Röportaj

Yaptığınız iş ile ilgili en sevdiğiniz 3 şey nedir?

Yaptığım işin en sevdiğim yanı hastaların yüzündeki acı dolu ifadeyi saniyeler içinde geçirebilme yetisi herhalde. Örneğin acile ağrı içinde başvuran acı ile kıvranan omuz çıkığı hastasında, yaptığım manevralarla saniyeler içinde eklemin yerine oturması ve sadece 10 sn sonra hastanın yüzüme gülerek bakması tarif edilemeyecek bir mutluluk. Diğer yandan poliklinikte her kesimden insanlarla tanışabilme düşüncelerine, ulaşabilme sansını çok seviyorum. Bu durumu kendimi sosyal olarak geliştirmek için çok önemli görüyorum. Çünkü herkesten öğrenilecek bir şeyler olduğunun farkındayım. Son olarak da zor şeyleri başarma hissini seviyorum. Özellikle omurga cerrahisi Dünyada ve Türkiye’de çok fazla doktorun uğraştığı bir konu değil. Böyle hassas bir konuda çalışmak beni hep daha iyiye ulaşmak için motive ediyor.

Internet ve teknoloji işinizi ne şekilde kolaylaştırdı?

İnternet bence içinde bulunduğumuz yaşamın en önemli donum noktalarından biri. Tıp fakültesini bitirirken bir makale gerektiğinde veya tez yazarken kütüphanede dergi aramak, aradığın dergiyi bulamayınca nasıl bulacağım diye düşünmek çok zor günlerdi. Şimdi ise 3 gün önce yayınlanmış önemli bir makaleye evimin konforunda 3 tuşa basarak erişebiliyorum. Böylece kendi alanımda ki yenilikleri takip etmek çok daha kolay hale geldi. Benzer şekilde değil yurtiçindeki yurt dışındaki bir hastamın bile acil koşullarda cep telefonuma gönderdiği direk grafi fotosu ile tedavisine ortak olmama olanak veriyor. Ayrıca bende kendi hastanemdeki acil tetkiklere hastaneye ulaşmadan bakabiliyor gereken talimatları hastaneye varmadan verebiliyorum.

Bu uzmanlık alanını tercih etme sebebiniz nedir?

Tıp fakültesi öğrencisiyken doktor dendiğinde aklıma, beyaz giyinmiş biri değil hep yeşil ameliyathane kıyafetleri içerisindeki biri gelirdi. Bu yüzden cerrahi branş seçmem çok doğaldı. Diğer yandan her zaman mekanik aletlere ilgim vardı. Tamir yapmayı, izlemeyi alet kullanmayı severdim. Tüm ilgi alanlarımı birleştiren branş ise ortopedi ve travmatoloji idi. Ortopedist olduğum için gerçekten çok mutluyum. İşimi severek yapıyorum.

Görev yaptığınız süre içerisinde sizi keyiflendiren veya aklınızda kalan bir vaka veya olayı bizimle paylaşmak ister misiniz?

Tüm doktorları olduğu gibi bir hastamızı iyi görmek beni de çok mutlu ediyor. Yıllar önce bilateral Pes ekinovarus (çarpık ayak) nedeniyle tekrarlayan alçı tedavisi yaptığım bir hastam vardı. Doğum yılı benim oğlum ile aynı idi. Başarılı bir tedavinin ardından 2 yaşından sonra benimde tayinim çıkması sebebi ile hastamızı tekrar görememiştim. Yaklaşık 9 yıl sonra oğlumu futbol antremanı için götürdüğüm bir halı sahada başka bir kulüp ile ile maçlarını seyrettim. Karşı takımda fırtına gibi oynayan on yaşlarında bir çocuk vardı. Açıkçası ben de çok beğenmiştim çocuğun futbol oynayışını. Maç bitip çocuklar dağılırken bu çocuk yanıma biri ile geldi ve “hocam verin elinizi opeyim” dedin. Ben ne olduğunu anlamaya çalışırken Babası “hocam hatırlamadın mı bu hastanız Emirhan” dedi. Az alçı yapmadınız diye devam edince bende hemen hatırladım kendisini ve aileyi. Kendileri ile hala görüşüyoruz. Tedavisiz kaldığında tamamen sakat olacak bir çocuğun hiçbir kısıtlama olmaksızın ayaklar ile oynanan bir spor yapması ve yılar sonra beni tanımaları beni oldukça keyiflendirmişti. Bu mesleğin para ile satın alınamayacak mutluluklarından birini yaşamıştım.

Mutlaka zor bir meslektir, o yüzden şöyle soralım: Mesleğinizin kendine özgü zorlukları nelerdir?

Doktorluk başlı başına zor bir meslek. Daha öğrenci iken başka bölümde ki arkadaşlarınız bahar partilerinde eğlenirken siz hastanede nöbet tutmaya başlarsınız. Acilde tek heki olarak yüzlerce hasta ile boğuşurken kadir kıymet bilmeyen insanlarla karşılaşmanız olasıdır. Evlilik yıldönümü yemeğine , çocuğunuzun doğum gününe, çocuğunuzun un ilk okul günlerine hatta karne günlerine 1 defa bile katılabilirseniz şanslısınızdır. Ortopedi açısından baktığınızda ise asistanlığı ve uzmanlığı çok zor bir branştır. İlk nöbetinizden itibaren uykusuzluğa başlarsınız. Kendimden bir örnek verecek olursam ortopedi uzmanlığına başlamadan önce uykuya dalmakta çok zorlanırdım. Yatağa girdikten 3 saat sonra bile saatin çalmasını duymuşluğum vardır. Ama ihtisasımın ilk günü nöbet tutmuştum ve kıdemlim ile beraber o gece sabaha kadar ameliyat yapmıştık. Ertesi gün de normal mesai devam ettiğinden 36 saat hiç uyumamıştım. Takip eden nöbetler de bundan farklı değildi. Artık uyumam için sadece bir sandalye ve 15 dakikalık boş bir zaman yeterli. Koltukta, gürültüde, ışıkta hiç fark etmez hemen uyuyabiliyorum. Kronik yorgunluk hiç geçmedi ve geçecek gibi de durmuyor. Diğer yandan ortopedi alt dalı olarak ilgilendiğim 2 bölüm var bunlar extremite rekonstrüksiyonu (bacak uzunluk farkı, kaynamayan kırıklar, çeşitli defalar ameliyat olmuş enfeksiyonlu, deformite gelişmiş extremiteler veya doğuştan gelişen deformiteler) ve omurga cerrahisi (skolyoz kamburluk, spinal stenoz (bel daralması). Omurga cerrahisinde özellikle deformitge olgularında 6 saat süren ameliyatlar ve bunlarda omuriliğin yanında çalışmak yaptığın en ufak bir hatanın hastayı felç edebileceğini bilmek ; ekstemite rekonstrüksiyonun da ise daha önce 5 kez ameliyat olmuş bir hastanın artık iyice yorulmuş kemiğinin son şansı olduğunu bilmek ameliyat sırasında her şeyin düzgün olması için defalarca çektiğimiz skopi ye bağlı aldığımız radyasyon ilk aklıma gelen zorluklar.

Sizce hekim olmak için bir insanın hangi vasıflara sahip olması gerekir?

Hekim olmak için bence ilk gereken insanı sevmek. Çünkü eğer sevmezseniz altından kalkılabilecek bir meslek değil. Bir hekim çok iyi empati yapma yetisine sahip olmalı, en zor şartlarda bile sakin kalabilmeli. Çabuk karar verebilmeli dakikalar içinde verdiği kararı, durumu tekrar analiz edebilmeli ve gerekirse kararını tekrar değiştirebilmeli. Ve tabi en önemlisi çalışkan olmalı. Tembel, çalışmayı sevmeyen hiçbir insanın doktor olabileceğine olsa bile mesleğini devam ettirebileceğine inanmıyorum.

Son olarak hastalara yönelik tavsiyeleriniz varsa paylaşır mısınız?

Hastalar bizim en değer verdiğimiz kişiler. İnanın yeri geldiğinde çocuğumuz evde ateşler içinde yatarken biz çocuklarımızı evde bırakıp onların yanına geliyoruz haberleri bile olmuyor. Hiçbir hekimin onların kötülüğüne çalışmadığını unutmasınlar. Verilen tavsiyeleri uygulasınlar komşunun hastalığının kendilerinin hastalığından farklı olduğunu unutmasınlar. İnternetten tabi araştırsınlar okusunlar ama maalesef buralarda her yazılanında doğru olmayabileceğini akıllarında tutsunlar.