İlgili makaleler Romatolog Listesi

Röportaj

Yaptığınız iş ile ilgili en sevdiğiniz 3 şey nedir?

1. İnsanların ağrısını dindirmek

2. Çok değişik insanlarla tanışmak

3. Yaptığım işin karşılığının maddi olmaktan çok manevi olması

Internet ve teknoloji işinizi ne şekilde kolaylaştırdı?

Tahmin edilemeyecek kadar çok kolaylaştırdı. Bu nedenle 21. yüzyılda yaşamaktan çok mutluyum. Hem bilgiye ulaşmak, hem hasta kayıtlarını kaybolmadan tutmak hem de hastaların bana kolaylıkla ulaşmalarının sağlanmış olması bizden önceki nesillerde görülmemiş bir olaydır.

Bu uzmanlık alanını tercih etme sebebiniz nedir?

Ben hep dahiliyeci olmak isterdim. Nitekim 1974’te İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Kürsü’sünün açtığı sınavı kazanarak İç hastalıkları uzmanlığına başladım ve 1978 yılında İç hastalıkları uzmanı oldum. Bizim zamanımızda yani 1970’li yıllarda yan dal uzmanlığı yapmak isteyenler için şimdi olduğu gibi merkezi sınavlar yoktu. Bilim dalı başkanlarının, beğendiği birine teklif yapması ve bir kadro bulunması yeterli olurdu. Romatoloji Bilim Dalı başkanı Prof. Dr. Nihat Dilşen de bana “bizimle çalışır mısın?” dedi, ben de kabul ettim. 1978 yılında İstanbul Tıp Fakültesi İç hastalıkları Anabilim Dalı Romatoloji bilim dalında başasistan olarak çalışmaya başladım.

Görev yaptığınız süre içerisinde sizi keyiflendiren veya aklınızda kalan bir vaka veya olayı bizimle paylaşmak ister misiniz?

İç hastalıkları ihtisası yaparken, o zamanlar ayrı bir anabilim dalı olmayan ve İç hastalıklarının bir bilim dalı olan kardiyolojide çalışıyordum. Akut miyokard infarktüsü nedeni ile Koroner Yoğun Bakım Ünitesi’nde yatmış ve düzelince serviste benim baktığım yataklardan birine yatırılmış Ahmet Bey isminde 60 yaşlarında bir hastam vardı. Taburcu olduktan sonra arada hastaneye gelir, beni bulur, şikayetlerini anlatır veya emekli karnesine ilaçlarını yazdırırdı. Bir Cuma sabahı geldi, muayene ettim, “Ahmet Bey sizi çok iyi buldum, durumunuz çok iyi, maşallah her şey normale dönmüş” dedim. Çok sevindi, ilaçlarını yazdım, gitti. Pazartesi sabah kızı geldi. Doktor bey, babam Cuma günü size gelmişti, eve çok mutlu döndü, yemeğe oturduk, yemek boyunca sizin onu ne kadar iyi bulduğunuzu, kendini de artık çok iyi hissettiğini büyük bir sevinçle anlattı. Yemek bitince salona geçti ve orada aniden öldü, ben de size teşekküre geldim dedi. Şaşkınlık ve üzüntü ile,ne teşekkürü dedim. Babama öyle güzel sözler söylemişsiniz ki babam eve geldiğinde mutluluktan uçuyordu ve sayenizde çok mutlu öldü, hakkınızı helal edin, dedi.

Mutlaka zor bir meslektir, o yüzden şöyle soralım: Mesleğinizin kendine özgü zorlukları nelerdir?

Her mesleğin kendine göre zorlukları vardır. Bence bizim mesleğin en zor tarafı hep dertli ve ızdıraplı insanlarla uğraşmaktır. Her hastayı iyi etmek te mümkün değildir. Bu da sizi üzer. Bazen insanların beklentileri de çok yüksek olur. Şikayetlerinin %99’u geçtiği halde, ben hala tam iyi olamadım diyen hastalar da vardır. Ama sonunda, yaptığınız tedavi ile sağlığına kavuşan hastaların size duyduğu minnet ve sevgi yaşadığınız bütün zorlukları unutturur.

Sizce hekim olmak için bir insanın hangi vasıflara sahip olması gerekir?

1. İyi ve dürüst bir insan olmak

2. Sabırlı, şefkatli ve hastaya saygılı olmak

3. Bilgili olmak

Son olarak hastalara yönelik tavsiyeleriniz varsa paylaşır mısınız?

1. Hekimin de bir insan olduğunu kabul ederek onu anlamaya çalışmalı

2. Hekime saygı göstermeli

3. Hekimin söylediklerini dinlemeli ve tavsiyelerine uymalı