ancak yeni bir sonuca ulaşamaz. Düşünceler döngü halinde devam eder ve kişiyi çözüme yaklaştırmak yerine aynı noktada tutar. Problem çözme ile ruminasyon arasındaki temel fark da tam olarak budur.

Peki kimler sürekli aynı şeyi düşünür?

Kaygı düzeyi normalden daha yüksek olan kişiler, mükemmeliyetçi özellikler gösteren bireyler, özgüven ve özdeğer sorunları yaşayan kişiler ruminasyona daha yatkındır. Biraz daha günlük bir dille ifade edecek olursak; anı yaşamakta zorlanan, hayatı akışına bırakmakta güçlük çeken, sürekli endişe duyan ve karar vermekte zorlanan kişilerde ruminasyon daha sık görülebilir.

Aynı zamanda literatürde, genetik yatkınlığın da ruminasyon üzerinde etkili olabileceği belirtilmektedir. Bunun yanında yarım kalan bazı işler ya da yeterince yaşanamadan, işlenemeden üzeri kapatılan duygular da ruminasyona neden olabilir.

Yani ruminasyon her zaman yapısal bir özellikten kaynaklanmaz. Bazen yalnızca bizim için yarım kalmış bir yaşantının doğal bir sonucu olarak da ortaya çıkabilir. Zamanında veremediğimiz bir tepki, yarım bıraktığımız bir iş, tutamadığımız bir söz ya da hak ettiğimizi alamadığımızı düşündüğümüz durumlar zihnimizin aynı düşüncelere tekrar tekrar dönmesine neden olabilir.

Sürekli aynı şeyi düşünmeyi durdurabilir miyiz? Ya da en azından bu düşüncelerin etkisini hafifletebilir miyiz?

Bu konuda kesin bir yargıya varmak elbette mümkün değildir. Ancak mevcut bilgiler, mindfulness egzersizlerinin ve bakış açımızda yapacağımız küçük değişikliklerin bile önemli ölçüde fayda sağlayabileceğini göstermektedir.

Düşüncelerimiz, duygularımız üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir. Bu nedenle geçmişe ya da geleceğe dair zihnimizde sürekli dönen düşüncelerin altında yatan temel inançlara odaklanarak daha işlevsel bir bakış açısı geliştirmeye çalışabiliriz. Bu ilk başta zor gibi görünse de zihnimizi istediğimiz yöne yönlendirebilmek, düzenli pratikle güçlenebilen bir beceridir.

Çünkü duygularımızı belirleyen yalnızca yaşadığımız olaylar değildir; o olaylara, kişilere ve deneyimlere yüklediğimiz anlamlardır. Özellikle yarım kalmış yaşantılarda duygular da çoğu zaman yarım kalır. Geçmişte yaşanan olayları ya da kişileri yeniden düşündüğümüzde, yalnızca düşüncelere değil, ortaya çıkan duygulara da dikkat etmek önemlidir. Belki de o duyguların bastırılmadan yaşanmasına ve doğal sürecini tamamlamasına izin vermek gerekir. Olumsuz duyguları yaşamaktan kaçındıkça, bazen onları zihnimizde daha uzun süre taşımaya devam edebiliriz.

Ruminasyonun etkileri yalnızca gün içinde yaşadığımız zihinsel yorgunlukla sınırlı değildir. Zihnimiz aynı düşünceler etrafında dönmeye devam ettiğinde, bu yükü çoğu zaman gece de taşır. Bedenimiz uykuya geçmiş olsa bile zihnimiz tam anlamıyla dinlenemeyebilir. Bunun sonucunda ise birçok kişi yeterince uyuduğunu düşünmesine rağmen sabah dinlenmiş hissetmediğini fark eder. Aslında son yıllarda sıkça duyduğumuz “Sabahları neden bu kadar yorgun uyanıyorum?” sorusunun altında yatan nedenlerden biri de zihnimizin gün boyunca ve hatta gece boyunca taşıdığı bu yük olabilir. Bu konu ile ilgili daha fazla bilgi edinmek isterseniz, ‘‘Sabahları Neden Daha Yorgun Uyanıyoruz?’’ makaleme göz atabilirsiniz. Makale bağlantısı: https://www.doktortakvimi.com/blog/sabahlari-neden-daha-yorgun-uyaniyoruz-psk-funda-cansu-gul-kaya

Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.

DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.


www.doktortakvimi.com © 2025 - Doktor bul ve randevu al

Bu web sitesi çerezleri kullanıyor.
Tarayıcınızda çerezlerle ilgili ayarları düzenleyebilirsiniz.